Sabancılı’nın 1 Yılı

Selamlar  ben Erkin,

Bugün 23 Temmuz (Çaktırmayın aslında 30 Temmuz ama siz 23 Temmuzmuşçasına okuyun.Bazı nedenlerden dolayı bugüne kadar sarktı yazının paylaşılması 🙁 ). Yani en azından bu yazı yayınlandığında 23 Temmuz olacak. Bu ne demek?  23 Temmuz 2016 da Sabancı Üniversitesi’ni kazanmamın üstünden 1 yıl geçmiş olacak. Ben de oturup bu 1 yıllık sürede neler yaptığımı yazayım dedim. Hem benim için geçmişi yad etme şansı olur, hem de hazır tercih dönemindeyken Sabancı Üniversitesi’ni düşünen arkadaşlara yardımı dokunan bir yazı olur.

Neyse şimdi 1 yıl öncesine dönelim. Yani 23 Temmuz akşamına. Tüm aile olarak kuzenimin düğününü yapıp çılgınlar gibi göbek atıp düğün evinde toplanmıştık (genç çiftimize bir ömür boyu mutluluklar). Düğünden dönüş yolunda da sonuçların açıklandığı haberi geldi. Tabi herkesi bir heyecan bastı. Telefondan girmeye çalışıyorum siteye olmuyor. Neyse eve gidince bilgisayar başına geçtim, şifremi girdim, sonucuma baktım. Hobaaa!!! Sabancıyı kazanmıştım. Evdeki düğün havası sonuç üstüne daha da arttı. (Sonrasındaki durum aynen aşağıdaki gibiydi.)PMjj3O

Tabii sonucu öğrendim, arkadaşlarımla konuştum falan derken kayıt evraklarımın ne olduğuna bakayım dedim ne lazımmış. Ösym sonuç belgesi, diploma, sağlık belgeleri vs. Bunları 3 Ağustos’taki kayıtlara kadar yetiştirmem gerekiyordu. Hemen işe koyuldum fotoğrafıydı diplomasıydı hallettim ama küçük bir sorun vardı: Okulun istediği kan tahlilleri her yerde yapılmıyordu (en azından ilk kan vermeye gittiğim yer olan Tarsus Devlet Hastanesi’nde yoktu. Sonra Ege Üniversitesi Hastanesi’nde de kan vermek zorunda kaldım ama istemediler bile.)  Neyse ben bu evrakları hazırlarken okuldan gelen kayıt zarfını bekliyordum. Cumatesi günü İstanbul’a gidecektim ama Perşembe günü hala zarf gelmemişti. Ben haliyle azcık yusuf yusuftum ya kayıt olamazsam diye (mantığı kes). Neyse Perşembe akşama doğru zarf geldi, hemen gerekli şeyleri doldurdum. Cumartesi günü bindim uçağa İstanbul’a gittim. İstanbul’da kuzenimin yanında kalacaktım kayıt haftası süresince. Ertesi gün yani Pazar günü oturduk kuzenimle okula nasıl gideceğimizi kararlaştıralım dedik. Okulun sitesinde ulaşıma baktık, baktık ki iki seçenek gözüküyor: Shuttle ve İett otobüsü. Şimdi dedik ki shuttle kullanalım desek dolup giderse orda kalmayalım (sonradan öğrendim ki öyle bir şey yokmuş sağ olsunlar kimseyi arkada bırakmıyorlarmış.) Böylece Kartal Metro’dan İett otobüsü seçeneği kullanalım dedik. 3 Ağustos Pazartesi sabahı saat 6’da kalkıp 07.30’da Kartal Metro’dan kalkan otobüse yetiştik.  Yaklaşık 1 saat süren yoldan sonra okula vardık ve kayıt yerine gittik. Kayıt olmadan önce ELAE(hazırlık geçme sınavı)ye girdim o sırada da kuzenim kampüsü gezdi(ben bunu bir buçuk ay sonra yapabilecektim.) Sınavdan sonra kuzenimle buluşup kayıt yerine gittik, sıra bana gelince evraklarımı teslim ettim ve bana 18 yaşından küçük olduğum için velimle gelmem gerektiğini söylediler. Haydaaa!!! Ben de babamın bin kilometre uzakta olduğunu söyledim, neyse ki kuzenim ordaydı, o velim oldu(tabi babamdan vekâletname alarak.) Kayıt işlerini halledip sağlık belgelerini vs. verip eve döndük. Ertesi gün ELAE sonuçları açıklandı, ilk aşama sınavını geçmiştim(kalsam şaşırmazdım sonda 200 kelimelik kompozisyonu 70-80 kelime falan yazmıştım.) Bu da Çarşamba günü yine okula gidip sınava gireceğim anlamına geliyordu. Neyse Çarşamba günü gidip girdim sınava. Girmesem de çok bir şey değişmezmiş gerçi ben böyle bir sınav görmedim. Bir okuma parçası vermişler Soğuk Savaş ile ilgiliydi sanırım. Sadece arada geçen bakan, başkan vs. isimlerini anlıyordum. Bir essay yazma vardı Türkçe yaz desen yazamam o derece.

