BİREYSELLİK VE AŞIRI REKABET

Merhabalar bu yazımda sıkça gördüğüm bir durumdan bahsedeceğim. “Bireysellik” ve “aşırı rekabet”. Bugün katıldığım bir zirvede lisansını Türkiye’de yüksek lisansını ve doktorasını Amerika’da tamamlamış bir hoca konuşma konuşma yaptı ve Türkiye’nin neden eğitimde daha geri kaldığından bahsetti. Dedi ki Türk öğrenciler aslında bireysel olarak çok iyiler ama grup çalışmalarını başaramıyorlar. Bunun sebebi ise bizim eğitim sistemimiz. Eğitim sistemimiz bizi bireysel olmaya ve aşırı derecede rekabet etmeye zorluyor. Bunu çok küçük yaştayken başlatıyor ve alışkanlık haline gelmesine sebep oluyor. Bilgi dediğimiz şey paylaştıkça asla azalmayan aksine artan muhteşem bir hazinedir ama bizim eğitim sistemimiz insanlara şöyle bir düşünce aşılıyor ve malesef bu düşünce coğu insanın aklına takılıp ömrü boyunca kalıyor. “Bilgiyi paylaşmamalıyım, ben bu bilgiyi zor edindim. Bunu kullanıp öne geçmeliyim.” aslında mantıklı gibi görünüyor olabilir. Mantıklı gibi görünüyorsa büyük ihtimal eğitiminiz Türkiye’de geçmiştir. Bu dediğim cümleyi Finlandiya’daki öğrencilere gösterseniz hiçbir şey anlamayacaklardır. Çünkü türkçe yazdım 😀 ama diyelim ki çevirdim ve öyle gösterdim, yine bir şey anlamayacaklardır çünkü saçma gelecektir. Bilgi dediğin şey paylaşılıp hep beraber kullanılması gereken bir değer ama biz başarı odaklı olduğumuz ve o başarıyı paylaşmak istemediğimiz için bu bilgiyi saklıyoruz.

Hemen daha basit bir örnekle anlatmak istiyorum herkesin çok daha rahat anlaması için. Diyelim ki bir üniversitede zorunlu tarih dersi var. Bir makine mühendisi öğrencisi ve psikoloji öğrencisi ortak olarak alıyorlar. Bunlar ikisi iyi arkadaş. Makinede okuyan çok tarihle ilgilenemiyor ve çalışamıyor, psikolojide olan güzel notlar çıkarıyor. Son hafta arkadaşından not rica ediyor, çok çalışamadığı için ama ama ama. Psikoloji okuyan diyor ki hayır veremem uğraştım ben bunlar için prensiplerim var veremem. Size belki vermemesi mantıklı geliyor olabilir ama geleceklerini düşündüğümüzde aslında bu ikisinin birbirinden tamamen farklı hayatları olacak. Kesinlikle rakip değiller alanları hayalleri çok farklı. Sadece bu tarih dersini ortak olarak almışlar. Aslında çok da önemli olmayan bir şey ama yine de bu psikoloji öğrencisi çocukluktan itibaren yetiştiği ortamda çevresindeki ortamdan dolayı böyle öğrendi ve paylaşmadı. Halbuki paylaşsa hem arkadaşını üzmemiş olacak ve arkadaşı minnettar olacak ve belki de o da başka şekilde yardım edecek. Kendisi hiçbir şey kaybetmeyecek aksine kazanacak ama bazı kalıpların içinde sıkışıp kaldığı için aklı limitli ve bunları düşünemiyor sadece diyor ki olmaz ben emek verdim. Tamam verdin de bu bencillik niye o çalışamadı diye neden cezalandırıyorsun ki onu :D. Belki de senin bu notları vermenle bu çocuk daha iyi bir not alacak ve ilerde ortalaması daha yüksek olmuş olacağı için yüksek lisansında falan iyi bir yerden kabul alacak ve sen de onun yanında olan iyi bir arkadaşı olmuş olacağın için belki o da kurduğu bağlantılarla sana referans olacak ve ikiniz de iyi yerlere geleceksiniz. Kısacası paylaşarak ikisi de iyi yerlere geldi, peki diğer senaryoda ne oldu? Psikoloji okuyan paylaşmadı kendisi iyi bir not aldı ama arkadaşıyla arasını bozdu. İlerde arkadaşı da ona yardım etmedi ve o da başarılı olamadı. Makine okuyanın ortalaması daha düşük geldi ve belki de 3.49 ortalaması vardı ve sadece 3.50 üzeri alan bir üniversitenin yüksek lisans programına bu yüzden kabul edilemedi ve başarılı olamadı. Yani ne olmuş oldu bu senaryo da ikisi de başarısız oldular malesef.

