Ex-it 2007

Yoko Ono, Exit , 2007 ‘Open City’, Kasa Galeri
Fikirlerini önemsediğimiz bir akademisyen bu iş için ‘Yoko Ono için fazla anıtsal bir iş’ demişti. Bu anıtsallık hissi Kasa’daki yerleştirmede biraz daha belirgindi belki de. Eser daha sonra Ono tarafından İstanbul Modern’e bağışlanmıştı. (David Elliott dönemi olmalı sanırım)

Daha az anıtsal, bu yüzden de Ono’nun pratiği açısından daha tanıdık bir yerleştirme fazla dikkat çekmemiş olabilir. Kısa süreyle kalmışlardı yerlerinde:

‘imagine peace/barışı düşle’ billboard afişleri hakkında bir izleyici yorumu:

?sağ birleşmiş sıra soldaymış, 1 mayısta boyumuzun ölçüsünü şehircene almışız, şeriatmış, darbeymiş, düşünmemeli sadece çalışmalıymışız, türkiyeymiş, dünyaymış derken karanlığa sürüklenen ruhumu aydınlatan, görüldüğü anda güneş açmış hissi yaratan yoko ono dileği.?[1]

[1] www.eksisozluk.com – ?barisi dusle?

3-12 Eylül

http://bjcem.org/default.asp

Eylül’de

book people

book people
Osvaldo Romberg at the Penn Library

http://www.osvaldoromberg.com/

ÖDEŞME – fotoğraflar

İade-i Ziyaret: Proje deneyimleri üzerine bir sunum

23 Mayıs, saat:16:00, Kasa Galeri

proje tanıtımı: Serra Özhan (proje koordinatörü)
konuşmacılar: projenin sanatçılarından Zeren Göktan, Deniz Gül, Ceren Oykut

 

Apartman Projesi şu sıralar son projesi ?İade-i Ziyaret? üzerine çalışıyor. Katılımcı sanatçıları Endam Acar, Selda Asal, Volkan Aslan, Fatma Çiftçi, Zeren Göktan, Deniz Gül, Gözde Ilkin, Ceren Oykut, Gökçe Süvari ve Sophia Tabatadze projenin ilk ayağını Nisan 2009?da Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve İran?ı ziyaret ederek gerçekleştirdiler.

Sınırların yarattığı fiziksel, politik ve düşünsel engelleri sorgularken, ortak kültürel bir değer olan iade-i ziyaret projenin çıkış noktasını oluşturdu. 

Sanatçılar kimi zaman kendilerine ayrılan minibüslerle kimi zaman tren ve otobüslerle ülkeler arasında yaptıkları yolculuğun, sınırların, kaldıkları coğrafyanın orada ve o anda doğurduğu, bir arada olmanın, paylaşmanın getirdiği farklı deneyimler ve düşüncelerle deneysel bir çalışma gerçekleştirdiler.

Gürcistan, Ermenistan, tekrar Gürcistan, Azerbaycan ve İran?a olan ziyaretlerden ve her ülkeden iki sanatçının Temmuz ayında İstanbul’a iade-i ziyaretleri üzerinden oluşturulacağı için projenin ismi ?iade-i ziyaret?: Bu ülkelerdeki sanatçılar ve bizim tanıdık olduğumuz bir kelime; bağlayan bir isim.

 

 

 

Proje sergisi 14 Kasım ? 19 Aralık 2009 tarihleri arasında Tütün Deposu?nda gerçekleşecek.

 

Ödeşme – Bağışlama

[Bağışlamanın] projesi belleği silip atmak değildir. Unutmak değildir. Tersine borcu affetme projesi, unutulanı önemsememekle kıyaslanamaz. Bağışlama bir tür bellek tedavisidir, yasın sonudur. Borcun ağırlığından kurtarılarak bellek büyük projeler için serbest kılınır. Bağışlama belleğe bir gelecek kazandırır.

