2013 Haldun Taner Öykü Ödülü Sahibi Neslihan Önderoğlu ile Röportaj

 


SUch As Blog olarak 2013 Haldun Taner Öykü Ödülü’nün sahibi yazar Neslihan Önderoğlu ile aldığı ödül, öykücülük ve Türk Edebiyatı üzerine bir röportaj yaptık. Neslihan Hanım sorularımıza büyük bir içtenlikle cevap verdi.Keyifle okumanız dileğiyle…

Efe Tancı: Öncelikle beni kırmayıp kıymetli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim Neslihan Hanım. Dilerseniz ilk sorumuzla başlayalım.Türk Edebiyatı’nın en önemli ödüllerinden biri olan ve çok kıymetli isimlerin Seçiçi Kurulu’nda yer aldığı Haldun Taner Öykü Ödülü’nü bu yıl siz kazandınız. Edebiyat çevrelerinde birçok kesime göre bu tarz ödüller, yazarlar için adeta bir ‘sınav’ olarak görülüyor. Siz bu ödülün sahibi olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Neslihan Önderoğlu: Aslında ödül sizi ve kitabınızı sadece görünür kılar. Ödül sonrası bir gazetede verdiğim röportajda ciddi bir sınavdan geçtiğimi düşünüyorum demiştim. Bu sözlerim çarpıtılarak “en ciddi sınavı geçtim” gibi bir başlık atılarak kullanıldı. Oysa ben sınavdan geçmek sözlerini sınava tabi tutulmak anlamında kullandım. Zaten önemli olan da budur. Yarışmaya eserinizi gönderirken değer verdiğiniz isimlerden oluşan bir jürinin onu okumasıdır önemli olan. Sonuç her ne olursa olsun.

Efe Tancı: Toplumumuzda öykü türüyle ilgili patolojik bir algı var. Hatta öyle ki, bu durum kimi zaman bu türün romana geçişte bir basamak olarak görülmesine bile yol açıyor. Kanadalı öykü yazarı Alice Munro’nun geçtiğimiz günlerde 2013 Nobel Edebiyat Ödülü’ni almasıyla bu konu daha da sık tartışılır oldu. Siz bir tür olarak ‘öyküyü’ edebiyatın neresine koyuyorsunuz?

Neslihan Önderoğlu: Benim Haldun Taner’i aldığım günlerde Alice Munro’nun Nobel’i alması çok hoş bir tesadüftür benim hayatımda. Alice Munro hem çok sevdiğim bir isim hem de ödülün ilk kez bir öykücüye gitmesi gerçekten sevindirici. Alice Munro’yu okuyun ama Nobel aldığı için değil onun kendine özgü o muhteşem öykü evrenine girebilmek için.
Öykü elbette ki farklı bir edebi türdür ve aslında romanla karşılaştırıldığında bir susma biçimidir. Bu yönüyle biraz daha şiire dayalı durur. Ama haklısınız, ne yazık ki sadece ülkemizde değil dünyada böyle bir algı var ve ben bunun tamamen ticari bir dayatmadan kaynaklandığını düşünüyorum. Ne de olsa roman, öykü ve şiirden daha çok satıyor. Pek çok iyi öykücü de bu baskıya boyun eğip kötü romancılar olabiliyorlar sonunda. Yine de bütün bu tartışmalar öykünün değerini düşürmez. Örneğin Marquez “Çullukların Gecesi” isimli bir öyküsünü meşhur romanı “Yüzyıllık Yalnızlık” a değişmeyeceğini söylemiştir.

Efe Tancı: Ödülü kazandığınız kitabınız ‘İçeri Girmez Miydiniz?’in adı aynı zamanda kitaptaki öykülerden birinin de adı. Eserinize isim verme sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?

Neslihan Önderoğlu:İçeri girmez miydiniz isimli öykü benim Tarık Dursun K. Öykü yarışmasında ödül almış bir öykümdü. Hem sevdiğim bir öykü olduğu için hem de ilk kitaba ve öykü evrenime okuru davet eden bir cümle olduğu için bu ismi seçtim.

Efe Tancı: Hem Dünya genelinde, hem ülkemizde toplumun tüketim alışkanlıkları hızla popüler kültür menşeili ürünlere doğru evriliyor. Birçok nitelikli yazınsal eserin sektör dinamikleri nedeniyle ıskalandığını görüyoruz. Siz bir yazar olarak edebiyatımızın geleceğiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Neslihan Önderoğlu: Bu konuda yapılacak pek fazla bir şey yok ne yazık ki. Bu kapitalizmin ve onun getirdiği tüketim toplumu olmanın doğal bir sonucu. Kolay okunan, yormayan, son derece genel geçer konulara dayalı şeyler ne kadar klişe olsa da satar. Bunlar hep var olmaya devam edecek. Ama diğer taraftan gerçekten iyi bir yapıtın da eninde sonunda hak ettiği değeri bulacağına inanıyorum ben. Bizim edebiyatımızda da son dönemde çok umut vaat eden gelişmeler var. Bu sürecektir.

Efe Tancı: Çok yakında ikinci öykü kitabınız ‘Mevsim Normalleri’ Alakarga Yayınları’ndan çıkacak. Bundan sonra da yazarlık serüveninize öykü ile mi devam edeceksiniz?

Neslihan Önderoğlu: Mevsim Normalleri dışında edebiyatımızın otuz bir önemli öykücüsünün kış temalı öykülerinden oluşan bir öykü seçkisinin editörlüğünü yaptım. Çok içime sinen bir çalışma oldu. O da “Karla Karışık” adıyla Alakarga Yayınları’ndan çıkacak ve Ocak ayında okuyucu ile buluşacak.
Bundan sonra öykü ya da romanla devam edeceğim gibi iddialı bir sözü pek az yazar edebilir sanırım. Çünkü neyi seçeceğiniz yazmak istediğiniz şeyle ilgili. Benim özelime gelecek olursak, evet üçüncü kitap da muhtemelen bir öykü kitabı olacak. Hayatımızdaki kırılmaları anlatan öyküler. Sonrasını ben de merak ediyorum.

Efe TANCI



Comments are closed.