Sabancılı Olmak 1. Bölüm

MERHABA ARKADAŞIM!

 

Beni tanımıyorsan öncelikle kendimi tanıtayım kısaca, ben Atakan. Türkiye’nin en gözde üniversitesi seçilen (2014-2015) Sabancı Üniversitesi’ne 2013 Eylül’de girdim. İki sene boyunca bu okulda neler yaptığımı yazmak istiyordum kendim için anı niyetinde; sonra düşündüm ki tercih dönemine giriyoruz artık ve okulumu olabildiğince samimi tanıtan bir yazı hazırlayayım da tercih yapacak arkadaşlar okusun; hem okulu gezemeyenler için birinci ağızdan yardımcı, hem de gezmeye gelenlere kendilerine anlatılanları tekrar anıtsatmak amaçlı bir yazı olsun dedim. Yardımcı olacağını umduğum bir şeyler yazdım. Seni motive eden bir şarkı eşliğinde okursan, yazarken neler hissettiğimi kolaylıkla anlayabilirsin. Hey Brother şarkısıyla yazmaya başladım ben, gerisi kendiliğinden geldi.  Ve hazırsan başlıyoruz. (Henüz hazır değilim diyorsan, yazımın son kısmında yer alan BEN NELER YAPTIM? kısmını okuyabilirsin önce. Okumadan ayrılma sayfadan derim sana (En önemli bölüm orası bence))

 

BAŞLAMADAN ÖNCE ÇOK ÖNEMLİ NOT:

[İstediğin bölümden girip, istediğin bölümü okuyabileceğin bir okul burası. TM veya MF’den girmiş olman hiçbir önem arz etmiyor (TM’den girdiysen ve mühendis olmak istiyorum MF puanının oluşmuş olması yeterli sadece). 1. sınıfta herkesle ortak dersleri görüyorsun ve ikinci sınıfta istediğin dersi alarak, istediğin bölümde ilerliyorsun, HANGİ BÖLÜMDE OKUMAK İSTERSEN O BÖLÜMDE OKUYORSUN! Ve tam bursluysan yurt ücretsiz! AYRICA İLK BİNDEYSEN AYLIK 650 TL BURS ALIYORSUN! Ben bu yazıyı geçen sene yazarken ikinci sınıftım ve ilk iki sene yaptıklarımı yazma fırsatım olmuştu. Bu sene (2016 Temmuz) yeni bir yazı yazdım, nasıl iki kez Amerika’ya gittiğim ve önümüzdeki ay Hong Kong’a gideceğim hakkında. Ayrıca artık mekatronik mühendisliği de okumuyorum, değiştirdim. Şuradan okuyabilirsiniz tüm bu anlattıklarımı ve 2. sınıfta yaptıklarımı: Sabancılı Olmak 2]

 

Bu yazının yazıldığı dönemden tam iki sene önce Tercih dönemindeydik ve MF-4 derecem 1975, TM-1 derecem ise 1058 gelmişti. Kafamda her şey vardı. X, Y, Z, A, B… bir sürü okulda bir sürü bölüme gidip geliyordu aklım. Kime sorsam başka bir fikir veriyordu herkes. Sınav senesi boyunca yapmadığım kadar stres yapmaya başladığımı fark ettim, çünkü çok da uzun olmayan bir zaman içerisinde hayatım boyunca ilerleyeceğim alanı seçmem gerekiyordu ve benim -dünyayı değiştirmeyi istiyor olmak dışında- hiçbir hedefim yoktu ya da daha doğrusu günde 50 defa hedef güncellemesi yapıyordum:

 

1- Doktor olayım, ama biyoloji sevmiyorum, ama çok havalı, ama hastaneleri sevmiyorum, ama X ismi çok güzel, ama eve uzak, ama bana doktorluğun yakışacağını söylüyorlar…

2- Y makineye gideyim hem 1980 ile almış geçen sene, ama vakıf üniversiteleri daha iyi artık diyorlar, ama mezunları çok güzel yerlerde Y’nin, ama vakıf üniversitelerinin mezunları daha o kadar çok olmadığı için yayılmadılar henüz, ama manzarası güzel Y’nin…

3-Z’ye gideyim, ama hangi bölüme gideceğim, ama mezunları çok iyi yerlerdeler, ama Ankara’da, ama belki de evden uzaklarda olmak iyidir…

4-A’ya gideyim, ama hangi bölüme gideceğim, ama tam da istediğim gibi yerlerde yerleşkeleri, ama çok kalabalık, ama bir sürü arkadaşım da gidecek çok güzel ortam olur, ama bazı bölümlerde bir erkeğe 5 kg kız var diyorlar, ama kalabalık okul iyi midir ki acaba, ama iki erkeğe bir uzun saçlı erkek var diyenler de var, ama köklü bir geçmişi var, ama A üniversitesine gidip Türkiye’de bir marketler zincirine CEO olmaktansa dünyaca ünlü Elma şirketinden daha iyi bir şirket kurmak istiyorsam bana farklı temeller kazandıracak bir okulu gitmeliyim, ama A’nın simgesi kelebek ve kelebekleri severim (evet bu derece bir kararsızlığım vardı)…

5-B’ye gideyim hem onları burs programına kabul edildim ve o programdan yararlanacağım, ama kampüsü soğuk geldi bana, ama hocaları çok iyi hocalarmış, ama hangi bölüme gideceğim, ama tam ormanın içinde ne güzel, ama eve gelmek istesem oldukça uzun sürecek (Pendik’te oturuyorum)…

6-Radyo-Televizyon okusam ben, hem bu sektöre girmek istiyorum, ama başka bir bölüm okuyarak da ilgilenebilirim medya ile…

7-İşletme veya ekonomi okusam, hem matematik delisiyim, ama B’deki Ekonomi hocası bile  Y üniversitesi Elektrik-Elektronik mezunuymuş, “Benim gibi yapabilirsin ama tam tersini yapamazsın aklında olsun ;)” dedi, o da haklı bak…

8-Hayııır ben tıp okuyayım, yok ondan vazgeçmiştim zaten. O zaman ben mühendis oluyorum. Mimar mı olsam? Hayır hayır mühendis olmaya karar verdim. Tamam.

9-Sabancı mı? Ama Tuzla’da? Bölüm sonradan mı seçiyoruz oha!? Ama ben vakıf üniversitesi düşünmemiştim hiç ve ailem pek sıcak bakmıyor vakıfa. Ama vakıf üniversitelerinin sağladığı imkanlar devlet üniversitelerinde yok mu? Ama ben Avrupa Yakasında okusaydım daha güzel olacaktı? “Rektöre mail atayım ben en iyisi belki onunla konuşabilirim” derken bir gün telefonum çaldı ve “Ben Sabancı Üniversitesi Rektörü Nihat Berker’in sekreteriyim, sizi kendisine bağlıyorum” dedi bir ses. Attığım mailde telefon numaramı paylaşmıştım ve Sabancı yolculuğum ben o sıralarda fark etmezken böylece başlamış oldu.

Zamanla Sabancı’yı araştırmaya başladım. Aşık oldum. Adım bir sene içerisinde Sabancı Aşığı’na çıkacaktı, ama henüz nerede okumak istediğimden emin değildim. Bir sürü gidip geldim, bir sürü hocayla, öğrenciyle konuştum. Yetmedi ailem hocalarla, rektörle görüştü. İki sene içerisinde benden daha çok seveceklerdi Sabancı’yı, ama o sıralarda devlet-vakıf üniversitesi arasında ben de çok tereddütte kalıyordum.

B’nin kabul edildiğim burs programından aradıkları gün kararımı vermiştim ve tercih listemi hazırlamıştım.

Nasıl mı kararı mı verdim?

Oturdum yazı yazdım.

Kendimi daha iyi tanımaya çalıştım.

