Sakıp Sabancı’nın anısına sahip çıkmak

Ülke olarak farklı bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde, hepimiz bir çok durumu aynı anda değerlendirmek zorunda kaldık. Geçtiğimiz günlerde ise üzerine düşündüğümüz durum doğrudan bizi ilgilendiriyordu. Çünkü kampüsümüzle ilgili bir iddia atılmıştı ortaya. İşte tam da bu olayın ardından  bir arkadaşımız bize üniversitemizin kampüsünü anlattı. Ömer Tanrıkulu’nun adeta araştırmacı gazeteci titizliği ile kaleme aldığı yazıyı herkes gibi Radikal Blog‘dan okuduk. Hemen kendisi ile kendi blogumuzda da yayınlamak üzere bir röportaj talep ettik. Sağolsun kırmadı bizi…

Merhaba Ömer, öncelikle bize biraz kendinden bahseder misin?

2008 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi?nden mezun oldum ve üniversite hazırlık sürecinde çok istediğim Sabancı Üniversitesi?ne girdim. Bir dönem İngilizce hazırlık okuduktan sonra lisans eğitimime başladım ve 23 Haziran 2013?de Üretim Sistemleri Mühendisi olarak mezun oluyorum.

Böyle bir araştırma yapmaya nasıl karar verdin?

Açıkçası başbakanımızın konuşmasından önce de yazıda bahsettiğim bilgilerin çoğuna sahiptim. Sakıp Sabancı?nın çoğu kitabını ve anılarını okumuştum. Aynı zamanda birkaç sene önce konuyu merak edip üniversitemizin bulunduğu arazi hakkında internette araştırma yapmış ve TBMM tutanaklarından birinin ilgili kısmını okumuştum. Okuldaki 5 senem boyunca da konuyla ilgili birçok yazı ve röportaj okudum. Bunları bilen biri olarak Sabancı Üniversitesi?nin hedef alınmasından dolayı şok oldum ve üzüldüm. Daha önce planlamadan bilgisayar başına oturdum, araştırmalarla beraber uzun saatler sonrasında yazıyı tamamladım. Bir yanlış anlaşılmaya karşı üniversitemi savunmak, insanları bilgilendirmek gibi bir sürü sebebi var ama aralarında Sakıp Sabancı?nın anısına sahip çıkmak ağır basıyor diyebilirim.

Üniversitemizin hiç araştırılmadan böyle bir zan altında bırakılmasını nasıl değerlendiriyorsun?

Araştırılsın veya araştırılmasın, aynı konu sadece Koç Üniversitesi için sürekli gündeme gelirken Sabancı Üniversitesi?nin bir anda konuya dahil olmasını anlamakta halen güçlük çekiyorum.Sabancı Grubu benim görebildiğim kadarıyla üniversitemiz de dahil olmak üzere birçok projede devlet ve hükümetle işbirliği içerisinde oldu. Mesela Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi, SUNUM?un açılışını bizzat başbakanımız yaptı. Açılış sırasında yapılan konuşmalarda hükümetin ve üniversitenin birbirini desteklediğini net bir şekilde görmüştük. Bunları dikkate alacak olursak konuyla ilgili bir yanlış anlaşılmanın veya yanlış bilgilendirmenin olduğuna inanmak istiyorum.

Dünden bugüne Sabancı Üniversitesi kampüsü fotoğraf galerisi

Blog yazında olduğunu biliyorum, ama kısaca üniversitemizin üzerinde bulduğu araziye karşı kuruluş aşamasından itibaren bugüne kadarki tutumunu tekrar özetler misin?

