Gez Göze New York 4

Eveeet, bir güzel şeyin daha sonuna gelerek memleket yollarına düşmüş bulunmaktayım. Özledim mi? İsimlendirmek güç, neyi özlediğimi ben de bilmiyorum ama bir şeylere kavuşmanın heyecanıyla dolu bir yolculuk geçirdiğimi söyleyebilirim.
Son yazıda belki daha önce bahsettiğimi unutsam da önemli gördüğüm bazı bilgileri paylaşmak istiyorum bu güzel şehre yolculuk edecek olanlar için, kafada kabataslak bir rota çizmenin her zaman faydası var, özellikle kısıtlı zaman söz konusuysa. Bölge isimlerinin altında sıraladıklarım Google amcaya sorabileceklerinizin yüzde biri bile değil, benim hafızam bu kadarına yetti 😀 Yeme içme konusuna da çok girmemeye çalıştım çıkamamaktan korktuğum için, köşesine yıldız kondurduklarım ise benim şiddetli tavsiyemi alan yerler.
Lower Manhattan
-9/11 Memorial*
-American Indian Museum
-Finance Museum*
-Statue of Liberty + Ellis Island* Turları
-Yine benzeri her türlü gece/gündüz tekne turları
-Fire Museum
-Fraunces Tavern
-Brooklyn köprüsüne geçiş
-Wall Street*
-Trinity Church
Burası Manhattan’ın ilk yerleşm yeriymiş, o yüzden her ne kadar devasa gökdelenlerle dünyanın finans merkezi olsa da burada sokaklardan fışkıran tarihi evler ve restoranlar görmek mümkün. 1845’te bu bölgede çıkan büyük yangından sonra ne yazık ki pek çok bina yok olmuş, öyle bir Çemberlitaş beklememek gerek yani. Ama benim gözdem Woolworth Building gibi pek çok harika bina görmek mümkün. Statue of Liberty-Ellis Island bir sabah veya öğlenin tamamını alır ama Ellis’e en geç saat 4’te geçecek şekilde gitmekte fayda var, bence sabah erken gidin. Bölgedeki müzeler 1’er saat alır tahminimce. 9/11 ise yine tüm sabah veya öğleden sonranızı alabilir, öğleden sonra gidin ki bazı konferansları da yakalama şansınız olsun. Müzelerde işiniz bittikten sonra Brooklyn Köprüsü’nden bir yürüyüş yapıp Brooklyn’in akşam manzarasında yemek yiyebilir, Manhattan gökdelenlerinin ışıklı dünyasında günün yorgunluğunu atabilirsiniz.
Villages