Kayıt işlerini halledip, birkaç gün de İstanbul’u gezip eve döndüm. Artık Sabancılıydım. Hayırlı olsun. Her normal öğrencinin yapmayacağı gibi okula kayıt olduktan sonra okulun sistemini öğrenmeye başladım. Kampüs hayatıdır, derslerdir falan filan. O sırada da Facebook’ta gördüğüm 2015 Girişliler grubuna giriyordum. Bu sırada yine her normal öğrencinin yapmayacağı gibi evde boyuna yatıp herhangi bir arkadaş edinme girişimi ya da yurtta oda arkadaşı arama girişimim olmadı. Tarsus’tan bir kişiyle tanıştım okulda olan zaten o bana ulaştı benim bir çabam olmadı. Biz sonra oda arkadaşı olalım dedik (diğer okullarda böyle bir sistem yok sanırım kendi oda arkadaşını seçme gibi). Ağustos ayının sonlarına doğru ya da Eylül başı gibi yurt sonuçları açıklandı. Yine bir sorun, yine haydaaa!!!!. 4 kişilik odada 2 kişi görünüyoruz. Hemen Whatsapp’ tan yeni girişli grubuna sordum nedenini bilen yok(Sonra öğrendik ki odamızda iki tane de Pakistanlı varmış. Diğer iki kişi onlarmış.)

Günler geçti derken 9 Eylül günü bindim otobüse akşamına İstanbul’a vardım shuttle a binip(artık akıllandım tabi) kampüse gittim. Elimde iki valiz, sırtımda çanta nöbetçi yurt görevlisinin olduğu B1 yurt binasını aramaya koyuldum. Gece 12de elimde valizler yürüyorum, gördüğüm kişiye de nasıl gidebileceğimi soruyorum. Neyse en sonunda B1 i buldum, anahtarımı aldım. Şimdi de kendi yurt binam olan A6’yı bulmam gerekiyordu(Neyse ki hemen karşı binaydı.) Odamı buldum, eşyalarımı yerleştirdim, vurdum kafayı yattım, o kadar yorulmuştum.

Ertesi iki gün 10-11 Eylül’de oryantasyon vardı. Gösteri merkezinde rektörü, dekanları falan dinleyip öğrenci kartlarımızı aldık ve çimlere geçtik. Çimlerde ağzım açık aa bu kulüp de varmış bu neyin kulübüymüş diye diye kulüpleri gezdik birkaç tanesine üye oldum (cüzdandaki tüm param bitti tabi). (Kulüp stantlarını gezerken kendini pazarda gibi hissediyor insan. Yolunu çevirip gel üye ol diyen var, hatta birinde bizim kulübe üye oldun mu sorusunu oldum diye cevaplayınca sarılan var ne ararsan var.) Kulüplere üye olma faslı bitince çimlerde tanışma etkinliklerine katıldım. Hayatımda göreceğim en saçma oyunları oynamışımdır( SuFirst sağ olsun.). O akşam birçok insanla tanıştım, çoğuyla şimdi hala görüşürüm. Oryantasyonun ikinci günü daha çok okul eğitim sistemiyle ilgili sunumlara katıldım ( başka bir sürü eğlenceli etkinlik varken…)

14 Eylül’de dersler başladı, ilk sınavı geçtiğim için en üst kurdan başladım(bu ne demek? Hazırlığı, 1 dönem okuyup 65 ortalama yaparak geçebilmek demek). 1-2 hafta boyunca sabah derslere girip akşam kulüplerin tanışma toplantılarına katıldım. Nerdeyse tüm kulüplerinkine katılmışımdır ama süre içinde en çok etkinliğine katıldıklarım Müzikus (Müzik Kulübü), Sudosk ( Doğa Sporları Kulübü) ve AstroSU (Astronomi Topluluğu)  oldu. Muzikus’un nerdeyse her Perşembe konseri olurdu. Sudosk’un da birçok etkinliğine katılmak için (kış kampı mesela) sertifika gerekiyor ve sertifika için de eğitimlerine katılıp sınavlarını geçmek gerekiyor. Astrosu ile de gözlemler yaptık, belgesel izledik, söyleşiler gerçekleştirdik. (Astrosu’da Bulutsu bölümünde görev yapıyorum ben de. Her gün NASA’nın yayınladığı Günün gökyüzü görüntüsü yani Astronomic Picture of the Day’in açıklamasını gönülü olarak Türkçe’ye çeviriyoruz. Burada https://www.facebook.com/astrosu/  çevirilerimizi bulabilrsin.)

