İstanbul Modern,Bu Günlerde Pek Bir Modern

İstanbul Modern’e ilk gittiğimde lisedeydim, hiç unutmam. O zaman “modern sanat” deyince pek bir Çocuklar Duymasın’daki Haluk kesilir, anlamsız diye yorumlardım aklıma gelen imajları. Ama sonradan fark ettim ki esas çeşitlilik ve özgürlük modern sanatta, bir anlam çıkartıp çıkartmamak size kalmış, yani aslında bu açıdan bakıldığında izleyiciden beklentisi olmamasıyla birlikte geçmiş zamanların klasik ve kusursuzluk normuyla yapılmış eserlerden daha bir cana yakın, insancıl. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim, bazen yüz binlerce dolara satılan ve tuvalde iki parça boyanın birbirine girmesi gibi görünen eserlere “bu ne ya bunu ben de yaparım” demeye devam edeceğim sanırım, sanat ve para ilişkisine girersem hele, çıkmam en az on sayfa sürer.

Serginin oldukça candan bir “merhaba”sı var.

Neyse efendim, geçen günlerde çiçeği burnunda iki sergi geldiğini okudum Modern’e. Biri Yeşilçam zamanında sinema ve seyirci arasındaki ilişkiyi anlatan “Yüzyıllık Aşk” diğeri de çalışmalarını çok beğendim Nar Photos’un fotoğraf sergisi. Azıcık ucundan anlatacak ve en sürprizli yerlerini söylemeyeceğim segilerin ama siz de epeydir gitmediyseniz hatta belki de hiç gitmediyseniz orayı sevmek için fazlasıyla güzel bir zaman.
Yüzyıllık Aşk, Modern’in 10. Ve Türk sinemasının 100. Yılı şerefine hazırlanmış bir arşiv sergisi. Düzenlemesini içerikten daha çok sevdiğim sergide belki belli bir yaş üstü insan kitlesi çok daha kendilerin ait şeyler bulabilir.

“Koçan, kutuya atılacak, sonuna kadar saklanacak…”

Ben yalnızca gezdim, yer yer güldüm, eski dergilerdeki burç yorumlarımı okudum, bazen özendim hatta o yıllara. Zamanında Ses dergisi ayda iki kere bir ünlüyü telefon başında hayranlarıyla buluştururmuş. Kimler yok ki: Türkan Şoray, Ediz Hun, Cüneyt Arkın, Hülya Koçyiğit… En çok o kısım hoşuma gitti, öyle samimiydi ki günümüz medyasının çirkinliğinden utandım belki de oracıkta. İşin özü, kaç sene geçerse geçsin unutlmayacak bu dönemlere güzel bir bakış atabilmek adına bu son derece güzel hazırlanmış sergiyi mutlaka görmelisiniz.

Eski dergiler, dergi kapakları… Bir derginin ismi “Holivut” idi 😀

Hemen yanıbaşında, tek bir adımla başka bir dünyaya geçiveriyorsunuz. “Yolda”, Nar Photos’un 2003-2013 Türkiye’sinden biriktirdiği özgün çalışmaları barındırıyor. Öyle güzel fotoğraflar vardı ki yine hem hayranlık hem de açıkçası kıskançlıkla gezdim bu sergiyi. Allah’ım kimlere ne göz, ne cesaret veriyorsun dedim. Bazen de öyle olduğunu bilmediğiniz, bilseniz de orasından bakmadığınız olaylarla karşılaşıyorsunuz sergide. Hepsi öyle farklı hikayeler anlatıyor ki şimdi hangi birini anlatsam bilemedim, zaten fotoğraf çekmenin yasak olduğunu unutup birkaç fotoğraf çektikten sonra uyarımı da yedim, en iyisi onları paylaşıp susup oturmak 😀 Kısacası, fotoğrafla ilgiliyseniz kesinlikle ilham alacağınız, değilseniz bile fotoğrafı seveceğiniz, hatta fotoğrafın önünde saygı ile eğileceğiniz cinsten bir çalışma olmuş.

Hepsi birbirinden güzel fotoğraflara baktıkça bakası geliyor insanın.

Hikayeleri çok şey anlatan iki fotoğraf, yanındaki küçük açıklamaları okumaya hiç üşenmeyeceksiniz.

Bir saatten fazla zamanım olmadığı için diğer geçici sergilere vakit ayıramadım ne yazık ki. İstanbul Modern perşembeleri ücretsiz ve akşam sekize kadar açık, diğer günler de altıya kadar açık ve öğrenciye yalnızca dokuz lira. Bir dahakine henüz hiçbirine gidemediğim film gösterimlerini yakalamak istiyorum. Modern, İstanbul’un gururu olarak omuzlarımızda taşımamız gereken bir yer, herkesi mutlaka ziyaret etmeye davet ediyorum.

Bengüsu



Comments are closed.