Bu Defa Biz Sorduk, Sokak Röportajları Cevapladı

şerit

Yeni seneyi dinamik bir röportajla kutlayalım dedik, hepimizin beğeniyle takip ettiği sarı mikrofonun ardındaki Sokak Röportajları ekibinin kapısını çaldık. Lisede başlayan sıkı bir dostluğu böylesine keyifli bir eğlenceye ve son derece başarılı bir girişime çeviren ekibin dört kurucu üyesi Cihan Akköstepen, Jaki Baruh, Koray Öz ve Mustafa Kemal Gürel bu maceraya nasıl atıldıklarını tüm samimiyetleriyle anlattı.

İkisi Sabancı Üniversitesi mezunu olan bu dört yetenekli ve dinamik insanın Youtube kanalı girişimleri üzerine tavsiyelerini, kendi işlerinde karşılaştıkları zorlukları ve hikayeleri, Sokak Röportajları ekibine katılmak isteyenler için önerileri ve tabi ki ekibin kurulma hikayesini tüm ayrıntılarıyla bulabileceğiniz röportajımızla sizi baş başa bırakıyoruz, iyi eğlenceler 🙂


 

Öncelikle beğenerek izlediğimiz videolarınız için sizi tebrik etmek istiyorum ama mikrofonun öteki tarafındaki ekibi çok iyi tanımadığımız da aşikar. Bu serüvene neden ve nasıl başladınız, nelerle karşılaştınız önce sizin ağzınızdan onu dinleyelim.

 

 Cihan: Anlatmaya liseden beri yakın arkadaş olduğumuzu söyleyerek başlayalım. Hepimiz İzmirliyiz,  1993’te İzmir Amerikan Lisesinde başlayan bir arkadaşlığımız var . Yani ekip olarak bu işten çok öncesinde bir aradaydık, hepimiz aynı eğitimi alıp aynı çevrede büyüdükçe de meraklarımız aynı yöne gitmeye başladı tabi.

mkemal yüz  M.Kemal:
Yani biz aslında “bu işi yapalım” diye bir araya gelmiş bir ekip değiliz, çok yakın dört      arkadaşız. Beraber bir iş yapmayı hep konuşuyorduk, tam bizim başladığımız sene yani 2012, internet  dünyasında bir sürü yeni işin, fenomenlerin çıktığı bir dönemdi. “Biz niye bir şey bulmuyoruz, bizim  neyimiz eksik abi?” diye kendi aramızda konuşurken internette dolaşan fenomen röportajlar  dikkatimizi çekti. Biz de bunlara gülüyorduk, bunları paylaşıyorduk herkes gibi. Sonra bunun düzenli  hali var mı acaba diye sorduk kendimize. Olmadığını gördük, sokakroportajlari.com’un da alınmadığını öğrenip hemen siteyi aldık. Ama inanın siteyi alan bu dört insanın ne bir kamerası var ne mikrofonu var ne de montaj bilgisi.

Koray: O sıralarda birkaç arkadaşımızla daha Uludağ’a tatile gitmiştik. Telesiyejdeyken karda oynayan bir köpek ve onu çekiştiren bir adam gördük. Kendi aramızda şakalaşırken aramızdan bir kişi “ ‘Köpeklere hayvan muamelesi gösterilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?’ diye bir şey sorsak acaba insanlar ne cevap verir? “ diye bir şey söyledi. Birkaç gün sonra bunu gerçekten sorabileceğimize karar verdik. Konsept kafamızda oturunca bir yandan da logoyu yaparsak bir heyecan olur, önce logoyu yapalım diye karar aldık. Bir tasarımcı arkadaşımızdan logoyu aldıktan sonra onun heyecanıyla ekipman arayışına çıktık.

Jaki : İlk başta bir omuz kamerası ayarladık çünkü insanlar daha ciddiye alır diye düşünüyorduk.

M.Kemal: Aslında röportaj onunla yapılır diye düşünüyorduk.

Koray: Tabi bize  düğün mü çekiyorsunuz falan diye sordular 🙂 Biz de daha küçük bir kameraya geçebileceğimizi anladık. Sonra bir haftasonu eve kapandık, oturduk düşündük, yeni sorular da bulduk. Ve çekim yapmaya başladık.

Sokak Röportajları’nın aşina olduğumuz logosu, ekibe büyük heyecan kaynağı olmuş.

 Jaki : Logolu t-shirt bile bastırmıştık, ekip ruhu yaratmak adına.

