Sabancı Üniversitesinde 5.Dönemim

Herkese merhabalar!

50 Maddede Sabancıda ne yaptım yazılarından, staj ve creatiful minds yazılarımdan sonra yeni bir yazımla tekrar karşınızdayım. Şimdi de 2018 Şubatından Haziranına kadar olan dönemde bir Sabancı öğrencisi olarak neler yaptığımdan bahsedeceğim. Bu sefer direk madde madde gitmeyeceğim biraz daha karışık yazacağım 🙂

Önceki yazıları okumadıysanız önce onları okumanızı tavsiye ederim 1.bölüm ve 2.bölüm

Hatta bugünü anlatarak başlayacağım. Bugün 13 Nisan 2018, ben yazıyı farklı zamanlarda yazdığım için zaman atlamaları olacak. Bu sabah 7.30’da kalkıp duşumu alıp takım elbisemi giymemle başladı.

Hemen servise atladım Çalık Holding’e gittik CEO’larla çay sohbetleri kulubümüzle. Biz 8 kişi gittik, toplantıya Ahmet Çalık ve iki yönetici daha katıldı. Aramıza oturdular ve çok sıcak bir ortam oldu. Güzel bir sohbetten sonra öğle vakti okula geri döndük. Dersime 5 dakika kalmıştı, hemen yurda girip 3 dakikada kıyafet değiştirdim ve koşarak derse girdim. O da doğa bilimleri dersimizin soru çözüm saatiydi. Bizim değişimizle NS recit. Çıktım ardından CS recitim’e girdim. Kod falan girdik klasik, ilk sınavımız da yeni açıklanmıştı 95.5 almışım, küçük hatalar yüzünden sağlık olsun bidakine 100 olur(100 olmadı 99 oldu ama olsun). Dersi üstten aldığım ve okulda 2 farklı işte part-time olarak çalıştığım için dersler yoğun gelebiliyor.

 

Ahmet Çalık ile

 

Akşam da oyun kulübümüzle, oyun odasında yeni aldığımız oyunları deneyerek geçirdim. Sonra geldim işte bu yazının bu bölümünü yazdım, işte bugün bu kadar. Ben size başka günlerden bahsedeyim. Geçen hafta bahar tatiliydi 150 civarı Sabancı öğrencisi Antalya’ya Olimpos’a gittik, 5 gün ordaydım.

Olimpos’a Mert ve Onat’la geldim. Sabah gelişimiz çok heyecanlı oldu. Cumartesi günü Tarih sınavımız olduğu için pazar sabaha bilet almıştık. Tarih sınavı da harbi zordu, Akşin hoca olunca haliyle 🙂

Sabah Mert’le havalimanına geldik, Onat evden gelecekti ve geç kaldı. Sonra uçağı kaçırdı ama sıkıntı olmadı sonraki uçakla geldi. İlk gün geldik odamıza yerleştik, bir an nasıl yaşıcaz burada oluverdim :D. Çünkü kapımız kapanmıyor( çok zor kapanıyor), sıcak su yoktu ilk başta ve su pas kokuyordu. Duşa baktım, duş demek için su fışkıyor olması yeterse duş diyebiliriz tabi. Neyse bütün bunlar bir yana eğlenceli 5 gün geçirdik.

Olimpostan çektiğim bir fotoğraf

 

İlk gün dershaneye çıkıyorlardı ben de katıldım ama harbi zormuş birkaç yeri geçtikten sonra bunun inişi de var ilk günden zorlamıyım diyip devam etmedim. İkinci gün 20 kişilik bir ekiple Cennet’e gittik. Cennet çok güzel manzaraya sahip olan bir yer işte :D. Cennetten sonra da sahile gittik ama o gün hem akarsudan geçerken suya düştüğüm için hem de tüm gün tırmanış yaptığımız için ayakkabımın pestili çıkmıştı. Akşam otele dönünce de hep terlikle gezdim. Bir benzer olay geçen sene Bodrum’da da başıma gelmişti tabi o çok daha kötüydü :D. Mert’e dönüp, Mert senle ne zaman şehir dışına çıksak benim ayakkabıma bir şeyler geliyor dedim, o da harbi öyle diyip güldü.