Ne istediğimi, nerede olmak istediğimi, ne yapmak istediğimi sordum kendime.

Tabi sürekli müzik dinliyorum.

Ailem bana karışmıyordu. Çünkü bir şey derlerse ve ben o dedikleri şeyi yapıp mutsuz olursam, suçu onlara atacağımı biliyorlardı. İyi de yaptılar. Hocalara mail attım, bölümleri konuştum. Burslara baktım. Alacağım dersleri araştırdım.

Ama bir türlü karar veremiyordum hala.

Mantığım, bütün olasılıklara takılıyordu.

“BEN NE YAPACAĞIM?” diyordum. Her kafadan başka bir ses çıkıyordu.

Sabahlara kadar youtube’da üniversitelerin tanıtım videolarını izliyordum.

Sözlüklerde okullar hakkında ne varsa ezberlemiştim.

Artık yapılacak pek de bir şey kalmamıştı.

Sonra bıraktım.

Evet bıraktım her şeyi.

Mantığımı bir kenara koydum. Çünkü mantığım bana bazen X, bazen Y, bazen Z, bazen A, bazen B, bazen Sabancı, bazense T diyordu. T’nin ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Acaba seneye mi bıraksam bile diyordum. Belki de en iyisi tekrar liseye başlamaktı…

Sıradan bir gündü.

Duş alayım dedim.

Duş alırken, nereye içimin ısındığını düşündüm.

Bütün mantığı, rasyonelliği bir kenara bıraktım. Nerede mutluyum? Nerede olmak istiyorum? dedim.

Duştan çıktım. Tercih listemi hazırladım. En aşağıdan başlayarak X, Y, Z, A, B, T hepsini yazdım tercih listeme. En üstlere de olmak istediğim yeri koydum.

Evet ben burada olmak istiyorum dedim.

Şimdi iki sene geriye dönüp baktığımda, ne kadar da doğru bir karar verdiğimi görüyorum.

Mutlu olacağımı hissettiğim yeri seçmenin ne kadar da mantıklı bir karar olmuş olduğunu görüyorum.

Birkaç gün geçti.

Sonuçlar açıklandı.

İlk tercihim Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleriydi. Sonradan istediğim bölüme geçebileceğimi öğrendikten sonra Mühendislik ve Doğa Bilimlerinin üstüne yazmıştım. Yönetim Bilimleri geldi. Beklediğim bir sonuçtu ama beklemediğim bir şey vardı ki: taban-tavan puanlarına bakarken Sabancı’nın, bir baktım ki tavan puanı benim puanım. Birinci olarak girmişim fakülteye. Benim girdiğim sene burs prosedürleri farklıydı, birinci olarak girdiğim için Sakıp Sabancı Üstün Başarı Bursu sahibi oldum. İki kişilik yurt hakkı ve yılda 9 ay süreyle aylık 500 lira almaya hak kazandım. Yurtta kalmak istemezsem yurt ücretinin 2/3’ünü vereceklerdi bana ama yurtta kalıyorum iki senedir. Yeni girişli tüm öğrencilere yurt hakkı veriliyor ilk sene için fakat sonraki sınıflarda özellikle günümüzde İstanbul’da ikamet edenlere yurt çıkma oranı azaldı, benimse yurt bursum olduğu için sorun olmuyor. Günümüzdeki burs, yurt, ücret ve ödeme koşullarının güncellenmiş halini http://www.sabanciuniv.edu/tr/burslar ‘tan öğrenebilirsin. Çünkü iki senede her şey değişti. Mutlaka öğren internet sitesinden güncel bilgileri. 2015’te tüm tam burslulara yurt ücretsiz, bunu söylemek isterim!

Aaa az önce de 2015 LYS sonuçları açıklandı ben bu yazıyı yazarken. Hayırlı olsun 😀

 

HAZIRLIK SINIFI

ELAE sınavına girdim. Nam-ı diğer Hazırlık Atlama Sınavı.

Sabancı’nın hazırlığında 5 route var. Her dönem belirli bir ortalama tutturursan 2 route atlıyorsun. Ortalamayı tutturamazsan 1 route atlıyorsun, ama route5’e geldiğin zaman ortalamayı tutturman gerekiyor 1. sınıfa başlayabilmek için. (Burayı daha sonra okursun bence hızlı geçebilirsin). Mesela route1’de başladın diyelim, ilk dönem ortalamayı tutturursan ikinci dönem route3’e başlıyorsun. İkinci dönem de tutturursan yaz okulunda route5’te okuyorsun ve route5’te de tutturursan güz döneminde 1. sınıfa başlıyorsun. Route2’de başladıysan, ilk dönemde ortalama tutturursan ikinci dönem route4 oluyorsun ve ikinci dönem de ortalama tutturursan güz döneminde 1. sınıfa başlıyorsun yaz okulu okumadan. Route3’te başladıysan, ilk dönemde ortalama tutturursan ikinci dönem route5 oluyorsun, ikinci dönem de ortalama tutturursan yaz okulu okumadan 1. sınıfa başlıyorsan güz dönemi. Son seçenek ise route4 başlamak. İlk dönem ortalama tutturursan bahar dönemi 1. sınıf oluyorsun (irregular olmak diye geçiyor, iyi yanı sadece bir dönem hazırlık okumak, kötü yanı ise bazı dersler senin alacağın dönemde açılmıyor ve sen de bir dönem bekliyorsun vs ama çok da sorun olmaz eğer irregular olursan), ama ilk dönem ortalamayı tutturamazsan ikinci dönem route5 oluyorsun.

SL’in arka tarafı (School of Languages)

Bunlar dışında TOEFL, IELTS gibi sınavları internetten öğrenebilirsin, o konulara hakim değilim. Ben route3 başladım, ikinci dönem route5 okudum. Sabancı Üniversitesi’nde diğer üniversitelerdeki gibi route’ların sonunda ayrı bir final sınavı olmuyor geçmen gereken. Yine adı final olan bir sınava giriyorsun ama bu sınav dönem boyu girdiğin sınavlardan farksız bir sınav olmuş oluyor. Mesela dönem boyu sınavların iyi ise final sınavından 100 üzerinden 10 veya 20 gibi notlar alarak geçebiliyorsun. Diğer üniversitelerde final sınavında belirli ortalamayı tutturamazsan geçemezken hazırlığı, Sabancı’da işte bahsettiğim gibi farklı işliyor sistem.

İlk dönem 8.40-12.30 arası hafta içi her gün dersim ve  3 hocam oldu. Hala görüşürüm kendileriyle. Aralarından Steve hocamı görürsen dizilerden tanıdık gelebilir, kendisi ünlüdür 😀

İkinci dönem yine 8.40-12.30 arası dersim oldu ama cuma günlerim artık tatildi. Bir de çarşamba günleri EMS (English for Maths and Science) dersleri vardı. 1. sınıfta göreceğimiz konuların kısa özetlerini gördük. Çarşambaları ilk iki ders sınıftaydık, son iki ders ise amfilere gittik ve her hafta farklı bir fakülte hocası gelip ders anlattı bize.

Hazırlık sınıfında gerçekten akademik yazı yazmayı öğreniyorsun, bir sürü arkadaş ediniyorsun ve üniversite sınavlarından hazır yeni kurtulmuşken çok tatlı geliyor sana neredeyse tüm gün boş vaktinin olması.

