Hayvanların Sessiz Dünyası

Marian Stamp Dawkins?in hayvanlarda bilincin varlığı üzerine yapılan deneyleri ve araştırmaları irdelediği kitabı, 1998 yılında Oxford University Press?ten ?Through Our Eyes? adıyla çıktı. Kitabın İngilizce aslından Türkçeye çevirisi ise, 1999 yılında TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları?nın 100. Kitabı olarak ?Hayvanların Sessiz Dünyası? adıyla yayınlandı.

Biz insanlar, bedenlerimizin altında bilince sahip olduğumuzu ve davranışlarımızın bu bilinç sayesinde şekillendiğini biliyoruz; fakat diğer bedenlerde yaşama ve başka insanların bilinçlerinde neler olduğunu deneyimleme şansından yoksunuz. Benzer bir biçimde, insandan başka canlılarda bilincin varlığını deneyimlememiz mümkün değil; fakat bu konu üzerinde yapılan bazı araştırmalar, bizleri diğer canlılarda da bilincin var olabileceği şeklinde bir sonuca götürebilir mi? Diğer canlılarda, mesela hayvanlarda, bilincin var olduğuna emin olabilmemiz için ne gerekir? Karmaşık davranışlar, bu davranışların ardında düşünmeyi ve değerlendirmeyi mümkün kılan bir bilincin göstergesi olabilir mi? Hayvanlarda bilincin varlığının keşfedilmesi insanlara ne gibi yararlar sağlar ya da insanların davranışlarında ne gibi değişikliklere yol açar? Öncelikle, eğer hayvanlarda bilinci anlarsak, kendi bilincimizin evrimsel gelişimine de ışık tutmuş oluruz. Diğer açıdan, eğer hayvanlarda bilincin varlığı söz konusu olursa, onlara karşı olan davranışlarımızda bazı değişiklikler yapmamız gerekebilir.

Hayvanlarda bilincin var olabileceğini gösteren araştırmalarla başlıyor Hayvanların Sessiz Dünyası?na girişimiz. Varvet maymunları ve değişik frekanslardaki hırıltılara verdikleri değişik tepkiler, dişi devekuşlarının yavrularını korumak için kullandıkları seyreltme yöntemi, kızılgeyiklerin çiftleşecekleri dişi için dövüşmeden önce rakiplerinin gücünü tartmaları ve buna göre dövüşmeye ya da dövüşmemeye karar vermeleri gibi birçok şaşırtıcı örnek ve karmaşık sayılabilecek davranışları, hayvanların da düşünebildiklerine inanmamız için ciddi sebeplerimiz olduğunu gösteriyor. Çoğu hayvan türünde var olan sosyal yaşam ve bunun gereği olarak gösterdikleri davranışlar da, aynı ölçüde şaşırtıcı. Serçelerin besin ya da güvenlik konusunda yaptıkları dengeli seçim, vampir yarasaların av dönüşü besinlerini ihtiyacı olan yarasalarla paylaşmaları ve bu paylaşımda dikkat ettikleri durumlar, farelerin zehirlere karşı deneyimlerini yakınlarına ve kendilerinden sonraki nesillere aktarmaları aynı derecede şaşırtıcı örnekler.

?Bilinçli? deneyimlerimizin birçoğunu duygularımızla yaşarız; bu durumda hayvanların da hissedebildikleri, hissedebildiklerinin bilincinde olmaları ya da olmamaları da hayvanlarda bilincin varlığını irdelerken incelememiz gereken önemli bir husustur. Bu konudaki araştırmalarda hayvanların bir şeyi elde edebilmek uğruna nelerden vazgeçebildikleri incelenmiş. Tavukların yemek için dar aralıklardan geçmeleri, domuzların yemek için ya da arkadaşlarıyla görüşmek için bir paneli itmeleri ve bunun gibi birçok araştırma bize hayvanların da ödülleri alabilmek için bedel ödediklerini gösteriyor.

Kitapta üzerinde durulan bir diğer durum, hayvanların bilinçli olduklarına dair inanışa çok da hazır olmamamız gerektiğidir. Mesela, matematik işlemleri yapabildiği iddia edilen bir at üzerine yapılan araştırma, gösteriyor ki söz konusu at, sahibinin belli belirsiz tepkilerini algılayarak doğru cevaba ulaşıyor. Bu ve benzeri durumlara karşı dikkatli olmamız ve araştırmamızın ya da gözlemlerimizin sonuçlarından emin olmamız gerekir.

Dawkins?in akıcı anlatımıyla Hayvanların Sessiz Dünyası, uzun araştırmaları ve incelemelerine rağmen zevkle okunan bir kitap. Araştırmaları anlatıp değerlendirmesi ve anlaşılır dili sayesinde sadece akademik çevre değil, konuya ilgi duyan herkesin okuyabileceği bir nitelikte olması da kitabı alıp okumak için bir başka sebep.