2 ayın the best’i, Clinton St. Baking Company, 1 saat beklemeye değdi gerçekten

-Meatpacking District
-Union Square Park*
-Little Italy
-Chinatown
-Soho*
-Noho
-Tenement Museum*
-Merchant’s House*
-Washington Square Park*
-West Village sokakları
-East Village sokakları*
-Chelsea Market
-High Line
Villages da yine kendine has; zamanının artist, yazar, sanatçı mekanı. Hala birbirinden farklı pek çok ilham kaynağını içinde barındırıyor. Çoğu yerde Chinatown Lower Manhattan geçer ama ben buraya eklemek istedim, sürekli Villages tarafından oraya geçtiğim için galiba, bilmiyorum 😀 Burada yapacak çok şey var, bir öğleden sonra tümüyle Washington Square’de müzik dinleyerek geçirebilirsiniz. Ama hızlıca başlamak gerekirse, gece hayatı WestVillage’ta daha sosyete, East Village’ta daha ucuz ve nargile gibi daha otantik şeyler bulmanız mümkün. East Village zamanının rock and roll beşiği olduğu için buranın sokaklarını bahsettiğim FreeToursonFoot ile gezin derim, sabah 10’daki turu alsanız, daha sonra biraz müze, biraz park takılması, biraz Soho, biraz Broadway derken akşamı Meatpacking District’te tamamlayabilirsiniz. Chinatown benim çeşitli canlı yaratıkları vitrinlerde görmekten hoşlanmamam dolayısıyla benden tavsiye alamayabilir ne yazık ki 😀 Ama son derece otantik, ilginç bir mekan tabi. İsterseniz west bölgesinden önce şöyle bir Chinatown-Little Italy sokaklarında gezebilir, internetten meşhur yiyecek-içecek mekanlarını öğrenip fazla pahalı olmayan lezzetli yemek yiyebilirsiniz. Chelsea Market’te lobster yemek için akşam oraya geçebilirsiniz ama akşam 7-8 gibi bazı dükkanlar kapandığından bence 5 gibi falan uğramakta fayda var. Son olarak gece 12’den önce Union Square’de bir yarım saat takılın, gidince ne demek istediğimi anlayacaksınız 😀
Midtown
-Times Square*
-Grand Central Terminal
-Morgan’s Library
-Public Library
-United Nations Headquarters
-Bryant Park*
-Rockefeller Center*
-MoMA
-Hell’s Kitchen
-Fifth Avenue meşhur bölümü
-MoSex
-Sony Wonder Tech Lab
-Empire State
Midtown, yine sınırları karışık bir bölge ama emin olun dolu dolu, capcanlı olduğu için her bir sokağında ayrı macera bulabilirsiniz. Bryant Park’ın etkinlik rehberine bir göz atın, bu huzrulu parkta ücretsiz yoga seanslarından açık hava sinemalarına kadar pek çok şey bulabilirsiniz. Empire State ve Top of the Rock ayrı ayrı güzel manzaralara sahipler, birini tercih edecekseniz Top of the Rock derim ve kesinlikle ya hem gece hem gündüz girilen biletlerden alın ya da gece vakti gidin 🙂 Times ise ayrı bir dünya, içinde müzelerden tutun mağazalara kadar tüm gün vakit harcayabilir, kahraman kostümlü insanların eğlenceli gösterilerini izleyebilirsiniz. Burası için hızlı bir rota çizseydim 5th avenue’de şöyle bir yürüyüp, paramı o mağazalara gömmeyip oradan Times’a ve akşam vakti Hell’s Kitchen’da güzel bir yemek sonrası manzaralı kulelerden birine yol alırdım. Bu bölgeye dahil edilen Broadway tiyatrolarında da paraya kıyıp ünlü bir oyun izlemeye değer kesinlikle!

Güneş batıp şehir doğarken

Upper West
-American Museum of Natural History*
-New York Historical Soceity
-Riverside Park
-Dakota Building
-Lincoln Center*
-Times Werner Center
-Metropolitn Opera*
Upper West aşağı taraflar kadar renkli görünmese de nedendir bilinmez benim için özel bir yere sahipti. Sokaklarında dolaşmak, ailelerin çoğunlukta olduğu sakin yaşantısına dahil olmak hoşuma gitti bu güzel bölgenin. Burada gezilerinizi her zaman hoş bir Central Park kaçamağıyla birleştirebilirsiniz. Bölgenin restoranları da oldukça ünlü. Natural History favorilerimden biri, söylemiştim ama buraya hakkını vermek için gerçekten bir gün harcamak gerekiyor. Bana sorarsanız müzeyi gezip Central Park’ta biraz dinlendikten sonra akşam vakti Metropolitan Opera binasının önündeki çeşme kenarında bu büyüleyici binanın ışıklarını seyrederek güzel bir gün geçirebilirsiniz.