3.Günümü biraz dinlenerek, biraz da kitap okuyup ödev yaparak geçirdim. Sonra olimpos’un antik yerlerini gezdik falan. Yanartaş diye bir yer varmış, doğal gaz çıkıyormuş ve taşlar yanıyormuş ama uzakmış biraz. Atakanlar biz gece arabayla gidicez dediler, gel sen de. Ben de dedim tamam hadi gidelim, ateşte pişirmek üzere yanımıza marshmallow ve dal aldık. Arabayla belli bir yere kadar gelebildik devamında da baya yokuş çıktık. Çok yorucuydu. Sonra değdi mi, derseniz değdi çok güzel bir görüntüsü vardı. Sohbet ettik eğlendik falan. Sonra geri indik, bindik arabaya gidicez. Gelişimiz 40 dakika sürmüştü, bir baktılar ki 8 dakikalık çok kısa bir yol varmış.

Hadi gidelim olduk ama sonrasında öğrendik ki en iyi yol bildiğin yolmuş. Girdiğimiz yol sahil yoluydu ve pek arabaya göre bir yol değilmiş. Önümüze akarsu çıktı. Alp dedi geçeriz geçeriz. Girdik akarsuya sonra, 3 saatimiz o akarsuda geçti 🙂

 

Alp ve batan arabamız

 

Araba iyice gömüldü akarsuda, indik ayakkabımıza yine su girdi. Kurtulamadım bu ayakkabı derdinden! Taşları kazıp, arabayı çıkarmaya, itmeye çalıştık ama bir türlü çıkaramadık, çok fena saplanmıştı. Jandarmayı ve itfaiye falan aradık bizi çekiciye yönlendirdiler. Sonra gece 2.30 gibi çekici geldi arabayı çektik sonunda. Bu da böyle bir macera olmuş oldu.

Gece döner dönmez yattım zaten sabah erkenden kalkıp Antalya Merkez’e gittik. Orada Antalya’da yaşayan Sabancılı arkadaşlarımız Baran, Mustafa ve Tural’la buluştuk. Bizi iyi bir gezdirdiler. Akşamında da uçağa atlayıp İstanbul’a döndük. Güzel bir gezi olmuştu ve hala 3 gün daha tatilim vardı.

Antalya Kaleiçinden

 

Ben AIESEC ekibindeyim. AIESEC Dünya çapında kamplar düzenleyen gönüllü bir kuruluş, her cuma akşamı toplantımız oluyor ama ben Cuma günü akşama kadar dolu olduğum için dersler sebebiyle. Toplantılara( AIESEC adıyla LCM yani Local Comittee Meeting) gidemiyordum bu hafta tatil olunca gittim. Kadıköyde AIESEC ofisinde geçti o günüm de. Yazın AIESEC ile Mısır’a gideceğim 27 Haziran’da gidiyorum ve 13 Ağustos’a kadar ordayım. Geçen yıl Mısır’a gitmiş olan Eylül ile tanıştık sohbet ettik. Hatta komik bir sohbet oldu onu da anlatayım burda :D.

AIESEC Team

 

Bildiğiniz üzere Avrupa ülkelerinde falan genelde taharet musluğu yok. Ben Mısırda olup olmayacağını soracaktım, farkında olmadan taharet musluğu yerine pisuvar demişim. O da bilmediğini söyleyince nasıl bilmiyosun ya hiç mi dikkat etmedin önemli bir konu sonuçta falan demiştim. Yanlış söylediğimi bir gün sonra farkettim ve utandım baya :D. Sonra anlattım tabi ona da, işte bu da böyle bir anıydı.

Mısır’da da güzel bir blog yazacağım okursunuz, 10-12 falan farklı şehir gezicez baya baya eğlenceli olacak gibi görünüyor proje. Seneye de Slovenya’da Maribor’da erasmus’ta olacağım 2.dönem biri çok soğuk diğeri çok sıcak iki yer bakalım beden nasıl dayanacak.