 

SABANCI GÖSTERİ MERKEZİ (SGM)

SGM en son Anadolu yakasının en büyük gösteri merkezi idi, hala öyledir diye tahmin ediyorum. “Öğrencilerimiz zaten şehir merkezinden uzaktalar, bari onlar gitmesinler de biz onlara şehir merkezini getirelim” mantalitesi ile her salı ve perşembe bir etkinlik düzenlenir SGM’de. Sabancı öğrencisine 7 liradır biletler. Girdiğim sene ilk etkinlik Teoman konseriydi. Bizi Teoman karşıladı okula diyebilirim :D. Ondan sonra MFÖ, Gece Yolcuları, Moğollar gibi isimler geldi. Sumru Yavrucak’ın Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi oyunu gelmişti unutmadığım. Hazırlık okurken her salı ve perşembe SGM’deydim ben. 1. sınıftayken vakit bulabildikçe gittim. İnanılmaz tiyatrolar, harika konserler, muhteşem gösterilere odamdan çıkıp 10 dakika yürüdükten sonra ulaşıyor olmam diğer üniversitelerde pek de mümkün olmazdı sanırım.

 

Sabancı’da yağmur zamanı

 

TOPLUMSAL DUYARLILIK PROJELERİ (TDP)

İngilizce ismi olan  CIP’yi daha çok kullandığımız bu projeler bütünü, mezun olman için vermen gereken zorunlu bir ders. Bir sürü proje var ve sen bunlardan birini seçiyorsun. Okul-çocuk, huzurevi, çocuk esirgeme kurumu, hayvan hakları gibi onlarca proje arasından okul-çocukla ilgili bir proje seçtim hazırlık okurken. Haftada iki saat boyunca Gebze’nin Denizli köyündeki Denizli İlkokulu’nda 3. sınıf öğrencileriyle vakit geçirdim. Ben inanılmaz hevesliydim bu konuda ama sen de çocuklarla, yaşlılarla mı uğraşacağım diye düşünen arkadaşlarımdansan, emin ol ki daha projenin ilk gününde fikrini değiştireceksin senin gibi düşünen arkadaşlarım gibi. Çocuklar veyahut yaşlılarla ilk vakit geçirdiğinde, daha önce hiç hissetmediğin şeyler hissedeceksin ve çok hoşuna gidecek bu proje olayı diye tahmin ediyorum. Hayatın boyunca bir daha bulunmayacağın ortamlarda bulunmanı ve toplumun birçok kesimiyle tanışmanı sağlayacak bu proje. Ayrıca CV’nde de çok da şık durduğunu söylemem gerekiyor Türkiye’deki üniversitelerden sadece Sabancı’nın sağladığı bu olanak. Dönem boyunca ziyaret edilen yaşlılar ve öğrenciler proje sonunda Sabancı Kampüsüne gelirler ve yüzlerce kişinin katıldığı Güneş Günü düzenlenir. Güneş Günü’nün tüm organizasyon süreci öğrencilere aittir. Güneş Günü’nün tüm gideri Sabancılı öğrencilerin düzenlemiş olduğu kermesten karşılanır.

 

BİRİNCİ SINIF DERSLERİ

1) İngilizce (ENG101-102)

İngilizce dersinden muaf olma yolları var, ayrıntıları Öğrenci Kaynakları ile görüşebilirsin. Ama gelmiş geçmiş en süper İngilizceye sahip olsan da ben muaf olmamanı öneririm. Same-sex marriage, ırkçılık, reality tv shows, medyada kadın-erkek gösterimi gibi harika konularda harika makaleler okuduk. Çok şey öğrendim. İngilizce öğretiyor olmanın dışında genel kültürü tavan yaptıran bir ders.

2)Matematik (MATH101-102)

Matematikten de muaf olma var. Ben olayım diyorsan olabilirsin. Fonksiyon-türev-integral sırasında ilerliyorsun, klasik bir Calculus. Haftada iki saat recitation’da asistan sınıfta o haftayla ilgili sorular çözer.

3)İnsan ve Toplum (SPS101-102)

Haftada ortalama 20-30 sayfa okuması olan bir ders. Okursun okumazsın sana kalmış. Tam bir TM dersi olarak düşünülebilecek bir ders benim gibi bir sayısal öğrencisinin favori dersidir diyebilirim. İnsanların avcılık ve toplayıcılık yapmasıyla başlar, tarıma geçişi, ticareti, göçleri, savaşları, devletleri, fikirleri, toplumsal hareketleri, felsefeyi, devlet fikirlerini kısacası günümüze kadar İnsan’ı ilgilendiren neredeyse bütün her şeyi kapsar.  İlk dönem dersin yarısı resim yorumlamayla ilgilidir. Sanat tarihi hocası ile yüzyıllar öncesine ait tabloları bakıp yorumlarsın ve bu çok güzel bir kültür kazandırıyor kesinlikle. Animasyonlar (Alaaddinin Sihirli Lambası gibi), belgeseller (Guns, Germs and Steel gibi), filmler (Charlie Chaplin gibi) içeren, inanılmaz bir bakış açısı kazandıran derstir. Mühendislik okurken böyle bir ders alabilmek harika bir şey. Haftada iki saat discussion’da 9’ar kişilik yuvarlak masalarda 3’erli gruplar halinde sorular çözülür, tartışmalar yapılır.

4)Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi (HIST 191-192)

“Modern Türkiye’nin oluşumunun gözden geçirildiği 19. ve 20. Yüzyılda Osmanlı/Türk toplumunun gelişim aşamalarını kapsayan ve dün ile bugün arasında kurulan köprüye işaret eden” şeklinde tanımlanıyor web sitesinde. Geleneksel Çanakkale gezisini, günümüz tarihine kadar işlenmesini ve sınav sorularını severim. Bize özel tutulmuş deniz otobüsüyle gittiğimiz Çanakkale’de hocalar adım adım anlatıyorlar her şeyi. Çok güzel bir deneyimdi. Hele dönüş yolunda Akşin hocayla sessiz sinema keyfi paha biçilemez…

Ayrıca sınav soruları şöyle oluyor: 8 sorudan 4’ünü seçerek cevaplıyorsun. Sorulardan birini anlatmak isterim sana. “1828 yılında İstanbul doğumlu bir subaysın. Jön Türk dönemine kadar yaşıyorsun. Gördüklerini kronolojik sıra ile, ayrıntılı bir şekilde anlat” 😀 Harika bir soruydu ya tüm dönem boyunca gördüğünü anlatmanı istiyor hoca, dehşet bir soru bence 😀

5)Türk Dili ve Edebiyatı (TLL 101-102)

İlk dönem HIST dersi ile paralel gidiyor. Taaşuk-ı Talat ve Fitnat, Felatun Bey ve Rakım Efendi, Bir Ölünün Defteri, İntibah, Yeni Turan, Silahtarın Bahçeleri, Karabibik, Primo Türk Çocuğu, Tevfik Firket Şiirlerini okuduk ilk dönem. Sınav olmadığı sürece her hafta bir kitap okuyoruz. İkinci dönem çok daha harika kitaplar okuduk, onları söylemeyeyim sürpriz olsun :D. Derste olmasa hayatım boyunca okumayacağım kitapları okumak, daha da önemlisi bunları hocayla inanılmaz zevkli bir ortamda tartışmak çok zevkli. Mühendislik öğrencisi için paha biçilemez! Ayrıca HIST dersinden daha orjinal soruları vardır, çözme de yanında yat.

6)Doğa ve Bilim(NS101-102)

Fizik-kimya-biyolojiden oluşan fen dersi. TM öğrencilerinin pek samimi olmadığı bu ders bir önceki cümlede yazdığım üç alanı birleştirerek sunuyor sana. Haftada iki saat discussion’da 9’ar kişilik yuvarlak masalarda 3’erli gruplar halinde sorular çözülür, tartışmalar yapılır. Evet sen TM’ysen ve Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde okuyacaksan bile senin için de zorunlu.