Bütün bu araştırmaların ve incelemelerin sonucunda vardığımız nokta, hayvanlarda bilincin olabileceği. Peki hayvanlarda bilincin varlığı, insanların hayvanlara karşı olan bakış açılarını ve davranış biçimlerini değiştirmelerine sebep olur mu: ?… eğer bir böcek size şöyle deseydi: ?Lütfen buraya basmayın, yoksa beni ezeceksiniz.? Ayağınızı çekmeyi düşünmez miydiniz?? (s.29).

Begüm Özemek

Comments Off on Hayvanların Sessiz Dünyası

Tevfik Fikret: İlk Entelektüel

Bülent Kale, “ilk entelektüel” olarak nitelendirdiği Tevfik Fikret’i yazdı. Bianet’te yayımlanan bu yazıya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://bianet.org/bianet/sanat/135012-ilk-entelektuel-ve-asiyan

Comments Off on Tevfik Fikret: İlk Entelektüel

“Hayali İstanbul Atlası” İhsan Oktay Anar

Gürsel Korat’ın, 25 Nisan 2009’da Bilgi Üniversitesi İhsan Oktay Anar Sempozyumu’nda bildiri olarak sunulduğu daha sonra
YKY Kitap-lık Dergisi’nin Haziran 2008 tarihli 128. sayısında yayımlanan İhsan Oktay Anar’ın romancılığını ele aldığı yazısına http://gurselkorat.blogspot.com/ ‘dan ulaşabilirsiniz.

http://gurselkorat.blogspot.com/search/label/%C4%B0hsan%20Oktay%20Anar%20Romanc%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20%C3%9Czerine

Comments Off on “Hayali İstanbul Atlası” İhsan Oktay Anar

Oğuz Atay Belgeseli

TRT’nin hazırladığı “Kurmaca Dünyanın İpliğinde Bir Koza ‘Oğuz Atay'” adlı belgesele aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
http://www.edebiyathaber.net/oguzataybelgeseli.html

Comments Off on Oğuz Atay Belgeseli

Türkçe Edebiyat ve Çoğulculuk Sempozyumu’nda sunulan bildirilerin bir kısmı Varlık Dergisi’nde yayımlandı.

13 Mayıs 2011 tarihinde, Kadir Has Üniversitesi Türk Dili Birimi ve Sabancı Üniversitesi Diller Okulu tarafından düzenlenen Türkçe Edebiyat ve Çoğulculuk Sempozyumu’nda sunulan bildirilerin bir kısmı Varlık Dergisi’nin Ağustos 2011 sayısında yayımlandı.

Comments Off on Türkçe Edebiyat ve Çoğulculuk Sempozyumu’nda sunulan bildirilerin bir kısmı Varlık Dergisi’nde yayımlandı.

Ölümünün 35. Yılında Sevgi Soysal Sempozyumu

?NE GÜZEL SUÇLUYUZ BİZ HEPİMİZ!?

Ölümünün 35. Yılında Sevgi Soysal Sempozyumu

28-29 Aralık 2011

MSGSÜ Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu

Fındıklı-İstanbul

Düzenleyen: MSGSÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

İletişim Yayınları ve Amargi?nin Katkılarıyla

Sunucular: Arzuhan Birvar

Tevfik Çakır

Programa şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://myweb.sabanciuniv.edu/tll/duyurular-2/

Comments Off on Ölümünün 35. Yılında Sevgi Soysal Sempozyumu

“Tiyatromuz ve Evli Kadın”

University of Glasgow’da Oyunyazarlığı ve Dramaturji yüksek lisans programına devam eden Bahar Akpınar, Mimesis Dergi’de yayımlanan “Tiyatromuz ve Evli Kadın” başlıklı yazısında “bir evlilik hikâyesi ile [Şair Evlenmesi] başlayan” Türk Tiyatrosu’nun evlilik kurumu ve kadına yaklaşımını irdeliyor. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın eserleri  üzerinden ilerleyen bu inceleme yazısına şu linkten erişilebilir:

http://mimesis-dergi.org/2011/11/tiyatromuz-ve-evli-kadin-2/

Comments Off on “Tiyatromuz ve Evli Kadın”

Yazı Atölyesi: Bir Teknik Olarak İçerden Dışarıya Yazma Yöntemi

Sabancı Üniversitesi Yazma Becerileri Merkezi’nin 5-11 Eylül tarihlerinde düzenlediği “Yaz Sonu Semineri” İngilizce ve Türkçe program olarak gerçekleşti. Orta ve yüksek öğretimden farklı disiplinlerden öğretmenlerin katıldığı Türkçe programda, yazma
becerisini geliştirmenin eğitimdeki rolü ve bunun yolları üzerine tartışmalar yapıldı. Sabancı Üniversitesi Diller Okulu Türkçe Grubu’ndan Seçil Sarıbayır da “Bir Teknik Olarak İçten Dışa Yazma Yöntemi” başlıklı bir atölye çalışması yaptı.