  M.Kemal: O haftasonu dört kişi Yeniköy’e çıktık ama tabi çekiniyoruz.  E  soru da tuhaf bir soru, adam sana ne diyorsun sen be diye çıkışabilir.  On  kişiden yedisi reddediyordu neredeyse ama zamanla gelen  cevaplar bizi  cesaretlendirdi, gün içinde açıldık, saatlerce çekim yaptık.  Sonra sıra  montaja gelince “Ne kadar zor olabilir ki?” dedik. Ama sonra  gördük ki hiç  öyle düşündüğümüz gibi kolay değilmiş. Saatlerce sürdü,  gece üç oldu, dört  oldu ama artık gözlerimiz kan çanağıydı.

Koray : Bir de kendimize söz verdik ya, bugün bitecek diye, iyice mahvolduk sabaha karşı.

M. Kemal: En son ben Youtube’a yüklemek üzere bastım tuşa, baktım dört saat sürecek, yattım.

Koray: Tabi daha kendi aramızda son halini vermedik, düzeltmeler yapılacak, logo eklenecek, henüz herkese açık olacak halde değil yani video. Ertesi sabah ben uyanınca takip ettiğim Youtube kanallarından birinde bizim röportajın yayınlandığını gördüm. Dedim ki “Ne yaptı acaba Mustafa, nereye koydu bu videoyu?” 🙂  Videonun bitmemiş, logosu dahi eklenmemiş halini yanlışlıkla gizli yerine herkese açık olarak yüklemiş.

Jaki: Cezmi Kalorifer, Alkışlarla Yaşıyorum gibi kanallar zaten sürekli böyle yeni video arıyor, o şekilde görmüşler bizimkini. Öyle yayılmaya başladı ilk videomuz.

M Kemal: Röportaj ilk günde iki-üç bin izlenmişti. Tabi bu bizim için süper bir miktardı.

Koray: Sonra Serdar Kuzuloğlu’nun Sosyal Medya programında videonun yayınlanmasına denk geldik, iletişim kurduk. O da konsepti çok beğendi, bana böyle daha fazla gönderin yayınlarım dedi.

Jaki: Programa özel sosyal medya soruları sormaya başladık. Behiye Teyze gibi ilk fenomenlerimiz çıkmaya başlamıştı.

YouTube Preview Image
Behiye Teyze’yi fenomen haline getiren röportaj

Koray : Twitter fenomenleri gibi internet mecrasına hakim insanların videolarımızı kendi sayfalarında paylaşmaları, bizim işimize epey bir ivme kazandırdı, bize çok olumlu yansıması oldu.

Jaki: Biz 2012’de başlamadan kısa süre önce Youtube kapalıydı, çok kanal yoktu. Bizim serbest olmasından hemen sonra bu işin içine girmemiz de bizim için iyi bir avantajdı.

Cihan: Bir de düzenli yayın yaptık, her hafta bir tane yayınlıyorduk. Ama yetiştirmek çok zordu çünkü o sıralar sadece dördümüz çekiyorduk, hepimizin bu işin yanında kendine ait işleri de var tabi. Yine de düzenli olmak da bize çok fayda sağladı, insanlar bizden devamlı bir şeyler geleceğini anlamıştı çünkü.

“ASLA PES ETMEMEK LAZIM, EKİBİN ÖNEMİ DE BURADA ORTAYA ÇIKIYOR ZATEN.”

M.Kemal: Youtube kanalı yürütmenin ne kadar zor olduğunu görmüş olduk aslında. Ne kadar iyi içeriğiniz olursa olsun ilk bir yıl hele, çok zor. Sürekli yayın yapmak, disiplinli çalışmak lazım. Asla pes etmemek lazım, ekibin önemi de burada ortaya çıkıyor zaten.

20150727_202337

Terasta röportaj hatırası 🙂


 

Peki, şimdi popüler bir Youtube kanalınız var ama bu röportajları para kazandığınız bir işe çevirmek için Youtube yeterli oldu mu? Web sitenizde marka ortaklıkları diye bir sekme mevcut, yoksa oradakilerin daha büyük bir payı mı var?



Jaki: Üçüncü , dördüncü ayımızda markalar bize röportaj isteğiyle gelmeye başladı. Biz hem onlara fikirler verdik hem de onlar için işler hazırlamaya başladık.

