ONLINE CİNAYETLER, YENİ NESİL ÜÇÜNCÜ SAYFA

Yıllar önce ilk izlediğimde dehşete kapılırcasına etkilendiğim, ciddiye aldığım ve hala inancımı koruduğum bir distopik Will Smith filmi vardı:  “I Robot”. Çoğunuz izlemiştir ama hatırlamak gerekirse filmde yıllar yıllar sonra insanın yaptığı her işe koşabilen aşırı zeki robotlar üretiliyor ve bu aşırı zekalarını insanları esir alıp dünyayı ele geçirerek kullanıyorlardı. Film çok başarılıydı, senaryo akla yatkındı ya da sadece ben küçüktüm, hayalperesttim ama ne derseniz deyin, ben bu senaryonun gerçekliğine hala fazlasıyla inanıyor durumdayım.

Ama yenilerde okuduğum bir haber kafamdaki senaryoyu epey bir farklı şekillendirmiş durumda. Dünyadaki her türlü kötülüğün anası olan insanoğlu acaba bu senaryoda zavallı mağduru mu oynaycak yoksa yine esas şeytan kendisi mi olacak? Önce Onedio’da sonrasında da bizzat kaynağına gidip yabancı sitelerde okududğum “online cinayet” haberi beni epey düşündürdü. Araştırma kurumlarının iddiası o ki 2014 sonuna kadar, ya da kısaca yakın zamanlarda ilk online cinayet bekleniyormuş. Yalnız bu online cinayet öyle arkadaşlık sitesinde manyağın tekiyle tanışıp ilk buluşmada kan revan yere serilmek gibi bir senaryo değil. İddia o ki zamanla teknolojikleşen ve aynı oranda internet ağıyla entegreleşerek şeffaflaşan hayatlarımız ince dokunuşlara daha müsait olacak. Örneğin park etmesinden sürmesine kadar teknolojiye emanet edilen akıllı arabalar, internet üzerinden cehennem eve bile çevrilebilecek yaratıcılığa sahip akıllı evler, hatta ve hatta yine internet üzerinden ulaşabildiğimiz kalp pili gibi teknolojik sağlık cihazları… Seneler geçtikçe akıllılık oranı da teknolojiyle birlikte gelişecek şüphesiz.

Fakat bana öyle geliyor ki bu akıllı teknolojik şeycikler insanoğlu kadar “fesat” olamaz, olamayacak. İddia edildiği gibi hackleme olayının da büyük bir kesim tarafından kolay veya en azından ulaşılabilir olması bu online sistemlerle insan hayatına müdehalenin ne kadar kolay olacağının, silahların ve zehirlerin artık bir kenara kaldırılabileceğinin göstergesi. Icloud’dan çıplak resimler çıkmış, Wikileaks politikayı karıştırmış, devlet sistemlerine virüs bulaşmış… Bunlar zaten duyduğumuzda on normal gelip anormal dikkatimizi celp etmeyecek şeyler haline geldi. Bu gidişat da gösteriyor ki teknoloji sınır tanımadıkça insanın yaptıkları da sınır tanımayacak.

“İnsan insanın kurdu.” aksiyomlaşmış bir söylem artık. Dinlenme skandalı zamanlarında da çokça popüler olduğu üzere bir yerlere üye olurken, en basitinden Facebook’ta bir şey paylaştığımızda günümüzün zamandan da değerli sermayesine bilgiye yani “data”ya katkı sağlamış oluyoruz. Hayatlarımıza ulaşım zaten artık kolaylaşmış ve ticari içerik oluşturmuş durumda. Bundan bir ara kaçınmaya çalıştım ama öyle de hayatın tadı olmuyor, insan paranoyaklaşıyor. Elbette benim bilgilerimi kim alırsa alsın şeklinde bir umursamazlık hiç de duyarlı değil ama tam aksi de ne yazık ki teknoloji devrinde hayatı ekstra zorlaştıran bir süreç. Artık bilgiyi çayıra saldığımıza göre ikinci aşama, hayatımızı bizzat teknolojiye emanet edeceğimiz zamanlar kapıdayken esas korku artık bu makinelerin bizi yarıyolda bırakması veya niyeti bozması değil niyeti bozanların kontrolü eline alması. Sözgelimi “Son Durak 17” filminde bilgisayardan evin içinde tekerlekli sandalyesini kolayca yanına çağıran bir enegelli vatandaş hacklenip son sürat otobana da istemsiz olarak sürülebilir. İnsanın hayal gücü sınır tanımıyor, öyle değil mi? Üçüncü sayfalar nasıl şekillenecek hep birlikte göreceğiz artık.

Bengüsu



Comments are closed.