Onun dışında dün(12.04.2018) THY CEO’su Bilal Ekşi’yle görüştük. Çok şakacı bir adamdı, yer yer bizi baya güldürdü. Hepinizin çok iyi ingilizcesi var (sonuçta %100 ingilizce okulda okuyoruz), dersleriniz de iyiyse çok rahat THY’ye girip çalışabilirsiniz dedi, duyurularımızı takip edin sizi THY’ye bekliyoruz dedi. Zaten genel müdür yardımcısı da Sabancı Üniversitesi mezunuymuş. Bizim okulun mezunlarının iyi olduğunu ve tercih edildiğini söyledi. Hepimize de maket uçak hediye etti.

THY itemlerim

Yine anlatmak istediğim bir bölüm var :D. Biz konuşurken işte, konu pegasustan açıldı Pegasus’un her şeyi parayla satmasını falan konuşuyoruz. Pegasus’un CEO’suyla da 4 ay önce falan görüşmüştük Mehmet Nane. O da baya şakacı samimi bir insandı. Bilal Bey arada Mehmet Bey ile toplantılar da bir araya geliyoruz. Ne zaman görsem suyu gösterip “Mehmet Bey, bu su ücretsiz merak etmeyin içebilirsiniz!” diyorum dedi. Baya güldük. İlerde Türkiye’de kalırsam belki THY’de çalışırım kim bilir.

Madem CEO görüşmelerinden konu açıldı ben size geçen gün gittiğim Alarko Holding görüşmesinden de bahsedeyim. Alarko Holding’in yönetim kurulu başkanı İzzet Garih ile görüştük. İzzet Beyle toplantımız 3 saatten uzun sürdü ama o zaman nasıl geçti anlayamadık. Katıldığım en uzun görüşmeydi ve konuştuğumuz konular açısından en farklısıydı. İş Dünyası hakkında da konuştuk ama daha çok başarı ve güç nedir, limitleri nelerdir, su gibi olmak nedir gibi başlıklar hakkında konuştuk. Bize zor zamanlarımızda kullanabileceğimiz taktikler verdi, bunları eskiden Krallar falan da kullanırmış dediğine göre. Hayatamızın bir pizza oluşu ve bunu dengeli bir biçimde nasıl kesebileceğimizi konuştuk. Bir üçgenin içerisinde 2 plastik bir demir 2 de cam top çevirmeye çalışan bir insan olduğumuzu ve topları ne sebeplerle düşürdüğümüzü, geri nasıl alabileceğimizi anlattı. Tabi bunlar sadece birer benzetme ama etkileyici benzetmeler. Son yarım saatte sudan bir sohbet yaptık. Sudan sohbet dediğim yanlış anlaşılmasın su hakkında konuştuk. Zamanında kendisi Çin’in Başkan Yardımcısından ödül almak için Çin’e gidiyor ve orada hayatını çok etkilemiş olan bir seminere katılıyor. Bize o semineri anlattı ve bizi de çok etkiledi. Görüşme yaptığımız yer de ayrıca çok özel bir yerdi çünkü sola bakınca İstanbul’un en güzel boğaz manzaralarından birini sağa bakınca ise bize ufkumuzu açacak harika bilgiler veren çok özel bir insan olan İzzet Bey’i görüyordum. Ortada da lezzetli kurabiyeler vardı, baya iyiydi onlar da. Görüşme sonrası arkadaşlar bu çok lezzetliydi abi baya güzeldi şeklinde konuşuyorduk :D. Bu görüşme daha özel bir görüşme olduğu için uzunca yazmak istedim buraya da.

İzzet Garih ile

Görüşmede aldığım notlardan

Onun dışında bu yıl katıldığım diğer görüşmeler Mondalez CEO’su İhsan Karagöz, Petrol Ofisi CEO’su Selim Şiper, eski Rektörümüz şuanki TUBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Sabancı Üniversitesi Genel Sekreteri Haluk Bal, Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık, Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer ve hp CEO’su Filiz Akdede’ydi.