Sabancı’da bir de ünlü bir Kasım Çıldırması vardır. Her kasım ayının sonunda Sabancı öğrencileri kelimenin tam anlamıyla çıldırırlar.(Not: Katılacaksanız eski giymediğiniz kıyafetler falan giyin sonra lekeleri çıkarmak için 10 defa yıkamak gerekiyor ki öyle bile tam geçmiyor.)

İlk dönem bu şekilde konserlerle, kamplarla ( Sudoskla Çınarcık’a ve Ballıkayalar’da kamp yaptık örneğin) geçti ve hazırlığı 90 ortalama yaparak geçmemle (güneş gözlüklü emoji) ve sertifikamı alarak(80 üstü ortalamayla dil sertifikası alıyorsun) geçti.

İkinci dönem daha yoğun geçti tabi okula alışma ve kulüplerde sorumluluk almanın sonucunda. Dönem başında yeni bir spora başladım: Ultimate Frisbee (o neymiş lan dersen seni buraya alalım: YouTube Preview Image  oha çok güzel bir spor dersen seni de bekleriz aramıza 😉 Bu da takımımızın facebook sayfası  https://www.facebook.com/Sabanc%C4%B1-Ultimate-Frisbee-1653719164897386/?fref=ts  ). Kısaca burada da bahsedeyim. Bildiğin frizbiyle oynanan bir oyun. İki takımla oynanıyor ve amaç frizbiyi karşı takımın “end-zone” una götürmek. Erkekler, kadınlar ve karışık takımlarla oynanıyor. Bu arada elinde disk varken de koşmak yok. Karşı takımın “end-zone” una paslaşarak gitmen gerekiyor. Diski yere düşürmen demek hücum şansını karşı takıma vermen demek. Ayrıca bu oyunda hakem yok. Neyse, Sabancı Ultimate (takımın adı bu, isim arayışlarımız sürüyor) takımı olarak İstanbul Bahar Ligi’ne katıldık ve spirit şampiyonu olduk!!!! (Spirit nedir? Spirit, maçlarda fair-playe, kuralları bilmek ve uygulamakla, karşı takımla ve kendi takımınla iletişimle ölçülen bir şey.) Samsun’a turnuvaya gittik mesela. Orada da spirit 3.olup geldik. (Fark ettiysen hiç normal sıralamadan bahsetmiyorum onlar pekiyi değil çünkü). Neyse ultimate sayesinde(sporun gerçek adı bu, frizbi maçı yaptık demeyiz yani) birçok okuldan (Bilgi,İtü,Odtü,Yeditepe vs.) yeni insanlarla tanışıp arkadaş oldum.

Peki, kardeşim sen sadece gezdin, eğlendin mi hiç mi ders çalışmadın, hiç mi akademik bir şey yapmadın derseniz, yaptım efendim. Hem eğlendim, hem ders çalıştım. ADP(akademik destek programı)ye moderatör olarak girdim mesela. (ADP: Mat,NS,SPS derslerinde önceki haftalarda işlenen konular ile ilgili konuşabileceğin, tartışabileceğin, soru çözebileceğin bir yer. Moderatorlerin görevi de bu oturumları yönetmek. Daha ayrıntılı bilgi için: http://adp.sabanciuniv.edu/ ). (Bu arada ikinci dönemde fakülte derslerine başladım yani hazırlığı geçip irregular öğrenci oldum ve güzel bir dönem geçirerek güzel bir  ortalama yaptım).(bence güzel bir ortalama)

Başka neler yaptım? Mesela CIP. Sabancı’nın diğer okullardan en farklı olduğu noktalardan biridir. Nedir CIP? Civic Involment Project yani Toplumsal Sorumluluk Projeleri. Seçtiğiniz projeye göre ilk ve orta okullara gidip çocuklarla ilgilenip oyunlar oynayabilirsiniz, huzurevlerine gidip yaşlılarla vakit geçirebilirsiniz, hayvan barınaklarına gidip hayvanlarla ilgilenip, onları gezdirmek beslemek gibi, onların mutlu olmasını sağlayabilirsiniz. Onların mutlu olduğunu görünce siz de mutlu oluyorsunuz zaten. Bir dönemlik projenin sonunda Güneş Günü oluyor ve çocuklar ve yaşlılar kampüste ağırlanıyor. Oyunlar oynadık, beraber göbek attık (evet Adana merkez patlıyor herkeste coştuk beraber).

Ha bu arada, okulda gördüğüm bir duyuru üzerine Exchange öğrencilerine yardımcı olmak için gönüllü oldum ve Exchange Buddyliğine seçildim. Onların okula ve sistemine alışmasına yardımcı olacağım.

Benim 1 yılım kısaca böyleydi. Arada atladığım şeyler de var. Eğer merak ettiğin şeyleri bulamadıysan erkinalacamli@sabanciuniv.edu ya bir maille merakını giderebilirsin.

İyi tatiller.



Comments are closed.