7)PROJ102

Henüz 1. sınıfken hocalarla proje yapma imkanı! Ben Nanoteknoloji Uygulama Merkezi (SUNUM)’nde bir proje yaptım. Gözde İnce hocamla polymer thin film sentezi yapan bir makine geliştirdik. Clean Room’da gerçekleşen bu proje mesela Malzeme Mühendisliği okumak istemediğimi gösterdi bana :D. 60’tan fazla proje içerisinden istediğini seçip ilgilenebiliyorsun. Hem proje sürecini, rapor hazırlamayı, grup çalışmasını öğreniyorsun hem de hocalarla tanışma fırsatı buluyorsun. Hangi bölümü seçeceğin konusunda etkisi ise hangi alanda proje aldığına bağlı.

 

Birinci sınıf dersleri bunlardan oluşuyor. Hangi bölümden girmiş ve hangi bölümde okuyacak olursan ol bu dersleri alıyorsun. Önyargılı olmamaya, tadını çıkarmaya, hocalarla tanışmaya ve bilgini artırmaya bak. Bilinçli olarak dersleri takip ettiğin sürece kocaman bir bilgi haznesine sahip oluyorsun birinci sınıf sonuna geldiğinde, dünyaya bakış açın değişmiş oluyor. Daha çok sorguluyorsun ve hele bir de zevk almayacağını tahmin ettiğin şeyler hoşuna giderse hayata dair birçok konuda fikrin değişiyor, gelişiyor.

 

BİREYSEL VE AKADEMİK GELİŞİM MERKEZİ (BAGEM) & AKADEMİK DESTEK PROGRAMI (ADP)

İlk önce ADP’den bahsedeyim. Diyelim ki NS, SPS veya MATH dersinde bazı sorunlar yaşıyorsun. ADP’ye gidiyorsun hemen. Ne kadar sorun yaşıyorsan, sana o derece yardımcı oluyorlar. Ben sadece konu tekrarı için gideyim diyorsun mesela, yine 1. sınıf olan ADP moderatörü ve senin gibi gelen 10 arkadaşınla konu tekrarı yapıyor, konuları tartışıyorsunuz. Veya ben bire bir çalışayım dersen, o zaman da üst sınıf öğrencileri sana ders veriyor. Ücretsiz olmasının yanı sıra, “kanka ben şu şu derste iyiyim” diyorsun, gidip moderatör oluyor, sen ders veriyorsun. Hem para kazanıyorsun, hem konu tekrarı yapıyorsun, hem yeni insanlarla tanışıyorsun. Tam bir mutualizm örneğidir ADP, çok severiz. BAGEM ise altında bir sürü bir sürü şey barındıran bir birimimiz. Benim derslerle, ailemle, arkadaşlarımla veya herhangi bir şeyle ilgili problemim var diyorsun ve uzman psikologlarıyla seanslar yapıyorsun BAGEM’in. Akran danışmanlığı sistemi var, her yeni girişli öğrencinin bir akran danışmanı oluyor ve sene boyunca iletişim halinde kalınıyor. Veya cv, motivasyon yazısı yazman gerekiyorsa sana yardımcı olan insanlar var. Arkadaşların ve hocaların dışında, kesinlikle yalnız değilsin akademik ve bireysel konularda.

Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Uygulama Merkezi (SUNUM)

 

KULÜPLER

Okulumuzda bir sürü kulüp vardır ve Sabancı Üniversitesinin mottosu “Birlikte Yaratmak ve Geliştirmek”‘tir. Bu okulda yaratmakta ve geliştirmekte serbestsin. İstediğin kulüple, istediğin kadar ilgileniyorsun zaten ama bunun dışında “aaa şu kulüpten yok ama” dersen de gidip kendi kulübünü kurabiliyorsun. Dediğim gibi “yaratmak” serbest okulda. Veya ilk seneden girdiğin kulüplerde hızlıca yükselip yönetim kuruluna vs. girebiliyorsun, kulübü daha güzel yerlere taşıyabiliyorsun. Dediğim gibi bu da “geliştirmek” ile ilgili oluyor. Tiyatro kulüplerimiz iyilerdir. Arkadaşlık ortamları harika ve gerçekten güzel iş çıkarıyorlar. Öneririm. Müzik kulübü zaten mutlaka etkinliklerine katılacağın bir kulüp. Koroları, grupları, entrüman kursları (gitar, piyano, bateri vs.) oldukça fazla. İstediğin gibi ilgilenebilirsin. Sene boyunca sürekli farklı farklı konserleri olur, sevilir. Piano odası, bateri odası gibi odaları mevcuttur.

2014 Oryantasyon’da “habersizmişim gibi çek” karesi

Doğa sporları kulübü, hiç ilgin olmadığını düşünsen bile rahatlıkla gidebileceğin bir kulüp. Kamp yapma, dağcılık (tırmanma duvarımız var okulda), oryantiring etkinlikleri ve daha bir sürü geziden, etkinlikten ve kurslardan oluşan bu kulüp de tavsiye edilir. Tavsiye etmeyeceğim bir kulüp yok zaten okulda. Sadece bütün kulüplerden burada bahsedemeyeceğim için, daha ayrtıntılı araştırmanı öneririm. Sualtı sporları kulübümüz vardır, sürekli dalış yaparlar. Yelken kulübümüz vardır, sertifika kursları düzenlerler ve kendilerine ait bir tekneleri var diye biliyorum. Münazara kulübü oldukça aktiftir. Sürekli eğitimler verir, yarışmalar yaparlar. Diğer kulüpler gibi arkadaşlık ortamı çok iyidir. Moda kulübü vardır, binicilik kulübü vardır, briç kulübü vardır. Fotoğrafçılık, sinema kulüpleri geliştirilmeye açıktırlar. Radyo kulübünde yayın yapabilirsin, yayın odası vardır. Medya ve aktivizm kulübü iki senedir Lacivert Ödülleri düzenliyor. Şu zamana dek gelenler arasında Ayşe Arman, Erdil Yaşaroğlu, Uğur Dündar, Ahmet Ümit gibi isimler var. Genç girişimciler kulübü olsun, işletme-ekonomi kulübü olsun, endüstri mühendisliği kulübü olsun sürekli etkinlikler düzenlerler sene boyunca. Sponsor ayarlama, bu külüplerde yükselme, organizasyon işlerinde profesyonelleşme gibi alanlarla ilgilenmek istersen tavsiye ederim. Dans kulübünün sene boyunca kursları oluyor, öğrenmelisin en az bir dans. Seramik fırını, odası ve kursu mevcuttur. Aynı şekilde resim, cam, ebru gibi şeylerle ilgilenmek isterseniz yine imkanlar var. Bu sene arkadaşlarımla Astronomi Topluluğu oluşturduk, siz de istediğiniz şekilde etkinlik direktörlerimizle hareket ederek ahareket edebilirsiniz topluluk oluşturma, kulüp kurma konusunda.

Bilgi Merkezi’nde Astronomi Topluluğu’ndan arkadaşlarımla post-modern bir çalışma yapmıştık

 

 

BİLGİ MERKEZİ

İngilizce ismi Information Center’dır ve Sabancılılar için kısaca IC diye geçer. Harika bir yerdir. Final dönemlerinde ders çalışmak çok zevkli olur, arkadaşlarımla burada sabahlamayı severiz. Tek seferde 60 kitap alabiliyorsun diye biliyorum iki aylığına. Ben bu yaz için 40’tan fazla kitap aldım bakalım iki aydan önce bitiremezsem uzatacağım sürelerini. Bu arada okulda Wi-Fi altyapısı iyidir. Haftalık 20gb kotan vardır ama aşsan bile gayet kaliteli bir internet bence. IC’de “Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 1001 Film” mevcuttur diyecekler sana eğer gezersen orayı. “Vaov” diyorsun ama film almıyorsun pek IC’den, internetin var sonuçta. Bu arada herkese okula başladığı sene laptop verilir, dersler için gereklidir. Mezun olurken laptop geri istenir haberin olsun. Eskiden Lenova verirlermiş, bize HP verdiler, artık Fujitsu veriyorlar diye biliyorum. Bu sene de değişir belki, göreceğiz.

