“Kaç Elma Kafa Yapar?”

Geçen günlerde yine nerede çevirme var, hangi yoldan gidilir muhabbetinin döndüğü bir araba yolculuğunda “Kanada’da sıfır promilmiş abi, üç dört tane elma yesen ceza yazacaklar hahahaha” repliği geçtiğini duydum. Sonra daha önce de şaşırdığım bu gerçeği araştırmaya karar vererek gülme krizlerine girdim desem yeridir.
Sene 2010’da çiçeği burnunda cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlık yıllarının kulağa küpe söylemlerinden bir tanesini daha sunmuş bizlere, kendisi şunun uzun bir versiyonunu söylemiş “Günde bir kadeh sağlıklı diyorlar, alkol yerine meyve yiyin kardeşim. Aynısı onda da var, zaten bu içkiler meyveden yapılmıyor mu?” (Radikal, Hürriyet gazeteleri)

Şimdi şurada iki yeşil elma olacaktı…

Haberin başlığı “Alkol yerine meyve yiyin” olunca haliyle aldı beni bir gülme. Ayrıca haber de kabul etmek gerekir ki sansasyonel olsun diye çarpıtma bir başlıkla sunulmuş, kastedilen şey içkiden elde edilecek şifanın meyvelerde de bulunabileceği. Esas durumsa şu ki elbette tavsiye edilen bir kadehlik şarap hem meyve vitamini değerinden hem de ondan ziyade alkol etkisiyle kalp ritmini arttırdığından ve vücudu dinamik tuttuğundan dolayı sınıfı geçmiş vaziyette. Sağda solda caiz midir değil midir programlarına gönderilen sorularda da caps yaptığımız üzere, meyvenin içindeki alkol fermente olmuş yani içkilerin içinde bulunan türden alkol değil. Yani oturup iki kilo kadar elma yediğinizde kafayı bulmuşsanız bunun sebebi muhtemelen hazımsızlık veya şeker komasıdır.
Velhasılıkelam beni yazmaya iten şey bu abidik gubidik konudan ibaret değildi aslında. Zaman geçtikçe din algısının bu kadar kelime üzerine, bu kadar formaliteye dayandırılması beni büyük bir çelişkiye soktu. Sözgelimi meyvede alkol bulunduğu bilimsel gerçeği yayıldıktan sonra bunun dini caizliğini sorgulayan tayfa, pekala da dinde bunun yasaklanmasının nedeninin insan bilincinin yitirilmesi olduğunu ve dünya kadar meyve yiyip bu etkinin görülmediğini biliyor. Ama yine de sanki bir tür scanner’dan geçirilip kıyıda köşede bıraktığı falsolardan dert yanmak istememecesine böylesine şaka gibi elmanın, portakalın peşine düşüyor.
Öte yandan meyveyi gözaltına alıp da yine dinde “Her kim de döner, yeniden faiz alırsa, işte onlar cehennemin sakinleridirler, hep orada kalacaklardır. ” (Elmalılı Hamdi Yazır sadeleştirilmiş Kur’an Meali) geçtiği halde nasıl bankaları taşlamıyor, nasıl gidip krediyle ev araba alıp gezebiliyor akıl sır erdiremiyorum. Kelimeler işine geldikçe kutsallık katsayısını mı yitiriyor anlayamadım.
Yine sözgelimi muhafazakar politika izleyen ve bunu da söylevlerinde sözel olarak dile getiren hükümet partisi de sanırsam ki “kapitalizmin oyunlarına OK vermiş” durumda. “Ama artık modernleştik, modern düzene uymalıyız, dünya milletleriyle aynı düzeyde olabilmeliyiz.” Gibi söylemler son derece mantıklı tabi. Daha da mantıklısı, hala gündeme çok eşliliğin caizliğinin ve hatta elmanın, portakalın, kivinin getirilebilmesi bence.

Bengüsu

 



Comments are closed.