Paul Ricoeur

 

Yeni Sergi. Ödeşme/Getting Even

20 Mayıs’ta.
Sanatçılar: Assaf Gruber, Lia Lapithi, Devrim Kadirbeyoğlu
Küratör: Işın Önol

Assaf Gruber - Matchpoint
Assaf Gruber – Matchpoint, video still

Defterden


Belki oldukça modası geçmiş bir uygulamadır galeri veya müzelerde ziyaretçi defteri tutmak. Ancak biz devam ediyoruz ve zaman zaman da gayet yerinde ve belki de hiç düşünmediğimiz yorumlar kısacık cümlelerle yazılmış oluyor oraya. Aklımda kalan veciz cümlelerden biri Yoko Ono sergisi sırasında yazılmıştı; ‘A bit too nice.’
Geçen gün de yukarıdaki metin yazılmıştı deftere. En yakın zamanda Arapça okuyabilen birilerinden yardım isteyeceğim. Belki de görünüşü gibi şiirsellik taşıyordur, ya da değil.

EK1: Lübnanlı bir arkadaştan yazının Arapça olmadığını öğrendim. Bu da birsey. Artık Farsça olduğu fikrindeyiz. Çözmeyi umuyoruz.

 EK2:  Oldukça dolaylı yardımlar sonucu gizem çözüldü. Tabii gizemin kendisi ortaya çıkan anlamdan çok daha ilginçti. Amirali Ghasemi yazının Farsça harflerle yazılmış Türkçe bir not olduğunu söyledi ve Azadeh Ramezani’ye yönlendirdi. O da şu yanıtı yazdı:
sanırım azeri biri yazmiş. böyle yazmiş:

“merhaba
Sergiyi sevgilimle berabar gezdik, çok beğendik, ellerinize ve emeğinize sağlik
saygilar ve sevgiler
Eltar( İlter galiba) Suleymanof ve Aykut Guersu
27.04.2009”

teşekkürler ilter ve aykut. şaşırtıcı değil, bir iyi dilek notu. ama okunabilmesi için birçok kişinin yardımı gerekti.

Sempozyum, 4-7 Mayıs

Portraits of Transculturalism

 

is an international symposium that will take place across three cities: Istanbul, London and Venice showcasing international artists and curators. Portraits of Transculturalism is sponsored by Sabanci University and the Sakip Sabanci Museum in collaboration with the Department of Curating Contemporary Art at the Royal College of Art – London, CRUMB Curatorial Resource for Upstart Media Bliss at the University of Sunderland, The National Portrait Gallery – London and Istanbul Modern.
The symposium will provide a platform to discuss the role
played by transculturalism in reshaping national identities and howthese changes are represented in visual arts, curatorial studies and artistic practices.

 

The first part of the symposium will take place in Istanbul and will see the participation of Prof. Beryl Graham and Dr. Sarah Cook from CRUMB at the University of Sunderland; Hasan Bulent Kahraman art critic and Associate Professor at Sabanci University; Levent Calikoglu, Chief Curator of Istanbul Museum of Modern Art; Paolo Colombo Art Advisor at Istanbul Museum of Modern Art; Dr Zeynep Yasa Yaman at Hacettepe University; and Emma Black from the National Portrait Gallery.
The discussions will focus on the role played by transculturalism in contemporary visual arts and curatorial studies. The symposium will be chaired by Lanfranco Aceti, artist, curator and Associate Professor in Contemporary Art and Digital Culture at Sabanci University.

 
The symposium will offer the opportunity to artists and curators to interact and develop new

projects and ideas for future exhibitions and international collaborations on transculturalism, contemporary portraiture in traditional and new media as well as identity related themes.

Please see the symposium page http://www.lanfrancoaceti.com/event2/index.html

for complete list of speakers and information about the symposium venues.