 

Bilgi Merkezi’nin girişten görünümü

SUCARD

 

Oryantasyon gününde verilecek sana. Okula kayıt olurken verdiğin fotoğraf üzerinde olacak ve bu nedenle çok dalga geçtiğimiz arkadaşımız var (ben de dalga geçilenler arasında olabilirim sevgili fotoğrafımla) bu nedenle “aman ne olacak bir fotoğraf vereyim kayıt olurken” diye düşünmemekte fayda var. Ayrıca kampüste bulunan fotokopi makineleri bu kartlarla çalışır. 6 kuruştu en son sanırım bir fotokopi çekmek. Yemekhane bu kartla ödeme yaparsın ve shuttle’larda da bu kartlar kullanılır.

 

Günbatımını seviyorum

MySU & KampüsNet

MySU okulla ilgili tüm duyuruların ve diğer her şeyin bulunduğu web sitemizdir; ders programını, SUCARD bakiyelerini, dilediğin her şeyi görebilirsin. KampüsNet ise MySU’nun içinde bir bölümdür. Burada öğrenciler duyurular yaparlar. Alınık-satılık kitap, buzdolabı, koltuk, oyun, telefon; şuraya gideceğim başka giden var mı, şu gün şu etkinlik var bekleriz, şu şu şikayetim var arkadaşlar ne yapabilirim gibi bir sürü duyuruyu buradan takip edebilir, istediğin duyuruyu oluşturabilirsin.

 

YURTLAR

Kalabalık bir okul değiliz. Bütün yurtlarımız kampüs içerisinde. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu kampüste konaklar. İki ve dört kişilik odalar vardır lisans öğrencileri için. Odaların her birinde tuvalet-banyo mevcuttur. Yataklar ranza tarzındadır ama üst katta yatak varken, alt katta yatak yoktur, yatak yerine kocaman bir masa vardır. Dolap ve sandelye dışında başka bir şey yoktur. Buzdolabı istersen alabilirsin, çoğu odada buzdolabı vardır. Armut minder olsun, halı olsun, IKEA’da satılan Sabancı Koltuğu (ona biz bu ismi taktık anlaşıldığı üzere, çünkü boyutları tam sığıyor odaya) olsun, başka tarz kanepeler olsun odada bulundurabilirsin.

Tabii ki odam hep bu kadar dağınık olmuyor (Daha dağınık genelde)

Katlarda çalışma odaları mevcuttur ve en alt katta da mutfak ve televizyon odası bulunmaktadır. Ben bu sene B9 yurdundaydım ve bana en yakın fakülteye 3 dakikada ulaşıyordum. İnanılmaz büyük bir kolaylık. Yurt bursu olanların yurt önceliği vardır ve nerede ikamet ettiklerine bakılmaksızın her sene yurt sahibi olurlar. Onun dışında ise ikamet ettiğin adresin kampüse olan uzaklığına göre öncelik belirlemesi yapılır. İstanbul içinde ikamet edenlere ilk sene dışında (ilk sene herkese yurt garantisi var demiştim, yani en son böyleydi bu değişmemiş olmalı ama sen yine de kontrol edebilirsin) yurt çıkmıyor genelde. Kampüs çevresinde ev tutan birçok arkadaşım var. Öyle bir şey de yapılabilir.

 

Hazırlıkta konakladığım B4 yurdundan

 

SEMİNERLER-KONFERANSLAR

Kulüplerin düzenledikleri onlarca seminer, konferans, eğitim, panel vardır. ADP de düzenler bir sürü, NS dersinin hocaları düzenler (iki haftada bir düzenli olarak popüler bilim tarzında seminerler olur, bunun dışında Andrew Berry Harvard’dan gelir her dönem iki haftalığına Sabancı’ya, MIT’den gelen hocalar olur, dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen hocalar vardır seminer vermeye gelen). Bu konuda oldukça zengindir okulumuz. Bilimle, sosyolojiyle, psikolojiyle, fotoğrafçılıkla, teknolojiyle, derslerle, okulla, sporla, ekonomiyle, iş sektörleriyle, aklına gelebilecek birçok konuda toplantıya ulaşabilirsin burada.

 

Günbatımını gerçekten seviyorum 😀

ULAŞIM-HABERLEŞME-OLANAKLAR

Kampüsümüz bildiğin gibi Tuzla’da. İstanbul’a TEM’den girerken sağ tarafta gözüne çarpmıştır belki bir seferinde. İlk başlarda burun kıvırabilirsin ama sonrasında ayrılmak istemiyorsun kampüsten. Ortam gayet güzel çünkü. Bu sene daha da güzel olacak bakalım. Shuttle dediğimiz servislerimiz vardır Kadiköy’e, Taksim’e, ViaPort’a (bize en yakın alışveriş merkezi diyebilirim, belki biliyorsundur; bilmiyorsan da artık bileceksin zaten) , ve birkaç yere daha düzenli servisler vardı. Kampüs içinden İETT otobüsü kalkar, Kartal’a gider. Kampüs kapısı önünden Pendik’e giden minibüs vardır. Taksiyle havalimanı 25-30 lira civarı bir şey tutuyordu sanırım, ViaPort da 20-25 lira. KampüsNet’e şu saatte şuraya gideceğim diye yazarsan belki aynı yöne giden birilerini bulabilirsin. Okulda haberleşme merkezi vardır. Kargo veya postada Sabancı Üniversitesi adresi verildiğinde, sana gönderilen şey direkt oraya gider ve sana bir mail gelir gönderin olduğuna dair, gider oradan alırsın. Ya da istediğin gönderiyi yapabilirsin buradan. Şok, Akbank, Homer isimli bir kırtasiye, fotokopi merkezi bulunur üniversite merkezinde. MedLine’ımız vardır. 24 saat doktor bulunur. Reçeteyle istediğin ilaçları ücretsiz olarak alabilir, ücretsiz muayene olabilir ve birkaç hastane dışında neredeyse tüm hastanelere sevk edilebilirsin ücretsiz olarak.

Kampüs Girişi

 

GÖL-SPOR-FESTİVAL-ÇİM

Kampüste aslında bir göl olmadığı, birkaç tane daha göl olduğu rivayet edilir. Rivayet değil arkadaşım, kampüste böyle bildiğin üç tane göl var. Bir tanesi büyük göl. Bir tarafında spor salonu ve SGM, bir tarafında cafe, tenis kortları ve ufak futbol sahası, bir tarafında yürüme parkuru, bir tarafında ise FIFA standartlarında dedikleri büyük saha bulunur. Diğer göller daha küçüktür, biri büyük gölün yan tarafında ve diğeri ise ormanda bulunur. Orman demişken büyük bir ormanımız vardır. Ağaçlar üniversite tarafından dikilmiştir ve kampüsteki tüm bitkilerin sayısı bellidir. Bununla ilgili bir broşür bastırılmıştı geçen sene. En ünlü bitkimiz Sakura’dır. Dünyada sayılı bulunan ve Japonlar için kutsal sayıldığını söyleyebileceğim Sakura ağaçları bakımından Türkiye’nin en zengin bölgesiyiz diye biliyorum. Büyük gölün öğrenci projesi olduğu rivayet edilir ama doğru değildir, kampüs havasını yumuşatmak adına yapılmıştır. Kampüs altındaki labirentler rivayet edilir, doğrudur; gösteririm. Yüzme havuzumuz yok. Bir ara rüyalarıma giriyordu böyle kampüse havuz yapılmış filan ama yok işte yapmıyorlar. Zamanında Sakıp Sabancı’ya sormuşlar “Ağam” demişler “havuz yapalım mı?” o da cevap vermiş: “Otel mi yapıyoruz yav ne havuzu?!”… Tabi şaka bir yana elbet bir gün yapılır diye tahmin ediyorum. Fark ettiysen havuz yok demedim, yüzme havuzu yok dedim çünkü iki tane süs havuzu var kampüste. Gelince görürsün onları da.

