ULYSSES GAZE

 

ULYSSES GAZE

” Var olan tüm umutlarımıza, kurduğumuz bütün hayallere rağmen değişmeyen dünyanın şerefine.”

Theodoros Angelopoulos’un Ulis’in Bakışı filmi üzerinden tüm insanlığın bitmeyen hikayesini anlatacağım sizlere bu yazıda. 1995 yapımı bu film, umuda yolculuk yapan yönetmen A’nın hayalleri üzerinden, insanlığın her daim yitip gitmiş ümitlerine Balkan coğrafyasında tanıklık edişini konu alıyor.

 

Film Amerika’da yaşayan yönetmen Mr A’nın Atina Film Arşivi’nden onu hayata bağlayacak bir teklif alması üzerine başlar. Bu teklif Balkanlarda ilk çekilmiş filmin sahibi Manakis kardeşlerin belgeselinin Mr A tarafından

çekilmesini kapsar. Hayatı boyu yaşadığı karamsar ruh hali ile hayallerine her defasında yaklaşıp başarılı olamamış yönetmen A , Manakis kardeşler tarafından çekilmiş ancak kayıp olan 3 rulo filmi bulmak adına bu teklifi

kabul eder ve kendini Yunanistan’dan girip Üsküp, Arnavutluk, Köstence, Saray Bosna, Sırbistan’ı da  içeren bir yolculuğun içinde bulur. Daha filmin başında Angelopoulos büyük dehasıyla bizi sarsmaya baslar, bütün

filmlerinde karakterlerinin hayalindeki kadın olan Eleni figürü (Eleni karakteri Homeros’un Ilyada’sında bahsi geçen bütün kadınların en güzeli, Helen figürünün Yunanca adıdır, ve Angelopoulos çoğu filminde aşkı Eleni

karakteri uzerinden tanımlar.) Mr A’nın yaşamı boyu arayıp bulamadığı umudu ve aşkını temsil eder, bu sembolik karakter yönetmen A’nın Eleni’yi ilk gördüğü Yunan kasabası üzerine söylediği şu sözle gözlenebilir :

“Yolculuğumun burada sona ereceğini hayal ederdim. Ne garip değil mi? Hep böyle olmuyor mu? Sonum başlangıcım aslında.”

 

Filmin geçtiği her ülke sembolik bir değere sahiptir sahneler içerisinde. Mr A’nın ikinci durağı ise kayıp bobinleri bulmak adına Üsküp Film Arşividir. Pek sıcak karşılanmadığı bu coğrafya da bizlere bir kadını sevemediğimiz için

ağlayabileceğimizi gösterir Angelopoulos . [youtube]http://www.youtube.com/watch?v=1GfbzSF3M1U [/youtube]Filmin en vurucu sahnelerinden biri ise hemen bu sahnenin arkasından gelir, hayata sosyalist pencereden bakan Angelopoulos

bizlere yenilgilere rağmen mücadelenin asıl değerli olan unsur olduğunu gösterir. Kendi hayatında da rasyonel bakıs açısına sahip olan yönetmen, sosyalizmin bir hayal olduğunu ve insanların hayalleri için mücadele

etmelerinin sonuçtan daha değerli oldugunu her daim göstermiştir. Öyle sembolik bir sahne düşünün ki Bükreş’te yitip giden komünizm hayelleri ile birlikte yıkılmış bir Lenin heykeli, Almanya’da bir müzeye götürülmek üzere

bir tekneye konulmuş; yıkılmış, kırık dökük biçimde yüklenilmiş olsun. Ancak Lenin bütün o hırpalanmış ve kaybetmiş haline rağmen hala parmağı dik biçimde mücadeleyi simgelemeye devam etsin. Bu görüntünün yanında

bütün köylüler nehrin kıyısına doluşarak haç çıkarmaya başlar.(Hrıstiyanlıkta ölülerin arkasından haç çıkarmak bir rütüeldir )Tabi bu sahneye eşlik eden filmin Eleni Karaindrou tarafından yapılmış soundtrackı bir anda bütün

balkanların acılarını bize hissettirir.[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=h4g6K-jOPAc[/youtube]

Bükreş’ten Belgrad’a gelen Mr A sosyalist günlerinden dostu ile Belgrad’da buluşur. Eski günleri yad eden iki dost klasik komünist tartışmalardan biri olan Marx’ın Hegel eleştirisine tanıklık eder. Bu sırada Mr A sormadan

edemez : “Einstein bizim tarafta mıydı?” o anda izleyici bütün muhabbettin aslında bütün felsefenin boşluğuna tanıklık eder, bizden olmak ya da olmamak yitip giden umutların yanında çok da önemli değildir. Sohbet sırasında

yenilgilerle tarihi sekillenmiş insan oğlunun yaşamına ışık tutacak bir söz söylenir. Iki dost kadehleri kaldıracakları sırada özlemle: ” Var olan tüm umutlarımıza, kurduğumuz bütün hayallere rağmen degişmeyen dünyanın 

şerefine.”. Umduğunu Belgrad’da da bulamayan Mr A filmin son sahnelerinin gececeği Saray Bosna’ya doğru yol alır. Saray Bosna’da aradığı filmleri bulan karakterimiz göz yaşlarını tutamaz. Balkan insanı için, harabe şehirler

için, o coğrafyanın güzel nehirleri ve köprüleri için ve tabi kendisi için o umut bulunmuştur artık. Yine de semboller ve dram bitmez, sisli bir havanin içinde kurşuna dizilen bir ailenin feryatlarını duyar Mr A.

 

“Kaybolduğuna inanılan bir filmin peşinden buralara kadar geldiğine göre bu büyük bir inançtan olmalı ya da büyük bir ümitsizlikten.” Bu filmi benim için değerli ve her defasında heyecanlı kılan yanı ise bu sözlerle ifade

edilebilir. Hayatımızda yaşama nedenlerimize dönüp baktığımızda ya büyük bir inançla bağlı olduğumuz kutsal hayallerimizi ve olgularımızı ya da büyük umutlar beslediğimiz ama hayal kırıklıklarını yaşadığımız ve içtenlikle

kurguladığımız hayallerimizi görebiliriz. Insana mücadelenin ne derece önemli bir sey olduğunu anlatan bu film, bir gerçekliğe biraz daha yakından tanıklık edebilmek adına kesinlikle izlenilesi bir yan içerir.

 

 

http://www.otekisinema.com/angelopoulosun-ardindan-ulisin-bakisi/
https://eksisozluk.com/to-vlemma-tou-odyssea–1046673?p=4
http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/ulysses-gaze-tarihsel-akisa-siirsel-bakis-20674
http://www.derindusunce.org/2009/04/09/angelopoulos-sinemasi-ve-ulysses-gaze/

Soundtrack : http://www.youtube.com/watch?v=-XJiTM89RdQ



Comments are closed.