Akdenizli ve Avrupalı Genç Sanatçılar Bienali – Üsküp 3-12 Eylül

14.sü yapılan bu gezici bienal, merkez dışı, daha küçük kentleri seçmeye başladığından beri, bu yerler sanatçılar, delegasyonlar ve uluslararası ziyarteçiler için belki de sergilenen yapıtlardan daha fazla ilgi çekici ve düşündürücü oluyor. Üsküp’te de durum böyleydi. Makedonya, Sosyalist Yugoslavya yonetminin parçasıyken de Bosna-Hersek, Kosova ve Karadağ ile birlikte daha az gelişmiş güney devletlerinden biriymiş. 1991’de bağımsızlığını, yumuşak (diğer eski Yugoslavya devletlerindeki savaş ve kıyımlar burada yaşanmamış) bir ayrılmayla elde ettikten sonra da serbest ekonomiye geçiş sıkıntıları, bölgedeki ambargolar ekonomik ve sosyal toparlanmayı geciktirmiş. 2005’de işsizlik %37 civarindaymış. Tuhaf biçimde sosyalist rejimden daha dün çıkmış gibi yanıltıcı bir hisse kapılsanız da, ulaşımda, binalarda, sokaklarda görülen aşınmışlık ve bakımsızlığın aslında bu ‘bekleme’ döneminin uzamasndan kaynaklandığını hesaplıyorsunuz. (Bir duvar çizimi yapmak isteyen Sümer’e önerdikleri bir galeri duvarının daha sonra nasıl boyanıp kapatılabileceği önemli bir sorun yarattı. Müze idaresinden bir kez daha onay alınması gerekti). Büyük bir makinanın parçası olmuş ülke yeni mekanizmalara eklemlenmeyi bekliyor. Nato’nun 1998-99 Kosova müdahalesi sırasında Üsküp’ü üs olarak kullanması şehri canlandıran bir dönem olarak anılıyor. Şimdi de öncelikli hedeflerin başında ülkenin Nato’ya tam üyeliği geliyor. Ardından öncelik Avrupa’da serbest dolaşım ve sonra da tam üyelik.

Öte yandan bu aşınmışlık (ama coğu 60lı yılların sosyalist modern mimarisinin eseri olan şehrin yeni kısmındaki), yavaşlık, günlük hayatın yenilik fetişizminden uzaklığı, global zincirlerin eline geçmemiş olması bir rahatlık ve hafifleme hissi de yarattı bizlerde. Belki de sadece bende.Görülen ama bakılmayan bir yer, gözlerin haritada bile üzrinden kayıp geçtiği bir yer.  Bir zaman ve yeri çağrıştırdı. Ankara? Ama en az 20 yıl öncesi. Türkiye ile olan tarihsel ve kültürel ortaklıklar da sanırım şu sıralar Tv dizilerine ekonomik ve taze bir kaynak sunuyor ve derinine inmeden sıkça hatırlanıyor.
Bienal sergisi yavaş ve aksaklıklarla da olsa kuruldu. Bu genç sanatçılar fuarında en önemli kazanım sanatçıların kurduğu yeni bağlantılar – sanatçılar, küratörler ve kurumlarla. Türkiye’den katılan Sümer Sayın ve Merve Ertufan bienal sergisine katılan sanatçılar içinden dokuzuna verilen Res Artis residency awards’u kazandılar http://www.bjcem.org/content.asp?type=article&article_id=146.
Katılan bütün sanatçılara tebrikler ve teşekkürler.

soldan sağa: (üst sıra) melisa önel, nihal martlı, damla tamer
(alt sıra) sümer sayın, merve ertufan