Benim Gözümden Dünya

20. Yüzyıla damgasını vuran, çoğu çehrelerce dünyanın en zeki adamı olarak kabul edilen modern fiziğin babası dahi teorik fizikçi Albert Einstein (14 Mart 1879 – 18 Nisan 1955) tarafından kaleme alınmış The World As I See It (1949), Aralık 2008 tarihinde ?Benim Gözümden Dünya?  ismiyle, Türkçeye Demet Evrenosoğlu tarafından çevrildi. Alfa Yayınları tarafından yayınlanan 115 sayfalık bu kitapta Einstein kendi anadalı olan fizik haricindeki düşüncelerini, makalelerini, mektuplarını, resmi açıklamalarını biraraya getiriyor. Kitap, ?Benim Gözümden Dünya?, ?Politika ve Pasifizm?,  ?Almanya 1933? ve ?Yahudiler? olarak dört bölümden oluşuyor.

Yeni son bulan II. Dünya Savaşı?nın etkisinin hala devam ettiği yıllarda Albert Einstein, hayatın anlamından Filistin-İsrail kavgasına, dini konulardan bilime, politikadan toplumsal etiğe, zenginlikten eğitimcilere kadar çok geniş bir yelpazede öznel görüşlerini ortaya koyuyor. Bazı konularda çok ciddi eleştirilerde bulunan bazen ise esprili bir dile başvuran ünlü fizikçi, genel olarak silahsızlanma, Deizm, Pasifizm üstünde yoğunlaşıyor.   ?Devlet, insanlar içindir. İnsanlar devlet için değil… Bu demek oluyor ki devlet bizim hizmetimizde olmalı. Biz onun kölesi olmamalıyız. Devlet bizi güç kullanarak askeri hizmete ve savaşa zorladığında işte bu ilkeyi çiğniyor. Bu aşağılık hizmetin bedeli, başka ülke insanlarını öldürmek ve onların gelişme özgürlüklerini ellerinden almak olunca bu daha da önem kazanıyor.? (s. 58) Günümüzün deyişi ile vicdani reddi savunan ve bu sözlerinden de anlaşılabileceği üzere askerlik kurumuna ve savaşa karşı olan Einstein, her ne kadar Yahudi olsa da tarafsızlığını koruyarak İsrail-Filistin sorununa çözüm önerileri de sunuyor. Bunlardan en öne çıkanı bir ?Danışma Kurulu? yapılanması. Einstein?a göre bu kurula, hem Yahudilerden hem de Arapların her türlü siyasi partiden bağımsız dört temsilci göndermesi gerekmektedir. Kitapta her grubun; tıp birliği tarafından seçilen bir doktor, avukatlar birliğinden seçilen bir avukat, sendikalar tarafından seçilen bir işçi temsilcisi, din adamları tarafından seçilen bir din adamından oluşmasının gerekli olduğu belirtiliyor ve bu kurulun her türlü anlaşmazlık için ortak kararlar çıkarabileceğini ve uzlaşmanın bu yolla kurulabileceği savunuluyor.

Vatandaşı olduğu Almanya?nın Faşist politikalarını yürürlüğe koyduğu dönemde Albert Einstein,

Seçme şansım olduğu müddetçe, sadece politik özgürlük, hoşgörü ve kanun önünde eşitliğin kural olarak kabul edildiği bir ülkede yaşamayı tercih ederim. Politik özgürlük, herkesin politik görüşlerini sözlü ve yazılı olarak ifade edebilmesi, hoşgörü ise tüm görüşlerinin saygıyla karşılanması anlamına gelir. Bu günün Almanya?sında bunlar geçerli değildir. Burada uluslararası bir birlikteliğin oluşması için çaba sarf eden, içlerinde önde gelen sanatçıların da bulunduğu pek çok kişi zulüm görüyor. Her toplumsal organizma, zor dönemlerden geçerken tıpkı bireylerde görülebileceği şekilde fiziksel olarak rahatsızlanabilir. Uluslar bu rahatsızlıkları çoğunlukla aşar. Yakında, Almanya?nın sağlığına kavuşması, Kant, Goethe gibi önemli kişilerin sadece zaman zaman anılan isimler olmaktan çıkarak, ilkelerinin toplumsal hayat ve genel bilinç düzeyinde yaygın hale gelmesini umut ediyorum.  (s. 83)

diyerek  ?Manifesto? başlıklı bu yazısında Almanya?nın politikalarını eleştiriyor.

Dünyanın en zeki adamı olarak nitelendirilen Albert Einstein?ın nasıl bir düşünce yapısı olduğunun, hayatı nasıl gördüğünün merak edilmesi gayet olağandır. Bu açıdan gayet aydınlatıcı olan bu kitapta okuyucu, bundan 60-70 sene öncesi ile günümüzün farklı yüzler, farklı isimlerle de olsa nasıl hala aynı kavgalarla, aynı zıtlıklarla uğraşmakta olduğunu çok kolaylıkla görebilir. İnsanlar tüm tarih boyunca savaşların olmadığı, herkesin mutlu olduğu bir dünya hayal etti. Buna ulaşmak imkânsız gibi görünse de, bu örnekte olduğu gibi Einstein gibi beyinlerin çözüm önerileri ile daha mutlu bir dünyaya ulaşabiliriz.

Ahmet Can Kırlıoğlu

No Comments »