Gelince görürsün dedim ama şimdiden gör bir tanesini. Bu Bilgi Merkezinin önündeki havuz. Arka tarafta da kulemiz mevcut. Henüz çıkmadım ben, bu sene çıkarım diye tahmin ediyorum. Neden yapılmış olduğu konusundaki rivayetleri sonra anlatırım güleriz.

Çıldırma gecesi su altı sporları kulübü dalış yapar 70 cm’lik süs havuzuna mesela. Spor salonu büyüktür, severim. Etkinlik odaları vardır; dans, yoga, zumba gibi kurslar verilir. Kurs demişken spor salonu dışında tenis için ayrı yapılmış salonlar mevcuttur (göl kenarında demiştim az önce). Tırmanma duvarından söz etmiştim, kendisi spor salonundadır. Fitness Center vardır ve kalabalık olmaz genelde, güzeldir. Ücretli mi diye sorarsan, hayır. Kum torbası vardır, masa tenisi masaları vardır. Danışmaya öğrenci kartını bırakıp badminton raketinden, tenis topuna kadar istediğin araç gereci ödünç alabilirsin.

Elbet bir gün yapacağınız şey

YEMEK

Evet gelelim yemek konusuna. Ben sebze, soğan, biber, yeşillik tüketmem; sen de öyleysen okulda sulu yemek tüketmen çok çok nadir olacaktır. Ama henüz bu özelliğe sahip tanıdık sayım 2’yi geçmediğinden bence sen sorun yaşamazsın. Yemekhanemiz 6-12 lira arası değişiyor diyebilirim. Ortalama yemek yiyen biriysen 9 liraya kurtarırsın ( (6+12)/2’den de çıkıyormuş şu an fark ettim). Okulda kafelerimiz mevcuttur, kampüs çevresinde McDonald’s, Domino’s ve daha bir sürü yemek yeri bulunmaktadır ve hepsinin alo-servis’i mevcuttur. Mutfakları kullabilirsin, onun dışında tost sık tüketilir; ben üşenmem diyorsan makarnaya, çıtır mantıya, pilava köfteye kadar yolu var. Yemek konusunda umarım geliştirmeler yapılacaktır yakın zamanda, daha güzel olacaktır her şey. Ayrıca okulda bulunan her katta (fakülte katlarında, yurt katlarında, spor salonu-sgm vs) su sebili ve yanında da 2 ila 10 arasında damacana bulunur. Her binada da birer tane otomat (adı böyleydi sanırım) bulunur. Abur cubur ve türevleri satan mini elektronik kantin diyelim.

Yemekhanede bana göre pek de bir şey olmuyor ama olsun doyuyoruz bir şekilde

TAVSİYELER

İlk sene mutlaka en az bir kulübe devamlılık sağla. Kulüpteki herkesle tanış. Ben çok sosyal olmak istiyorum diyorsan kulüp sayını ikiye üçe dörde çıkarabilirsin tabi. Dersler başlamadan iki gün önce oryantasyon etkinlikleri olacak, tüm kulüp tanıtımları orada gerçekleşecek ve senin gözün dönecek “hangi kulübe gireyim, hepsine gireyim, hüloğğ” diyeceksin. Biraz bekleyip kulüplere sonradan dahil olmayı da deneyebilirsin. “15 kulübe üye oldum zaaa” dedikten sonra sene boyunca hiç bir kulüple ilgilenmemek de var, en başta hiçbir kulübe üye olmayıp sonradan sene boyunca bir sürü kulübe üye olmak da. Sen nasıl istersen öyle hareket et, ama mutlaka en az bir kulübe sıkı sıkı sarıl.

Oda arkadaşın odada yokken onun merdivenini yukarı çıkmak, kendi merdivenini aşağı inmek için kullanabilirsin

Facebook’ta Sabancı Üniversitesi 2015 grupları açılacaktır tercih sonuçları açıklandığı zaman, bu gruplara gir mutlaka.

Oda arkadaşını random belirleyebilirsin veya bu gruplardan birilerini bulabilirsin kendine göre.

İki ve dört kişilik odaların kendilerine göre avantajları vardır. Dört kişilik odalarda sürekli canlılık olur, gelip gideni bol olur, geniştir ferahtır; iki duşakabini bir tuvaleti vardır. İki kişilik odalarda arkadaş ağırlamak daha kolaydır, oda arkadaşın yoksa odayı kendi arkadaşlarınla tıka basa doldurabilirsin (16 kişi rekorumuz vardır bizim). Dört kişilik de dolabilir tabi ama oda arkadaşlarına bağlı işte. İki tarz oda da güzeldir. İkisini de dene mezun olmadan önce.

Sabancı’ya gelmeyi düşünen arkadaşlarımdan ve Sabancı’da okuyan dostlarımdan oluşan “Sabanj’a Gelecekler Grubu” kurduk WhatsApp’te. İstersen oraya alabiliriz seni.

Ve son tavsiyem sana Sabancı konusunda değil, tercih yapma konusunda. Yazı yazmayı dene. Ne istediğine, ne istemediğine, nerede mutlu olacağına bu şekilde daha kolay karar verebilirsin. Ayrıca işler istediğin gibi gitmezse de hiç dert etme. Her şey eninde sonunda güzel olacaktır elbet; stres yapmana, gergin olmana hiç gerek yok (İnsan plan yapar, tanrı güler).

 

BEN NELER YAPTIM?  (Bu bölümde It’s my life dinlenebilir mesela)

İki sene boyunca neler yaptığımı kısaca anlatmaya çalışayım karışık bir şekilde. Öğrenci Birliği’ne girdim. CIP’de hayvan haklarında gönüllü oldum. NS101 dersinde asistanlık yaptım (birinci sınıfta asistanlık yapmak Türkiye’de pek rastlanan bir durum değil. ilk defa MIT’de hayata geçirilen bu Learning Assistant’lık sistemi oldukça zevkli bir sistem. Çok güzel bir arkadaş ortamın olur sen de asistanlık yaparsan, öneririm). Astronomi Topluluğu kurduk dostlarımla, telekopla gözlem yaptık, belgeseller izledik. SUDOSK (Doğa Sporları Kulübü) ile Olympos’a gittik, trekking yaptık, tırmandık. Piyano, gitar, fotoğrafçılık, photoshop, solidworks, yaratıcı yazma, tenis, yoga, pilates kurslarına gittim. Bir sürü seminere, konferansa, film gösterimine, ödül törenine, konsere, sinemaya, bale-dans gösterilerine gittim kampüste. Bir sürü kısmi zamanlı işte çalıştım ve burs aldım (aylık 320 lira) mesela ShakeUP isimli uygulamada metin yazarlığı yaptım (ayrıca ders dışı öğrenci etkinlikleri biriminde, tanıtım ofisinde, pazarlama ve kurumsal iletişimde, öğrenci kaynaklarında çalıştım). Bunun dışında mektup zarflamadan tutun da, spor salonunda danışman bürosunda oturmaya kadar bir sürü iş ilanı oluyor MySU’da. Oryantasyon Staj Programı konulu bir mail geldi bir gün bana. CV yolla, staj yap diyordu. Yolladım bende. İki hafta boyunca AvivaSA’da staj yaptım. Nasıl bir staj olacağını çok merak ediyordum. Üç farklı araştırma projesi içerisinde yer alacağımı söylediklerinde, üniversitenin önceden AvivaSA’yla nasıl staj yapmamı istediklerini konuştuğunu anladım. Ayrıca okulda Kariyer Ofisi var, kesinlikle staj ve iş imkanları konusunda da yalnız değilsin.