Cihan: Türkiye’de, Youtube izlenmelerine alınan para ne yazık ki yurtdışına oranla bir işi sürdürmeye yetecek düzeyde değil. Kaldı ki güvenli de değil çünkü gördüğümüz üzere, kapanabiliyor. Markalar da bu yüzden Youtube’u çok iyi tanımıyor, daha garanti gördükleri yerlere harcama yapıyorlar, televizyon gibi. Ama yavaş yavaş alışacaklar, o yönde bir kayma olacak.

Jaki: Gerçekten de yurtdışında Youtube üzerinden kazanılan para buradakinin on yirmi katı daha fazla. Örneğin Pewedepei’ın kazandığı parayı Türkiye’de kazanmasına imkan yok.

Koray: Avrupa ve Amerika’da televizyondan dijitale kayış buradakinden çok daha fazla. Bizde, genç nesillerde bu kayışı gözlesek de özellikle yetişkin nesil henüz Youtube bilmiyor desek yeridir.

M.Kemal : Çok yakın zamanda Youtube, televizyon izleme oranını geçecek fakat şimdilik tek başına Youtube’dan iyi para kazanmak mümkün mü derseniz hayır. Farklı ortaklıklara girmek gerekiyor. Mesela Kent şeker için bir televizyon reklamı çekmiştik, Youtube videolarımız formatındaydı. Markalar da böyle böyle alışıyor Youtube’a. Biz de uzmanlaşıyoruz, şimdi her hafta mutlaka 2-3 tane iş teklifi alıyoruz.


 

Biraz da bizzat mikrofonla olan imtihana yer verelim çünkü az çok tahmin edilebilir, yaptığınız hiç de kolay bir iş değil. Röportajlar esnasında en çok karşılaştığınız zorluk nedir?

Koray: Reddedilmek, başka bir şey değil.

Cihan: Sanıyorum ki kimse alışkın değildir bu kadar reddedilmeye. Reddedilmenin bile dereceleri vardır, kibarca reddedilmek, kabaca reddedilmek… Fakat en kötüsü kaale bile alınmamak, yol değiştirenlerin olması.

Koray: Fakat zamanla tanındıkça güven kazanıyorsunuz insanlardan, tam tersine çağrılmaya başlıyorsunuz.

Jaki: Alıştıkça siz de kim isteyebilir, kim istemez, kimden eğlenceli bir şey çıkar, kimi rahatsız etmeden gitmek lazım tanıyabiliyorsunuz.


 

Bu röportajların ne kadar değerli olduğunu söylemeye gerek yok herhalde, her şeyden önce bunlar bizzat halktan tek tek toplanmış sosyal veri niteliği taşıyor. Yani aslında pek çok sosyal bilimcinin sahip olmak istediği bir data. Röportajlardan bu yönde faydalanmak isteyenler de oldu mu?

 

Jaki: Evet, mesela bazı firmalar reklam ekiplerine fikir sağlaması adına röportaj istiyordu bizden. Böyle böyle yaptığımız işin araştırma değerinin farkına vardık. Ara Güler’in siyah beyaz İstanbul fotoğrafları vardır, otuz kırk yıl önce Eminönü böyleymiş dersiniz. Bundan yirmi yıl sonra da insanlar bizim videolarımıza bakıp demek ki İstanbul o zaman böyleymiş, yirmi yıl önce insanlar böyle düşünüyormuş diyecek. Geçmişe bir ışık tutacak.
M.Kemal: Elimizde öyle bir güç var ki biz de yeni farkına varıyoruz. Mesela son zamanlarda fenomen olan “hadi gidelim Osman” vardı, biz çocuğu Eskişehir röportajımızda çektik, öyle bir patladı ki şimdi adına sayfalar açılıyor, on binlerce takipçisi var. Böyle bir jargon oluştu, çocuğun hayatı değişti belki de.

cihan yüz  Cihan: Gezi Parkı röportajımız da bir örnek, olaylarının ikinci üçüncü gününde, kimse orada ne  oluyor bilmezken, hiçbir kanal yayın yapamazken biz hadi gidelim deyip parkın içine girdik. Fark  ettik ki insanlar o parkta aslında kimler var bilmiyordu, yanlış bir bilgilendirme vardı, başka bir  algı oluşturulmaya çalışılıyordu. Biz de bunu direk oradaki insanlara sorarak herkese göstermek  istedik. Konuları bu şekilde gündemden seçmeye çalışarak aslında Türkiye’nin bir arşivini  oluşturuyoruz.
M.Kemal: Ama direk politik sorular da sormuyoruz çünkü herhangi bir görüşe taraf olmak istemiyoruz.