Haluk Bal ile

 

Hepsinden detaylıca bahsetmeyeceğim bu yazımda, isteklisi olursa bir gün otururuz anlatırım müsait olduğumuz bir zaman. Kısaca hp’den biraz bahsedeyim çünkü ordaki çalışma sisremi çok hoşuma gitmişti. Çalışanlar genelde birden fazla ülkeden sorumluydu mesela ben atıyorum İstanbul dışında Barcelona ve Dubai’den de sorumluyum. Süreki bu ülkelere gidip gelmem gerekiyor ve bence yorucu olsa da çok güzel bir deneyim onun dışında şirkette çalışan yöneticilerin şaşırtıcı derecede %55’i kadınmış. Çoğu şirket %20 hedefliyip hedefine ulaşamassan hp bir rekor kırmış adeta. Filiz hanım bize şirkette her görüşe her ırktan insana ayrımlıcık yapılmaksızın yaklaşıldığını ve bu konuda anonim anketler yapıldığından bahsetti hatta Dünya’da en gay-friend şirket seçilmişler. Çalışma ortamları bu yüzden hoşuma gitti, ayrımcılığı bu denli yenmiş olmaları büyük bir başarı.

Selim Şiper ile

 

Geçtiğimiz hafta Sabancı Tower’da Sakıp Sabancı Ödül Töreni oldu. Törene çok ünlü isimler katılmıştı hemen bir önümde Hüsnü Özyeğin, sol tarafımda Orhan Gencebay falan oturuyordu. Tören bütün öğrencilere açıktı ama sanırım sadece 30 öğrenci falan katıldı okuldan. Böyle güzel etkinliklere insanların gelmemesi şaşırtıcı aslında, ben dersimi ekerek gittim :D.

Rektör Yardımcımız Cem Hocayla

 

18-20 Nisan 2018 tarihlerinde Okulumuzun tanıtım sorumlusu Semih abi ve Erdem ile Zonguldak’taki liselerle görüşme yapmaya gittik. 6 Farklı liseyle görüşüp, sunumlar yaptık. Çok güzel bir gezi oldu, hem çalıştık hem eğlendik. Zonguldak’ta Emirgan Otel’de kaldık orası da baya iyi bir oteldi, özellikle de odalarımızın manzarası harikaydı. Her sabah o deniz manzarasını görmek isterdim. Biz Zonguldak’tayken bana Bartın Fen Lisesinden yazanlar oldu, işte Zonguldak’a gittin buraya da bekliyoruz diye. Onlara da geçtiğimiz hafta Sabancı Kampüsünü gezdirmiştim beni de bekliyorlarmış. Bu sene olmadı ama umarım seneye fırsat olur Bartın’a gitmeye de.

Zonguldakta odamın manzarası

 

Semih Abi ve Erdemle

5-6 Mayıs’ta Türk Hava Yollarının isim sponsorluğunda 6.Bilim Elçileri Zirvesini gerçekleştirdik. Bu zirveye Türkiye’den Amerika’dan Avrupa’dan ve Avustralya’dan en iyi Türk bilim adamları katıldı. NASA’dan, CERN’den Stanford’dan, MIT’den, Caltech’den katılımcı hocalar oldu. Özellikle NASA’dan gelen Sırrı hocayla bir saatin üzerinde sohbet ettik beraber yemek yedik. Çok eğlenceli bir sohbet oldu, her şeyden konuştuk. Elon Musk’ın NASA ile ilişkileri olsun, NASA’nın planladığı projeler, kendisinin komik anıları falan baya baya iyiydi. Bir keresinde alkollüyken şakasına Mars’a Fenerbahçe bayrağı dikicem demiş arkadaş ortamında, sonra öteki gün gazetede manşet olmuş Aziz Sancar kendisine mai atmış Amerika’daki adresini sormuş bütün oyunculara imza attırdım forma hazır diye :D. Sırrı hoca yoğunluktan görmemiş sonra adresini öğrenip yollamışlar bir hafta sonra bir bakmış ki kendisine bir koli gelmiş içinde imzalı forma ve bir sürü fenerbahçe itemi :D. Böyle, böyle bir sürü değişik anısını dinledik.

Tüm dikkatle Sırrı hocayı dinlerken ben

Sonra işte Rocket science muhabbeti yaptık ben kendim online olarak ders de aldığım için az da olsa bilgiliyim onun sohbetini açtım. Dedim hocam, Amerika’da hep ‘This is not a rocket science man’ falan diyolar ama sizin iş direk Rocket science dedim. Aynen dedi, amerikan aksanıyla taklit yaptı baya güldük. Adamlar NASA’da en zor olarak kabul edilen işi yapıyor çünkü Rocket Science.