Özet:

Akademik yazma becerisinin üniversitelerde kazandırılmasını beklemek öğrencilerimize güç gelen yazma eylemini daha da güç bir hale getirmektedir. Bu becerinin öğrenciye ortaöğretimde kazandırılması,  öğrencilerin yazma eylemine karşı geliştirdikleri olumsuz tutumu büyük ölçüde değiştireceği gibi öğrenciler arasında yaygın olan akademik bir yazının yalnız İngilizce yazılabileceği algısını da değiştirecektir. Bu algının değişimine yardımcı olması açısından derslerimizde işlediğimiz öykülere, romanlara, şiirlere bir eleştiri denemesi yazdırılması, dersi hem daha renkli hale getirecek hem de eleştirel bakış açısını erken yaşlarda öğrencilerimize kazandıracaktır. Bu düşünceden hareketle,  bu oturumda,  bir öyküye yazılabilecek bir eleştirinin aşamaları üzerinde durularak katılımcılarında dâhil olduğu bir eleştiri yazma çalışması yapılacaktır.

Comments Off on Yazı Atölyesi: Bir Teknik Olarak İçerden Dışarıya Yazma Yöntemi

Yazmayı Öğrenmek& Yazmayı Öğretmek

Sabancı Üniversitesi Yazma Becerileri Merkezi?nin 5-11 Eylül tarihlerinde düzenlediği ?Yaz Sonu Semineri? İngilizce ve Türkçe program olarak gerçekleşti. Orta ve yüksek öğretimden farklı disiplinlerden öğretmenlerin katıldığı Türkçe programda, yazma becerisini geliştirmenin eğitimdeki rolü ve bunun yolları üzerine tartışmalar yapıldı. Sabancı Üniversitesi Diller Okulu Türkçe Grubu?ndan Ayten Sönmez de ?Yazmayı Öğrenmek &Yazmayı Öğretmek? başlıklı bir sunum yaptı.

Özet:

Üniversite eğitiminin çok temel bir öğesi olan akademik yazma becerisi, hangi bölümde okursa okusun bir üniversite öğrencisinin akademik hayatı boyunca ihtiyaç duyacağı temel bir beceridir. Maalesef, öğrencilerin akademik yazmayı ?kompozisyon?a indirgeyen algıları sadece yazmanın değil diğer akademik iletişim becerilerinin ?okuma/dinleme/konuşma- de gelişimine ket vuran bir unsurdur. Öğrencilerin akademik yazıyı nasıl algıladıkları ve bu algı(ları)ın olası sebepleri ve sonuçları biz eğitimciler açısından tartışılmaya değer duruyor. Bu oturum, tartışmayı örnekler üzerinden derinleştirmeyi, katılımcılarla birlikte ihtiyaçları konuşmayı ve öneriler geliştirmeyi hedefliyor.

Comments Off on Yazmayı Öğrenmek& Yazmayı Öğretmek

Türkçe Edebiyat ve Çoğulculuk Sempozyumu

Kadir Has Üniversitesi Türk Dili Birimi ve Sabancı Üniversitesi Diller Okulu ortaklığıyla düzenlenen bu sempozyum Türkçe edebiyat ve çoğulculuk kavramı üzerine odaklanıyor. 2008 yılında Sabancı Üniversitesi?nde gerçekleştirilen ?Üniversitelerde Türkçe Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar Sempozyumu? ile süreklilik arz eden bu sempozyum ile gerek Türk Dili ve Edebiyatı alanında gerekse üniversitelerde zorunlu Türkçe dersleri kapsamında; edebiyata yönelik olarak benimsenen tutumların sorgulanması, değişik uygulamalar hakkında bir farkındalık sağlanması ve yeni yaklaşımların tartışılması hedefleniyor.

Bu etkinlikte çoğulculuk kavramına yoğunlaşılacak olmasının nedeni, Türkçe edebiyat özelinde düşünüldüğünde; bu edebiyatın üretimi, bu ürünler üzerine yapılan kuramsal çalışmalar ve bu edebiyatın öğretilmesi bağlamında çoğulculuk kavramıyla ilgili yeni değerlendirmelere ihtiyaç olduğu düşüncesidir.  Son yüzyıl Türkiye tarihinin siyasal, toplumsal ve kültürel boyutlarının en dikkate değer özelliklerinden birinin ?tekçilik? olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu çerçevede belirli bir dinin, bir mezhebin, bir dilin, bir etnik kimliğin, bir cinsiyetin, bir ideolojik tutumun ya da belirli tarihsel anlatıların vb diğerlerine göre daha ?makbul? sayıldığı görülmektedir. Türkçe edebiyat da üretme, algılama, öğretme, kavramsallaştırma ve kanonlaştırma bağlamında bu eğilimlerin (kimi zaman bunları besleme, kimi zaman bunlarla hesaplaşma biçiminde de olsa) etkisinde kalmıştır denebilir.

Bununla birlikte son yıllarda bu yapının bir değişime uğradığı, gerek edebi gerek akademik düzlemde bu hâkim anlayışın dışında seslerin duyulduğu ve daha önce edebiyat çalışmalarının nesnesi olmayan kavramların gündeme geldiği görülüyor.

Comments Off on Türkçe Edebiyat ve Çoğulculuk Sempozyumu

« Prev - Next »