Cihan: Zaten bu şekilde politik sorular sorunca da çıkan cevaplara insanları ikna edemiyorsunuz, kendimize göre montaj yapmış olmakla suçlanıyoruz. O yüzden biz daha tarafısz, Türkiye’nin hali buymuş ve bunlar konuşuluyormuş diyen bir arşiv oluşturmayı hedefliyoruz.

M.Kemal: Gezi Parkı röportajımızda da insanlara tek bir soru sorduk : “Kimsiniz ve neden buradasınız?” Gezi Parkı içinden ilk yayını biz yaptık, medya kuruluşlarını içeri bile almıyorlardı zaten, oradaki insanlara biz ayna tutmuş olduk.

Koray: Bir günde en çok izlenen röportajımız oldu, 300 bine yakın izlendi ve inanılmaz paylaşıldı. İnsanlar dünyanın dört bir yanından altyazı gönderdiler bize, lütfen bununla da yayınlayın diye.

YouTube Preview Image

M.Kemal: Orada anladık ki artık biz de bir medya organıydık. Reyhanlı röportajı da bir başka örnek. Reyhanlı patlamasından sonra bir haftalık yayın yasağı olduğundan insanlar orada ne olduğunu bilmiyordu. Biz o kadar insan öldükten bir hafta sonra çıkıp sokakta insanlara sadece Reyhanlı hakkında ne bildiklerini sorduk.

Cihan: Sosyal medyayı sokağa taşıyoruz aslında. Röportaj yaptığımız yerlere bakarsanız hem Anadolu şehirleri var hem İstanbul. İstanbul’da da Eminönü, Beşiktaş gibi daha halka yakın, orta direği bulabileceğimiz yerleri tercih ediyoruz. Sosyal medya şimdi çok popülerleşti fakat orada olmayanların da oradaki konular hakkında bir fikri var elbette, biz bunu da aktarmayı hedefledik.


 

Web sitenizde size soru göndermek için bir bölüm var. Nasıl sorular tercih ediyorsunuz, soru göndermek isteyen bir kişi nasıl şeyler bulmalı?



Jaki: Çelişki yaratması ve sorunun dikkat çekici olması. Örneğin “Bugüne kadar yediğiniz en büyük şey nedir?” diye sorunca, acaba insanlar buna ne cevap vermiştir diye merak ediyorsunuz. Bunun dışında gündeme dair olması da önemli.

M.Kemal: Fakat gönderilen soruların çoğu ne yazık ki tercih edeceğimiz tarzda olmuyor. Mesela bizden sonra pek çok röportaj kanalı çıktı ama çoğu genelde bel altı sorulardan gitmeye çalıştılar. Mesela “En son ne zaman seviştiniz?” sorusu evet, tek seferde çok izlendi ama tek bir röportajla kaldı.

Cihan: Biz aslında insanlara bir daha gidebilecek yüze sahip olmak istiyoruz. Bu tarz sorulara yer vererek “Bak yine geldiler saçma sapan bir şey soracaklar.” algısı oluşturmak istemedik. Şu anda bile bizi onlar sanabiliyorlar. Başka kanalların yaptıklarından dolayı bizi suçlayabiliyorlar.

Koray: Bize beni röportajınızdan çıkartın diye mail geliyor mesela ama aslında bizim yaptığımız bir röportaj bile olmuyor söz konusu video.

 

“BİLGİ SORUSU SORARAK KÜÇÜK DÜŞÜRMEYE ÇALIŞMAK YOK, BİZDE SADECE DURUM KOMEDİSİ VAR.”

Jaki: İşin özü, biz insanlarla dalga geçemk istemedik, montajda bunu yapmak çok kolay ama biz yalnızca insanlar ne dediyse onu yayınladık. Bilgi sorusu sorarak küçük düşürmeye çalışmak veya montajla oynayarak değiştirmek gibi şeyler kesinlikle yapmıyoruz. Bizde sadece durum komedisi var.


IMG_2200    Sonlara yaklaşırken ekip üyelerini biraz daha  yakından      tanıyalım. Kendiniz  hakkında neler  söylemek    istersiniz, nelerden  hoşlanırsınız, sizi  neler anlatır?