Mayısta neler oldu diye sorarsak, mayıs ayı genelde eğlenceli etkinlikler ve finallerle geçiyor yani baya yoğun oluyor. SuDance’ın SuDance Night’ı oldu, bir gün sonrasında sunumum olmasına rağmen gidip izledim. Gece de uyumayıp sunum için çalıştım :D. Sonra müzikus’un gecesi oldu, yine sınavlar vardı hepsine katılamadım ama bir bölümüne katıldım. Ardından da offtown geldi çattı, geçen yıl ki offtown kadar eğlendiğimi söyleyemem ama fena değildi. Bu sene holi fest yapmadılar 🙁 O yüzden geçen yıldan bir fotoğraf koyayım.

Pürlen ve Alicana Selamlar 

Geçen yıl ki yazımda kimsenin giremediği tünellere girdiğimi yazıp fotoğraflar koymuştum, kimsenin çıkamadığı kuleye çıkıp fotoğraf koymuştum. Bu sene çıkmadığım bir yer olduğunu keşfettim. Neresi miydi orası? Rektörevinin çatısı :D. Rektörevinin çatısına çıktım bilmiyorum şuana kadar kaç Sabancı öğrencisi çıkmıştır.

Çatıdan güneş batımında bir selfie

Bu yıl farklı olarak yaptığımız bir diğer şey ise iki yurt arasına hep beraber grafitti yapmaktı. “Hep beraber” kelimesinin ayrı yazılması çok garip değil mi ya? “Apayrı” kelimesini bitişik yazarken “hep beraber” ayrı yazılıyor, işte Türkçe’nin mizahı :D. Neyse konuyu dağıtmayalım, B12 ile B2 yurtlarının arasına grafitti yaptık. Öğrenci birliği organize etti, bence baya güzel bir etkinlikti. Seneye öğrenci birliğine aday olup bütün yurtları boyatmayı planlıyorum, oyunuzu bana verin :D.

Bir tarafa VA(Visual Arts) öğrencileri kullandı, bir tarafı da biz diğer eline boya almamış öğrenciler kullandık :D. Ama harika işler çıkarttık diyebilirim buyrun size fotoğraf koyayım.

Yine Ceydaylayız her blogumda fotoğrafımız oluyor 😀

CIP’den bahsetmeden de geçmeyeyim. Bu dönem otizm projesinde gönüllüydüm çok güzel bir deneyim oldu, bana çok şey kattılar umarım ben de onlara bir şeyler katmışımdır. Dönemi onları kampüste ağırlayarak bitirdik, oyunlar oynadık.

Güneş gününden Ceyda Özer ile

 

Bütün bunların dışında ders anlamında ne yaptım dersek de bu dönem 3.7 geldi ortalamam. Özellikle final haftasını tüm günü arkadaşlarla beraber kütüphanede geçirdik. En çok çalıştığım ders de sanırım tarih oldu Akşin hocadan aldığımız için :D. Kendisi okulun en zor tarihçisidir ve sınavları da çok zor oluyor ama sıkı bir çalışmayla finalinden 95 alabildim :). Ortalamamı düşüren SPS dersi oldu, o da essay yüzünden oldu. Yazdığım essay’de kelime sayısını yanlış kontrol ettiğim için penalty almışım. Footnote’ları da dahil etmişim( etmemek gerekiyormuş 😀 ). Öyle olunca o biraz düşürdü ortalamayı ama yine de iyi bir şeyler yaptık yav 😀

 

Bu yazınında artık sonuna geldik. 13 Haziran 2018’de noktalıyorum yazımı. Farklı yazılarıma ulaşmak isterseniz buraya linklerini bırakayım ben.

50 Maddede Sabancıda ne yaptım?

50 maddede Sabancıda ne yaptım? 2.Bölüm (+15 madde)

Creatiful Minds

Bir Sabancılının İlk Stajı

Selamlaşmak

La Casa De Papel



Comments are closed.