Evet bu örneğin ardından umarım daha iyi anlamışsınızdır diyerek yazıma devam ediyorum. Neden eğitim sistemimiz geri diye düşündüğümüz de görüyoruz ki eğitim sistemimiz aşırı bireysel. Grup çalışmaları, grup sunumları, grup projeleri yapmıyoruz onun aksine bireysel sınavlar, bireysel ödevler yapıyoruz. Bazı kaliteli üniversitelerimiz farklı olaraktan grup çalışmalarına önem veriyor ve öğrencileri bu konu da geliştirmeye çalışıyor ama taa ilkokuldan lise sonuna kadar bu bireysel eğitim sistemine odaklanmış sadece bireysel çalışmayı öğrenmiş olan birine grup çalışmasını öğretmek kolay bir iş değil. Yurtdışına giden Türkler de teorik bilgilerinden eksiklik yaşamıyorlar grup çalışmalarına ayak uydurmakta eksiklik yaşıyorlar evet zamanla bunu aşabiliyorlar ama ilk başta kendi ülkelerinde aldıkları eğitim yetersiz bir eğitim olmuş oluyor. Benim söyleyeceğim şudur ki bir fikriniz, bilginiz olduğunda bunu paylaşmaktan çekinmeyin ve asla kendinizi çok rekabetçi ortamlarda paralamayın. Kendimden örnek verirsem ben lise sondayken çok rekabetçi bir ortam vardı ve insanlar kendi netlerinden çok arkadaşlarınınkiyle ilgileniyor merak ediyorlardı. Bu kötü bir alışkanlık oluyor ve ilerde de devam ediyor ben demiyorum ki sormayın öğrenmeyin aksine sorun ama rakibim kaç daha çok çalışmalı mıyım düşüncesinde sormayın da arkadaşınızı önemsediğiniz ve onun puanını o yüzden merak ettiğiniz için sorun. Ben kim beni geçmiş, geçememiş çok takmazdım. Kendimi geliştirmeye çalışır ve gerçekten faydalı bir şeyler elde etmek için uğraşırdım iyi puan alayımdan ziyade. Böyle olunca zaten derece de kendinden geldi başarı da. Herkese de gerek okul gerek iş hayatında böyle olmasını öneririm arada çizginin dışına geçebilirsiniz herkes geçer ben de geçiyorum ve arkadaşınız sizin çok kötü aldığınız bir sınavda çok yüksek de alabilir bu durumda kesinlikle onu kıskanmamaya çalışın ve diyin ki işte o almasa başka biri yüksek alacaktı ve yüksek alacaksa en azından arkadaşım alsın diyin. Arkadaşlarınızı birer RAKİP olarak değil arkadaş olarak görün bu hem sizin hem de çevreniz açısından çok daha sağlıklı olacaktır.

Benim bireysellik ve aşırı rekabetçilik konuları hakkında ki düşüncelerim bunlar, bana her zaman geri dönüşlerinizi bildirebilirsiniz. Katıldığınız ve katılmadığınız noktaları konuşabiliriz. Konuşalım ki bilgimizi paylaşalım ve ilk senaryo olan iyi senaryo gerçekleşsin ve hepimiz başarılı olalım 🙂

 

 

 



Comments are closed.