  Jaki : Ben aynı zamanda oyuncuyum, şirketlere takım    çalışması ve  liderlik eğitimleri düzenliyorum. Benim için  en  önemli şey anda olmak ve  kendimi tanımak. Sokakta    konuştuğum kişilerden tutun arkadaşlarımla sohbetlere  kadar insanlar üzerinden kendimi  tanımaya  çalışırım.  Farklı yemekler denemeyi, gezmeyi  çok severim. Hayatın  farklılıklarını  deneyimlemek bana büyük zenginlik  katıyor.

Cihan: Ben daha çok arkadaşlarımla birlikte olmayı, muhabbet etmeyi seviyorum galiba, özellikle bu ekipteki insanları çok seviyorum. Bunun dışında yelken yapıyoruz Koray’la. Hatta ben ve Jaki Sabancı Üniversitesi Yelken Kulübü’nün kurucu üyelerindendik, yani o ilk imzayı atanalardan ikisi bizdik. Kısacası nerede rahatsam, nerede mutluysam orada olmayı seviyorum.

Koray: Ben farklı şeyler yapmayı, hayatıma yenilikler katmayı çok seviyorum. Aslında ciddi bir ihracat işimiz de var, onun için de çok çalışıyorum fakat kalan zamanlarda bu insanlarla birlikte olmak ve onlarla yaratıcı bir iş yapmak çok hoşuma gidiyor. Kişisel olarak da fotoğraf ve videoyla, internet üzerinde yaratıcı olan her şeyle ilgilenmeyi seviyorum.

M.Kemal: Öncelikle biz dördümüz de İzmirliyiz. İzmirli olup İstanbul’da yaşamanın başka bir kafası var bence, o yüzden önce İzmirli olmayı seviyorum. İletişim fakültesi mezunuyum, bir etkinlik ajansım var. Gezmeyi, güzel yaşamayı seviyorum. Bu işle geride ölümsüz bir şey bırakmayı ve insanlara bir pencere açmayı, mikrofon uzatmayı çok seviyorum. Çünkü onları da ölümsüz kılıyorsunuz, bunu artık yaptığım her şeyde yansıtmaya çalışıyorum.


 

Peki eminim her işin sizin için ayrı bir değeri vardır ama acaba favori birer röportajınız var mı?

Jaki: En son ne zaman ağladınız röportajında, belki ben yaptığım içindir, oluşan atmosfer benim için çok dokunaklıydı. Derinden bir şeyler paylaşmalarını istedik onlardan, çok gerçekti anlatılanlar.

koray yüz  Koray: Benim için de Reyhanlı röportajıdır, İzmir’de bir arkadaşımla birlikte yapmıştık.  Reyhanlı’da  patlama olduktan sonra aramızda konuştuk, orada ne olup bittiğini bizce sokaktaki  insan bilmiyor  dedik. İzmir’in en büyük meydanlarından biri olan Gündoğdu Meydanı’nda ve  birkaç saat içinde  yaptık  bu röportajı. Açıkçası yapmadan önce bu kadar çok hiçbir fikri olmayan,  her şeyden habersiz  insan  çıkacağını düşünmemiştim. Arka arkaya otuz tane, kırk tane böyle cevap  alınca tamam dedim, bu röportaj da bitmiş, ülkedeki medya da bitmiş.

YouTube Preview Image

M. Kemal: Benim için kesinlike Gezi röportajı, bizim Cihan ile yaptığımız bir röportaj. O gün orada bulunmak, oradaki atmosfere ayna tutmak çok önemliydi. Bazılarının korkusu, siz niye çekim yapıyorsunuz diye şüpheci yaklaşımları; bazılarının da kucak açarak gelin anlatayım demesi oranın tüm samimiliğini ortaya koyuyordu. Bir de Mersin’deki röportajımızda, ‘Akrep gibisin kardeşim…’ diye başlayarak şiir okuyan amcanın olduğu Soma röportajı. O gün birçok insan o Nazım Hikmet şiirini bir kez daha dinledi, bilmeyenler ilk kez duydu, bir anda yayılıverdi. Onun üzerine köşe yazıları bile yazıldı, çok etkileyici olmuştu.

Koray: Aslında en etkileyici olanlar, gerçek olayların üzerine yapılan röportajlar. Suratına tokat gibi gelen şeyler çıkabiliyor.

Cihan: Benim için de Gezi röportajı. Biz oraya bir şeyler söylemek için gitmiştik, söylemek istediğimiz malzeme de orada bize geldi, hem de fazlasıyla. En sonunda ‘Biz bir şey yapamadık, bedenen buraya gelip dur demek istedik.’ diyen çocuk, duyguların ne kadar samimi olduğunu anlatmaya yeter zaten.