Sabancı Üniversitesinin kısa halini kullanırız genelde: SU

SUFIRST isimli yeni girişliler için bir kulüp kurduk, onunla ilgilenmeye çalışıyorum. Sanat, sinema, robot, münazara, müzik, dans, genç girişimciler, endüstri mühendisliği, işletme-ekonomi kulüplerinin ve daha birçok kulübün etkinliklerine katıldım.Radyo kulübünde yayın yaptım, devam edeceğim bu sene yine yayınlarıma. Ceolarla Çay Sohbetleri kulübüyle ilgilendim. SUCool denen bir şey var Sabancı’da. Mesela bir fikrin var diyelim. Devlet üniversitesinde olsan tek başına yapman gereken şeyleri bu okulda seninle beraber yapan bir program kendisi. Fikrini destekliyor, yatırım imkanı sağlıyor, girişimcilik okulu denen bir programı da barındırıyor içinde. Bu girişimcilik okuluna başlamıştım ben de ama sonradan derslerimle çakışmaya başladığı için bırakmıştım. Bir gün devam edeceğim tekrar. Sabancı’ya girdiğinden itibaren sana bir danışman hoca atanıyor, her sene değişen bu danışman hocanla görüşebiliyorsun, hangi bölümü seçeceğin konusunda konuşabiliyorsun. İstediğin hocayla kolaylıkla görüşüp, tanışıp konuşabiliyorsun aslında danışman hoca olması gerekmiyor tabii ki. Kapılarında hocaların dereceleri yazmaz prof, doç, dr gibi. Sadece ad-soyadları yazar. Çünkü onlarla aranda hoca-öğrenci resmiyetinden ziyade öğrenci-yol gösteren tarzında bir sıcaklık olur. Açık kapı politikası vardır. Özel işleri yoksa hocalar kapılarını kilitlemezler, sonuna kadar kapısı sürekli açık olan hocalar da vardır. Açık konuşmak gerekirse çoğu yurtdışından gelmiş, harika hocalarımız vardır. Vakıf üniversitesi olmanın da verdiği, mesleki anlamda bir rahatlıkları olduğundan oldukça mutludurlar yaptıkları işten ve bunu sana hissettirirler. Gerçekten seninle ilgilenmek, sana bir şeyler öğretmek, senden bir şeyler öğrenmek ve seninle bir şeyler paylaşmak isteyen insanlardır hocalarımız. Keza rektörümüz Nihat hocanın da güleryüzü herkese açıktır. “Robert kolejini birinci bitirdikten sonra MIT’den fizik-kimya çift anadalı yaparak ikisini de birinci olarak mezun olmuştur” şeklinde başlayan CV’si hayranlık yaratır.

Bu arada Sabancı’da bilgisayar bilimi ve mühendisliği; biyoloji, genetik ve biyomühendislik; elektronik mühendisliği; malzeme bilimi ve nano mühendislik; mekatronik mühendisliği; üretim sistemleri mühendisliği (endüstri mühendisliği); görsel sanatlar ve görsel iletişim tasarımı; kültürel çalışmalar, uluslararası çalışmalar; siyatet bilimi; ekonomi, psikoloji, yönetim bilimleri bölümleri mevcut.

Mailleşmek hayatının önemli bir parçası olacak Sabancı’da. Ne demek istediğimi okula başlayınca anlayacaksın tabii, benim favorim hocalarla mailleşmektir. Daha Sabancı’ya gelmeden sen de internetten maillerini bulup veya arayarak konuşabilirsin istediğin hocayla.

Kafamda şöyle düşünceler vardı Sabancı’ya gelmeyi düşünürken: “Birinci sınıfta ben bölüm dersleri almıyorsam, herkesle ortak ders görüyorsam ve ikinci sınıfın sonuna kadar bölüm seçme hakkım varsa, ben son iki sene mi seçeceğim bölümün derslerini görüyorum? Diğer üniversiteler benden daha çok mu görüyorlar bölüm dersi?” Şöyle anlatayım bu konuyu, diğer üniversitelerde de birinci sınıf dersleri bizim derslerimize dair benzerlikler gösterir (tarih, edebiyat, ingilizce dersi gibi). Bu derslere ek olarak onlarda bölüme giriş dersi babında belki bir tane ders bulunabiliyor. Sonraki senelerde ise bu bir ders yerine başka bir seçmeli ders alabiliyorsun diğer okullarda. Sabancı’da ise bu giriş dersleri ikinci sınıfta alınıyor, ve sonraki senelerde mesela bir seçmeli ders yerine bölüm dersi alıyorsun sen de ve aradaki fark böylece kapanmış oluyor gibi bir durum var. Kuzey Amerika üniversiteleriyle paralel bir sisteme sahibiz bu konuda. Türkiye’de ilk defa Sabancı Üniversitesi bir DÜNYA ÜNİVERSİTESİ olabilmek adına başlatmıştır bu sistemi. Eğer MF ve TM puanların oluştuysa istediğin bölümü seçebiliyorsun Sabancı’da. Birinci sınıfta ortak dersleri alıyorsun işte bahsettiğim gibi. İkinci sınıfta istediğin dersleri almaya başlıyorsun, mesela genetik ve psikoloji arasında kaldıysa ikisinin de derslerini alıyorsun ilk dönem. İkinci dönem karar veremedin diyelim, yine ikisinin de derslerini alıyorsun. Üçüncü sınıfa başlarken diyorsun ki ben genetik okumaya karar verdim, ama psikolojiyle de yandal yapayım mesela. İstediğini yapmakta özgürsün. Ben TM’den giriş yaptım ama mekatronik okuyacağım mesela, ekonomiyle de çift anadal (ÇAP) yapmayı düşünüyorum. Ben giriş yaptığımda ÇAP yoktu, ve olmasını istediğim bir şeydi gerçekten. Bir gün yemekhanede arkadaşlarımla otururken elinde yemek tepsisi ile rektör geldi yanımıza oturdu. Beraber yemek yerken ve okul hakkında konuşurken “size bir sürprizim var ve ilk siz duyacaksınız okulda” dedi. Çift anadal uygulaması başlıyormuştu, çok sevinmiştik sonra işte herkes ÇAP yapmaya karar verdi :D. Bu konudaki ayrıntıları internet sitesinden inceleyebilirsin. Burs kesintisi diye bir şey yok Sabancı’da. Sanırım burs kesintisi yapan üniversite de kalmadı zaten Türkiye’de. Hazırlık okuyorsan 5, okumuyorsan 4 sene burs veriliyor sana. ÇAP yapacağım dersen de bir sene uzatılıyor bursun. Bu seneler içerinde kaldığın ve yeniden aldığın dersler olabilir, sorun değil. Not ortalamanın da kaç olduğu önem arz etmiyor. Sadece bu süreler içinde okulu bitiremezsen işte kaç dönem fazla okursan o kadar ücretini veriyorsun, ki her okulda böyle diye biliyorum ama sen zaten zamanında bitirirsin okulu dert etme. Tam burslu değilsen, bursunu %100’e çıkarmanın bir yolu yok henüz Sabancı’da ama %50’ye çıkarmak vs. mümkün, internetten inceleyebilirsin bu konuyu da. Bunun dışında aylık ihtiyaç bursu vs. alabiliyorsun, birinci sınıftan ikinci sınıfa geçerken başvuruları başlıyor. Aklıma başka gelen şeyleri de yazayım; helipkopterin varsa, kampüste helikopter pisti var yani için rahat edebilir bu konuda. Geleneksel festivalimiz vardır, güzeldir. Çimlerimiz güzeldir, oturup güneşlenmeyi, kitap okumayı çok severim. Yemekhane merdivenlerinden deniz ve adalar gözükür. Çoğu öğrenci bunu fark etmeden mezun olur ama artık senin haberin var bundan :D. Güneş batarken çok güzel renklere bürünür kampüs, en sevdiğim şeylerden biri sonbaharın başlangıcında ve ilkbaharda yemekhanede veya çimler güneşin batışını izlemektir. Kar kalınlığı inanılmazdır, çok seversin. İstanbullulardan sonra en çok İzmirliler ve Pakistanlılar vardır okulda, onlar çok severler karı.

