Gitmeye yedi kala

Önümüzdeki hafta cumartesi beş aylığına, Milano’da yaşamaya gidiyorum. Ailemden, arkadaşlarımdan, İstanbul’dan, Tuzla’dan, Badem Mantı’dan çok uzağa.

 

Mutluyum. Heyecanlıyım. Korkuyorum. Endişeliyim.

Mutluyum; çünkü bu benim için bir hayaldi. Ertelediğim bir hayal. Şimdi onu yaşamaya gidiyorum. Heyecanlıyım; çünkü bir sürü insanla tanışacağım. Korkuyorum; çünkü emin değilim pişman olur muyum. Endişeliyim; döndüğümde beni neyin beklediğini bilmiyorum. Ama yakın zamanda kafamı duvarlara vura vura öğrendiğim bir şey var ki, anı yaşamalı insan. Gelecek zaten kaçınılmaz. Sen istediğin kadar kafanı duvara vur hani.

 

Kimisi yeni olanı sever. Hep yeni arayışlar içindedir. Ben onlardan değilim. Yeni şeyleri çok da sevmem. Alışkanlıklarımı kırmayı sevmem. Ama yeni bir yere ev demeye, her sabah yeni bir şehirde uyanmaya, Sabancı’nın üstüne gül koklamaya, yeni arkadaşlar edinmeye gidiyorum. Hiç benlik değil. Ama nasıl heyecanlıyım bu konuda! Belki de yeni bir ben bu da. Bilmediğim tanımadığım. Ama kendisiyle tanıştığıma çok memnun olduğum.

 

En çok neyi özlerim acaba diye düşündüm biraz. Anneannemin sırf ben haftasonları eve geliyorum diye yaptığı sarmalar bir numaramda sanırım. Çünkü öğrenci işi ev yemeği dolu bir beş ay beni bekliyor. Üstelik İtalya’ya gittiğimi düşünürsek durum hiç iyi gözükmüyor. Çok makarna, çok pizza var. İki numarada ise sabah en geç on buçukta annemin “Naz! Hadi kalk artık!” serzenişleri var. Hani bir yerden sonra onu bile özlerim gibi geliyor. Ya da babamın çok fazla sulu öpücükleri. Hani şu hep yanağı sildirtenlerden. Üç numarada ise yatağım var. O rahatlığı hiçbir yerde bulamayacağımı biliyorum.

 

Bu gidişin en zor kısmıysa bavul yapmak oldu, oluyor. O ayakkabıyı mı alsam, bu tişörtü mü. O elbiseyle şunu giyerim, bu etekle de bunu. Gerçekten hayatımda hiç bu kadar anlamsız, saçma şeyler düşünerek bu kadar yorulmamıştım. Bilmiyorum çok burnu havada mı duyulacağım böyle yazdığımda ama; beş ayımı yirmi kiloya sığdırmamı bekliyorlar, mümkün mü bu arkadaşım!

 

Birde gidiyorum vesilesiyle uzun süredir göremediğim, görüşemediğim arkadaşlarımla buluştum. İyi de oldu, güzel de oldu. Ama gerçekten illa bir yerlere gitmem gerekmiyormuş bunun için. Bir şeylerin değerini kaybetmeden anlayamıyoruz sanırım. Kaybettiğimizde ise artık çok geç oluyor. Şanslıyım ki benim için değil. Sadece bol bol skype yapıcam.

 

Gidip de pişman olan yok. Alan memnun. Bir tane de ben almışım fena mı.

Şimdilik benden bu kadar. Milano’dan yazmaya devam edeceğim.



Comments are closed.