M.Kemal: Acun ve Adriana Lima ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz röportajımız da Gezi’nin komik versiyonu bence. Biri Adriana Acun’un paralarını yiyor dedi, biri başında bereyle yazlıktan yeni geldim henüz haberim yok dedi, daha neler neler. Hani bir konuyla ilgili de fikriniz olmayıversin dersiniz ya, o dereceydi. Söz konusu gündem röportajları olunca gerçekten arşivlik röportajlar çıkıyor ortaya.

YouTube Preview Image

 

Son olarak yaptığınız işe heyecan ve heves duyanlara bir mesaj verelim. Amatör de olsa ben bu işi çok seviyorum ve sizin için röportaj yapmak isterim diyenlerin ekibinize katılma şansı olur mu?

jaki yüz  Jaki: Bizim tüm ekibimiz öyle aslında, sitemiz üzerinden bize başvuruyorlar, bir deneme çekimi  istiyoruz, gerçekten istekli olanları görebilmek adına. İlk etapta mikrofon gönderebiliyoruz deneme  çekimi için. İyi bir çizgi tuttururlarsa kamera da gönderebiliyoruz. Şu an full time çalışan ekiplerimiz  var. Kimi profesyonel, kimi öğrenci, alakası olmayıp sadece sevdiği için yapanlar bile var. Fakat  korumaya çalıştığımız bir çizgimiz de var, örneğin telefon çekimi gönderenleri ne yazık ki geri    çeviriyoruz.

M.Kemal: Facebook’tan da yazabilirler, tüm mesajlarımızı ve yorumlarımızı okuyoruz. Yorumlara cevap vermesek de direk yazılan sorulara mutlaka cevap veriyoruz.

Koray: Bir kere cevap vermiştik sadece, onu anlatayım. Biri videolardan birine ‘gönderdiğimiz sorulardan soruyor musunuz’ diye yorum atmış, parantez içinde de ‘ilk yorumum’ yazmış. Ben de ‘evet soruyoruz’ dedim, parantez içinde de ‘ilk cevabımız’ yazdım. O epey tutmuştu. 🙂

Cihan: Sokak Röportajları’nın hafif muzip bir ruhu var fakat kimseyle yorum üzerinden bire bir dalaşmıyoruz kesinlikle,

Koray: Zaten biz genel ahlak dışında kalan, videodan birini hedef alan her yorumu kaldırıyoruz. İlk yayınlandığında videodan çıkmak isteyeni çıkartıyoruz. Hatta iki üç sene sonra çıkmak isteyenlerden kaldırdığımız bile oldu.

Cihan:Biz zaten mikrofonu çat diye uzatmadan, sorarak yapıyoruz röportajı.

Koray: Yine de sonradan pişmnım diyen oluyor, alkollüydüm diyen oluyor 🙂 Onları kaldırıyoruz tabi.


Sokak Röportajları ekibine veda etmeden onlara kendi sordukları sorulardan birkaç tane sormadan edemedik. İşte mikrofon onlara uzatıldığında akıllarına ilk gelecek cevaplar :

 

Bedava da olsa almam diyeceğiniz şey nedir?
Koray: Patlıcan. Çünkü o röportajdai favori cevabımızdı, kopya çektim ama buna artık ilk patlıcan diyesim geliyor.
Yediğiniz en büyük şey nedir?
Cihan: Tam bir karpuz, çok seviyorum çünkü.
Bize bir itirafta bulunabilir musunuz?
M.Kemal: Bu işe ilk başladığımızda ‘Ne yapıyoruz biz, her haftasonu bulamayız ki yeni bir şey, dursak mı acaba?’ dediğim oldu açıkçası. Bir ara gerçekten soru bulamıyorduk, şimdi bir sürü var elimizde tabi fakat başlarda öyle bir dönemimiz oldu.
İnsanlığa vereceğiniz 3 öneri nedir?
Jaki: Birincisi kendileri olsunlar. İkincisi kendilerinin sevgi olduklarını, üçüncüsü karşılarındaki herkesin de sevgi olduğunu hatırlasınlar.


 

    Sokak Röportajları ekibine güzel sohbetleri, samimi cevapları için çok teşekkür ederiz. Başarıları ve güzel dostlukları hep devam etsin 🙂

Bengüsu



Comments are closed.