3 yıl önce bugün

6 Nisan 2006’da Kasa Galeri’de Mutlu Çerkez’in kişisel sergisi açılmıştı. Çerkez Melbourne/Avustralya’da yaşayan, Kıbris asıllı bir sanatçıydı. 6. İstanbul Bienali’nde yer almıştı ama ben işlerini Lewis Johnson’in dersinde ve onun üzerine yazdığı yazısı sayesinde tanımıştım.
Mutlu’nun ve buradaki sergisinin trajik öyküsünü belki artık birçok kişi duymuştur ama bu yıldönümü vesilesiyle buraya da yazmak gerekir gibi geliyor.
2005 yılı ortalarında Mutlu’ya sergi teklifi yapmıştık. Sevinerek kabul etmişti ve zaman içinde sergi planı hakkında yazışmaya devam etmiştik. Sonra 2005 Aralık ayının son günlerinde Melbourne’daki galerisinden şok edici bir e-mail aldık. Mutlu yaşamına son vermişti. Nasıl hissettiğimizi anlatmak imkansız. Çok üzücü, sarsıcı, sersemletici bir haberdi. Sanatçı dostları hemen ardından http://mutlucerkez.blogspot.com/  adresinde hislerini, anılarını anlatmışlar. Evrim Altuğ da incelikli, duygulu şu yazıyı yazmıştı. http://www.gazetem.net/ealtugyazi.asp?yaziid=197 
Sergi planları yürümeye devam etti. Sanatçı arkadaşı  Callum Morton sergi yerleşimi için İstanbul’a geldi. Eserler galerisi tarafından yollandı. Kızkardeşi de açılışa katıldı. Küçük bir broşür basıldı. O broşürden:
        
 ?Saatler, dakikalar ve saniyeler yerine albümler, şarkılar ve ritimleri kullanıyordu.   Birbirini takip eden iki şey arasındaki devrenin uzunluğu tekrar tekrar çalınan belli bir şarkının uzunluğuna eşitti. Temelde, zamanın aksine müziğin geriye, ileri alınabileceğini, durdurulup tekrar çalınabileceğini bilmek güzeldi…Şarkıların döngüsel hareketi, çizgisel zamanın dönüşsüzlüğünün yükünü azaltırdı.? Elif Şafak, Araf, s.80
Mutlu Çerkez?in üretimi, devamlılık gösteren bir dökümantasyonu içermesi ve işlerin zamansal bir örgüyle birbirine tutturulmuş sistematik yapısıyla, çoğunlukla kavramsal sanat olarak tanımlanıyor. Bunun yanı sıra büyük bir keskinlik ve yetkinlikle yapılmış, sanatçının kendini resmederken resmedildiği oto portrelerle de geleneksel üretim metodlarını sanat pratiğinin bütünü içinde kullanmaya devam ediyor. Çerkez?in son olarak tamamladığı, Led Zeppelin konserleri ve aynı gün Picasso?nun yaptığı çizimleri birleştiren serisi ve sanat üretimine yeni başladığı yıllarda yaptığı metal para baskılarını da içeren sergi bir yanıyla mütevazi bir retrospektif olarak da görülebilir.

Sergi Mayıs başında sona erdi, eserler toplandı ve taşıyıcı firmaya teslim edildi. Firma işlemleri yaptı ve gönderim için gümrüğe bıraktı. Ve 24 Mayıs’ta Atatürk Havalimanı kargo bölümünde bir yangın çıktı ve Mutlu’nun işleri de oradaydı. Birkaç hafta sonra eserlerinin tamamen yandığı bildirildi. Mutlu’nun geride bıraktığı eserlerinin bir kısmı da bu şekilde yok olup gitmişti. Bu inanılmaz ve ürpertici olay üzerine Evrim bir yazı daha yazdı http://www.gazetem.net/ealtugyazi.asp?yaziid=214

Şimdi üç yıl sonra hala tüm bunları tam da anlayamayarak ama hala çok üzülerek anıyoruz.