Sabancı Üniversitesi ile ilgili ilk ciddi toplantı 28 Temmuz 1984 tarihinde yapılıyor. İlk olarak Maslak?ta bomboş bir arazi bulunuyor ve kampüsün oraya yapılması planlanıyor ancak arazinin tahsisine ilişkin dönemin devlet başkanı Kenan Evren ile yapılan görüşme olumsuz sonuçlanıyor. Bu gelişme üniversitenin açılışının ertelenmesine sebep oluyor. Daha sonra şu anda kampüsün bulunduğu Tuzla?daki arazi bulunuyor. Planlarda ?ağaçlandırılmış bir saha? olarak geçen arazinin büyük bir kısmı bozuk makilik çıkıyor, yani arazinin sadece belirli bir kısmı ağaçlandırılmış durumda. Yazıma koymuş olduğum TBMM tutanaklarında da bu durum açıkça belirtiliyor. 31 Temmuz 1997?de kampüsün temeli atılıyor. Binaların yapılacağı yerlerde bulunan az sayıdaki çam fidanları özel bir araçla yerlerinden çıkartılıyor, büyük varillerin içerisinde taşınıyor ve inşaat bittikten sonra tekrar dikiliyor. İnşaatın tamamlanmasının ardından da 1999-2000 ders yılı ile eğitime başlanıyor. Kuruluşundan bugüne kadar da arazinin orman vasfını yitirmiş, zor bir arazi olması sebebiyle toprakla yapılan gerçek bir mücadeleden söz edebiliriz. Sene içerisinde sürekli yapılan bakım çalışmaları da bunun en büyük kanıtı olsa gerek. Bunlar dışında günümüze kadar arazi sürekli yeşillendirilmiş ve ağaçlandırılmış.

Bu yanlış bilgilendirilme sence nasıl düzeltilebilir?

Şu an için aklıma gelen üç seçenek var. Birinci ihtimal, hükümetin veya başbakanın danışmanlarının kendiliğinden durumun farkına varmaları ve bunu düzeltmeleri. Eğer bu iddia tekrar gündeme gelecek olursa ve bir araştırma yapacak olurlarsa, aslında arazinin çok küçük bir kısmında ağaçların (hatta fotoğraflara bakacak olursak fidanların) olduğunun ve üniversitenin araziyi ağaçlandırmak için nasıl çaba gösterdiğinin farkına varabilirler. İkinci ihtimal, Sabancı Üniversitesi?nden veya Sabancı Grubu?ndan üst düzeyde resmi bir bilgilendirilme yapılması. Bu kamuoyuna açık veya kapalı bir bilgilendirme olabilir. Bu noktada bir açıklama, bilgilendirme bekleyen insanlar olabilir ancak ben biraz farklı bakıyorum bu duruma. Doğuş Yayın Grubu CEO?su Cem Aydın?ın çok güzel bir şekilde ifade ettiği gibi herkesin ?dengesizlikler içinde denge sağlamaya çalıştığı? bir dönemde bu tip bir bilgilendirme başka olumsuz sonuçlara yol açabilir, tabii yine de olaylar biraz sakinleştikten sonra bu seçenek önem kazanabilir. Üçüncü ihtimal, bu konunun insanlar tarafından gündeme getirilmesi. Kurumlar veya üst kademelerdeki insanlar tarafından değil de mesela yazarlar veya öğrenciler tarafından. Ben de katkımın olabileceği tek seçenek olan üçüncü ihtimal için çaba gösteriyorum.

Bitirmeden önce eklemek istediğin birşey var mı? Veya bize bu konuda farklı bir kaynak göstermen mümkün mü?

SU Dergi?nin Mayıs – Ekim 2011 sayısındaki kurucu rektörümüz Tosun Terzioğlu?nun röportajını konuyu merak eden herkesin okumasını isterim. Üniversitenin kuruluşunda arazide yaşananlarla ilgili birinci ağızdan bilgi edinebileceğiniz çok önemli bir röportaj. Arazide yıllarca ruhsatsız, izinsiz kum çıkaranların oluşturduğu 7-8 metrelik çukur ve bu çukurun göl olarak değerlendirilmesi, göl yaşamı, kampüsteki bitki örtüsü, Japonların denetimi ile dikilen 1000 küsür Sakura ağacı ve daha bir çok detayı bu röportajda bulabilirsiniz. Ayrıca hemen akabindeki iki röportaj da yine kampüsteki canlılar ile ilgiliydi.

İlgine ve çabana çok teşekkür ediyoruz Ömer. Umarım bu yanlış bilgilendirme en kısa zamanda düzeltilir.

Ömer’in Radikal Blog‘daki araştırma yazısını buradan okuyabilirsiniz.

 



Comments are closed.