Toplumsal Dönüşüm ve Sinema

Gülseren Güçhan tarafından yazılan Toplumsal Değişme ve Türk Sineması başlıklı 178 sayfalık araştırma türündeki bu kitap 1992 yılında İmge Yayınları?nın katkılarıyla okuyucuyla buluşmuştur.

Kitap, bir yandan toplumsal değişim ve iç göç gibi temalar üzerinden sinema ve toplum arasındaki ilişkiyi incelerken diğer yandan da Türk sinemasının tarihsel gelişimini ele almakta ve bir filmin içeriğini oluşturan öğelerden bahsetmektedir. Kitap, kırsal kesimden kente göç eden insanın Türk sinemasında değişen profilini tartışmaktadır. Gülseren Güçhan kitabında, iç göçün yarattığı sınıfsal sorunlara, kentleşme ve modernleşme gibi kimlik çatışmasına neden olabilecek kavramlara açıklık getiriyor. Göç eden insanın aileyle ve çevreyle olan ilişkilerinde ve yaşam biçiminde gerçekleşen değişimleri inceleme altına almış olan bu kitap, kültürel değişimlerin ve kimlik çatışmalarının bir sanat ürünü olarak sinemaya nasıl yansıdığını ve bu değişim sürecinin insandan insana ya da kültürden kültüre nasıl farklılık gösterdiğini ortaya koyuyor.

Yazar, sinemanın içeriğinin toplumun o andaki inançlarını, tepkilerini ve değerlerini yansıttığını savunuyor ve insanların sinemadan aldığı mesajın niteliğinin geçmişte edinilen geleneksel, kültürel ve toplumsal değerlere bağlı olarak değişebileceğini söylüyor. Bu konuda yazara katılmamak imkânsız çünkü insanın algı şeklinin; yaşadığı çevreye, etkilendiği akımlara, aldığı eğitime bağlı olarak şekillenir. Bununla birlikte sinemanın yansıtıcı ve şekil verici olduğu yani, toplumun yaşam tarzının ve kültürünün biçimlenmesinde etkili olduğu da göz ardı edilemez bir gerçektir. Sinemanın izleyiciyi şekillendirici etkisi kitapta vurgulanmaktadır. Yine bu etkinin bir başka yönü de sinemanın seyirciyi memnun etme çabasıdır. Sinemanın ticari yönü de denilebilecek bu çaba -gişe hâsılatını arttırma çabası- sinemanın toplumu yönlendiren, yansıtan ve bakış açısı kazandıran bir unsur olduğunu unutan bir anlayış geliştirmiştir.

Türkiye?nin modernleşme macerasının erken dönemlerinde sinemanın etkisinin çok yoğun olmadığı vurgulanıyor kitapta. Örneğin, cumhuriyetin ilanından sonra toplumsal yapıyı kökten değiştiren din, eğitim, hukuk gibi yeniliklerin yanında sinema aynı ölçüde etkili olamamıştır. ?Geçiş Dönemi? diye adlandırılan bu 1939-1950 döneminde ise savaş döneminin etkileri ve ekonomik nedenlerle yeterli altyapıya sahip olamayan Türk sinemasının var olma mücadelesi ile karşılaşıyoruz.  Fakat yine aynı dönemde yabancı filmlerin Türkçe dublajla gösterime sunulması sinemanın kültürel bir araç olarak etkisinin ve gücünün yadsınamayacağı gerçeğiyle karşı karşıya getirmiştir bizi. 1950- 1970 döneminde ise sinemadaki hareketlilik göze çarpmaktadır.

1970?li yıllarda Türkiye?de köyden kente göç eden insanların sayısı oldukça yoğunlaşmış, kentlerde sayısı giderek çoğalan yeni ve geniş bir kitle oluşmuştu. Anadolu?nun çeşitli yerlerinden kırsal kesimden iş bulma ümidiyle ya da daha iyi maddi koşullar ümitleriyle kentlere gelen bu insanlar, ne kentlere adapte olabilmişler ne de kültürlerini devam ettirebilmişlerdir. Bir dönemin sineması tamamen bu konuyu işleyen filmlerden oluşmaktaydı. Örneğin 1960?lı yılların meşhur Gurbet Kuşları, Bitmeyen Yol gibi filmleri. 1970 ve 1980?li yıllarda ise sinemanın dile getirdiği temel soru artık ? göç eden insanlar kentte tutunabilmek için neler yapmalıdır? idi.  Kısacası yazar, göç eden insanları konu alan filmlerin içeriklerini toplumsal değişimi yansıtma açısından çözümlemiş, değişimin niteliğini ve yansımalarını araştırmış, filmler aracılığı ile Türk toplumunun iç göçe bakışını ve Türk Sineması?nın ne ölçüde değişimin yansıtıcısı olduğunu başka yazarların kaynaklarına başvurarak, örnekler vererek, alıntılar yaparak bizlere aktarmıştır. Sinema ve sinemanın ülkemizdeki gelişimi adına ilginç bilgiler barındıran bu kitabın okunmaya değer olduğunu söyleyebilirim.

Merve Naz KİTİŞ

No Comments »