M.Ö. 300: Bu mal bir harika dostum 😀

Upper East
-Metropolitan Museum*
-Museum of City of New York
-Guugeheim Museum
-Jewish Museum*
Upper East de yine pek çok insanca sıkıcı bulunan, zengin kesimin pahalı apartmanlarda yaşadığı, sessiz sakin ve sanat merkezi sayılabilecek bir mekan. Açıkçası buralar benim de çok hoşuma gitmediği için müzeler dışında yazacak bir şey bulamadım 😀 Sokaklarında gezip güzel apartmanlar ve gerçek hayattan Blair’lar, Serena’lar görebilirsiniz. Tam Central Park’n güney bitişi boyunca uzanan 59. Cadde’de güzel otellere göz atarak bu hayata adım atabilirsiniz. Tam köşeyi dönmeden FAO Schwarz’ın büyüleyici dünyasına biraz takılabilir, oradan müzelere devam edebilirsiniz. Ya da önce müzelerle başlayıp aşağı taraflara inebilirsiniz çünkü Upper East’te gerçekten gece yapılacak bir şey yok 😀 Metropolitan bir hafta harcanabilecek kadar büyük olduğu için ya önceden hangi sergileri gezeceğinizi seçin ya da bir tam günü buraya ayırın derim. Sanırım haftasonları ziyaret saatleri daha uzundu.
Harlem
-Apollo Theatre*
-The Cloisters
-El Museo Del Barrio
-The Studio Museum of Harlem
-Columbia
Harlem, Harlem… Hangi yönden bakarsanız bakın Amerikan tarih ve kültüründe önemli yeri olan bu yer, kesinlikle atlanmamalı. Harlem’de birkaç müze daha olduğunu hatırlıyorum ama açıkçası ben gitmediğim için buraya yazmadım. Size tavsiyem, sokaklarında bol bol gezip insanlarını, yaşantılarını, kültürlerini gözlemek. Bir çarşamba akşamı mutlaka Apollo Theater’da amatörler gecesine katılmanızı, önceden rezervasyon yaptırırsanız Red Rooster’da yemek yemenizi öneririm. Bunlar dışındaysa hip hop ve jazz müziğin yaratıcısı sayılabielcek siyahi çoğunluğa ev sahipliği yapan Harlem, son derece samimi jazz cafe’lere de ev sahipliği yapıyor. Bulunduğum süre boyunca hiçbir güvenlik sorunu yaşamadığım Harlem’de izinli bölgelerini gezebileceğiniz bir Columbia kampüs turuyla başlayıp kuzeye ve doğuya ilerleyerek sokakları gezebilir, Sylvia’s’ta enfes bir yemek yiyip bir jazz cafe’de müziğin keyfini çıkartabilirsiniz.
Brooklyn
-Brooklyn Museum*
-Brooklyn Botanic Garden
-Promenade
-Brooklyn Bridge Park*
-Williamsburg*
-Prospect Park
Brooklyn, Manhattan dışında olsa da bir o kadar ün yapmış ve bir o kadar özgün ruh sahibi bir mekan. Brooklyn Bridge tarafına yakın sokaklarında şimdilerde ünlü yazaların da kaldığı evleri Manhattan’dakinden farklı bir büyüye sahip gibi, yine sahile yakın şirin cafe’ler ve sahildeki meşhur dondurmacılarıyla damak tadınızda da iz bırakabilecek cinsten. Brooklyn Museum ve Botanic Garden’ı aynı günde gezebilmeniz mümkün, sabah buralardan başlayıp akşam üzeri Juliana’s veya Grimaldi’s’ten güzel bir pizza kaparak sokakları ve manzarayı gezebilir veya pizza için sıra beklemeyip sahilde dondurmanın keyini çıkartabilirsiniz. Brooklyn içinde olsa da bu bölgeden biraz daha uzak olan Williamsburg’e ise deniz yoluyla veya metroyla geçmeniz mümkün. Sanatçıların şimdiki gözdesi sayılabilecek Williamsburg insanları, dükkanları ve sokağına kadar taşan farklı sanat anlayışıyla mutlaka biraz zaman harcanması gereken ilham verici bir yer.
Eveeet, bu defteri de böylece kapattık. Queens, Bronx, New Port, Hamptons… ana tema dışına çıkmamak için çok uğraştığımdan dolayı bazı yerleri pas geçme fedakarlığında bulunmam gerekti. Unuttuğum, fazla söylediğim elbette olmuştur ama bura hakkında emin olun daha anlatılacak çok şey var. İnsanın yalnızca dış dünyayı değil kendini de keşfetmesi için güzel bir fırsat New York, okuduğum bir yazarın benzetmesi geldi aklıma “It is so public that it is private” derdi Rilke bir yazısında, New York da aynen öyle. Şehirden ayrılırken bir daha ve bir daha geleceğimden o kadar emindim ki veda eder gibi bile hissetmedim, umarım herkesin



Comments are closed.