25 metre tırmandığımı iddia ediyorum – ne kadar tırmananın ben olduğumu kanıtlayamasam da

Sabancı Çıldırması vardır. Kasımın üçüncü veya dördüncü haftasında gerçekleşir. Ayrıntılar artık sen gelince.

Exchange veya Erasmus yapmayı düşünüyorum, daha iki senem var ama ancak karar veririm nereye gideceğime. Yurtdışına öğrenci yollamak konusunda Sabancı gayet ön sıralarda, bunu söyleyebilirim. Daha fazla bilgi için iro sabancı yazarsan google’da bulabilirsin.

Nanoteknoloji merkezi olsun, onun dışındaki laboratuvarları olsun, Türkiye’nin ilk robotu SURALP olsun; hemen yanıbaşımızdaki TeknoPark, mükemmeliyet merkezi, AR-GE laboratuvarları olsun, projelere sağlanan imkanlar olsun, hocaların süperliği olsun (gelince ve hocaları tanıdıkça anlayacaksın ne demek istediğimi) mühendislik açısından Sabancı Üniversitesi gerçekten doğru adres.

Yönetim Bilimleri diğer adıyla Management ise diğer üniversitelerdeki işletme bölümünde biraz daha farklı. İnanılmaz özgürlük vardır ve kendini istediğin gibi geliştirebilirsin. Bir ara management düşünüyordum, birkaç zorunlu ders dışında sen hangi dersi istersen alabiliyorsun. Genetik, felsefe, mekatronik, sanat eleştirisi… ne istersen bir sürü ders alarak mezun olabiliyorsun, inanılmaz bir şey.

Bu arada yazımın en başında söylemiştim en gözde olduğumuzu, buradan ulaşabilirsiniz ayrıntılara: http://www.engozdeuniversiteler.com/2015.html

Sanat ve Sosyal Bilimler hakkında konuşmak gerekirse, psikoloji bölümü yeni açıldı sayılır ama uzun yıllardır hazırlık aşamasındaydı bu bölüm; çok özenildi, harikadır kendisi. Diğer bölümleri için söyleyebileceğim ise, iki sene boyunca Sabancı’da 50’den fazla hocayla tanıştım, görüştüm ve Türkiye’de, hatta dünya’da eşine az rastlanır hocalar mevcut tüm bölümlerde. Ben iki sene boyunca sürekli fikir değiştirdim ne okusam ne okusam diye. Emin olabilirsin ki bütün bölümleri düşündüm ve bir bölüm bile yoktur ki benim “okumayacağım bu bölümü kesinlikle” dediğim. Sen de Sabancı’ya gel. Kafan iyice karışsın, tadını çıkar bunun. Sonra yavaş yavaş istediğin dersleri ala ala karar ver ne veya neler okumak istediğine. Normalde TM olan ve ekonomi okuma niyetiyle giren, sonrada mekatronik ve bilgisayar ile ÇAP yapmaya karar veren arkadaşım var. Elektronik okuma niyetiyle girip uluslararası ilişkiler okumayı düşünen arkadaşım da var. Social and Political Science okurum diye girip genetik mühendisliği okumaya karar veren arkadaşım da var, bir sürü arkadaşımız var sonradan karar değiştiren Sabancı da. Zaten en son %51 gibi bir şeydi fikir değiştirenlerin oranı.

Bu okulda bir sürü arkadaşım oldu. Senin de bir sürü arkadaşın olacak. Burslu, burssuz, tembel, çalışkan, ilginç, klasik… bir sürü karakterde insanla tanışacaksın. Zengin züppelerle dolu diye bahsedenler vardır vakıf üniversitelerinden. Aldırma sen onlara. Benden yüksek notlara sahip olan burssuz arkadaşlarım da var, hala burslu olup olmadıklarını öğrenmediğim arkadaşlarım da. Bursunu sorma gereği bile duymuyor insanlarla tanışırken. Bu okulda ceo çocuğu olan da var, öğretmen çocuğu olan da… Binbir çeşit insanla anlaşabilmeyi öğreniyorsun burada. Durumları çok iyi olan arkadaşların da oluyor, çok iyi olmayan da… “Ben zenginim zuhahaha, bana diplomamı verin, ferrarimi nereye park edeceğim, hocam bana çay alın getirin, sınavlarıma kanka para vereyim sen gir zuhahaha zenginim” diyen insanlar yok Sabancı’da. Hem olsa aslında daha güzel olur işte dediğim gibi bir sürü insan, bir sürü hayat, bir sürü çeşitlilik. En güzeli.

Okula senede ortalam 750 kişi giriyor. Senin çekirdek arkadaş grubun 20 kişilik oluyor zaten maksimum. Kafana göre insan bulmakta zorlanmayacağına eminim. En son dert edeceğin şey bu olsun Sabancı hakkında. Sen daha çok ikinci sınıfta bir sürü Humanity dersi arasından hangisi seçeceğini dert etmeye bak (mezun olmadan iki Humanity dersi almak zorunlu). Klasik müzik mi seçeceksin, büyük mimari eserler mi, yoksa 20. yy edebiyatı mı veya 19. yy batı müziği mi? Bir sürü seçenek var ve sadece iki tanecik seçiyorsun. Sabancı’da böyle sorunların olur, olursa 😉

SONSÖZ

İki sene önce tercih döneminde çok kararsızdım. Sabancı’yı tanıdım, araştırdım, öğrendim. Çok sevdim. En çok da sonradan bölüm seçme olayını sevdim. Tercih listemin en üstüne yazdım. Birinci olarak girdim. Bir sene hazırlık okuduktan sonra 1. sınıfa başladım. İlk dönem 3.85, ikinci dönem ise 3.91 geldi ortalamam. “Her şeyle ilgilenmek istemenin sonucu, hiçbir şeyle ilgilenememektir” diyenlere inat her şeyle ilgilenmeye, herkesle tanışmaya, olabildiğince sosyal olmaya, çok şey öğrenmeye, çok gezmeye, çok okumaya çalışıyorum. 4.00 ortalama yapmadan mezun olmamayı düşünüyorum. Belki bir sene okulu dondurup dünyayı gezerim, dün aklıma geldi bu fikir. Akışına bıraktım hayatı, tadını çıkararak yaşıyorum. ahmetatakandemir.blogcu.com’da da yazılarım var, kimi Sabancı’yla alakalı, kimiyse tercih dönemiyle ilgili, çoğuysa saçmalıklarıma dair. Facebook’tan veya aatakan@sabanciuniv.edu’dan ulaşabilirsin. Ayrıca başta Sakıp Sabancı olmak üzere Sabancı Üniversitesinin rektöründen genel sekreterine, pazarlama ve kurumsal ilişkilerden öğrenci dışı etkinliklerine, tanıtım ofisinden SUch as Blog’a ve gazeteSU’ya, hocalarından asistanlarına, temizlik görevlilerinden güvenlik görevlilerine, bahçıvandan aşçılara herkese teşekkür ederim hayatımın bir parçası oldukları için.

Her kiminleysen, her neredeysen ve her ne yapıyorsan, hayatın tadını çıkarmayı ve hakkını vererek yaşamayı; hangi üniversitede hangi bölümü okursan oku, daima hatırla.

Tercih döneminin önemli bir dönüm noktası olduğu hayatının, en kocamanından mutluluklarla dolu bir şekilde geçmesini dilerim.

 

Atakan

Pendik, 2015

 

Ve bu da 2016’da yaptıklarım: Sabancılı Olmak 2

 



Comments are closed.