Tanıtım ve Duyurular

En iyi teklif!

Posted by reference on July 13, 2016
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

İstedik ki biraz da filmlerden dem vuralım. Sizler için seçtiğimiz filmleri de, ilgi duyanlara tanıtmak istedik. Bakarsınız bir film hayatınızı değiştirebilir, tıpkı kitaplarda da olabileceği gibi.

Keyifli okumalar!…

La Migliore Offerta – The Best Offer – En İyi Teklif (2013)

TheBestOffer

“Sanat aşkı ve fırçayı nasıl tutacağını bilmek bir insanı sanatçı yapmaz. Esrarengiz bir derinliğin olmalı.”

Başrollerini Geoffrey RushJim SturgessSylvia Hoeks ve Donald Sutherland‘in paylaştığı filmin yazar ve yönetmenliğini Cinema Paradiso ile İtalyan sinemasında kendine önemli bir yer edinmiş Giuseppe Tornatore  yapıyor. Tornatore’nin beraber çalıştığı Ennio Morricon‘un mükemmel müzikleri, izleyicinin filmin atmosferine kolaylıkla adapte olmasını sağlıyor.

Karayip Korsanları’nda Kaptan Barbosa’yı canlandıran Geoffrey Rush‘ı bu kez bambaşka bir karakterle izliyoruz. Müthiş oyunculuğu, sesi ve konuşmasındaki tonlamalarıyla karaktere o kadar güzel bir şekilde bürünmüş ki adeta kendisini yaşatıyor.

Filmin konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; dünyaca tanınan açık artırma üstadı olan Virgil Oldman (Geoffrey Rush), antikalar konusunda dahi bir sanat eksperi ve çok saygın bir müzayedenin yöneticisidir. Saygı duyulan, güvenilir bir iş adamı olmasının yanında insanlarla iletişim problemleri olan, mesafeli, takıntılı ve titizlikleri olan yalnız bir adamdır. Geç yaşına rağmen kadınlardan kendini hep uzak tutmuş Virgil’in tek tutkusu ise kadın portrelerinden oluşan tablolarıdır. Tüm duygusal dünyasını da bu tablolara bakarak yaşamaktadır.

Günün birinde Clarie Ibbbetson (Sylvia Hoeks) adlı varlıklı bir kadından aldığı telefon, hayatında yaşanacak büyük değişimin habercisidir. Kendisine miras kalan bir malikane dolusu tarihi esere sadece Virgil’in değer biçmesini isteyen Clarie ile ilgili bir problem vardır. Agorafobi ile mücadele eden Claire asla evden dışarıya adım atamamakta ve insanlarla görüşememektedir. Onun bu çaresizliğinden etkilenen Virgil teklifi kabul eder ve ikili arasındaki gizemli ilişki başlamış olur. Clarie’nin evine yaptığı ziyaretlerde yerde bulduğu bir makina parçasını andıran dişlilerle birlikte merakı gitgide artmakta ve Virgil’i bir bilmecenin içine doğru çekmektedir.

Filmin gizemi ve aklımızdaki sorular da tam bu noktadan sonra başlıyor…

Bilinmeyenin ardında yatan çekime karşı koymak mümkün müdür?

Merak insanları tutsak edecek kadar kuvvetli bir duygu mudur?

Kendisine çizdiği çok net sınırları olan korumalı hayatının gidişatı bundan sonra ne yönde olacaktır?

Bundan sonrasını, izleyenlere bırakıp kendi değerlendirmelerimize gelecek olursak; filmin her anlamda tutunduğu en temel ögeler “merak” ve “gerçeklik” olgusu. Sanatta, duygularda, yaşamın her anında gördüğümüz, yaşadığımız şeylerin gerçekliğine olan inancımıza dokunmaya çalışıyor yönetmen. Ara ara verilen ustaca sözler ve örneklemelerle çok da etkili oluyor bu konuda.

Ağır başlayan, ağır ilerleyen uzun bir film olduğunu belirtmeliyiz. Olayların akış hızından dolayı durağan bulacağınız olsa da bıkmadan izlemeye devam etmenizi öneririz. Filmin en etkileyici anlarından birinin, son sahnesinde gizli olduğunu da söylemeliyim.

Sanat ve romatizmle harmanlanmış bu gizemli filmi 2013 yılının en güzel filmlerinden biri.

O zaman ne diyoruz; “En iyi teklifi veren kazansın”.

P.S.: Pek çok kişinin merak edeceği o kafenin adı “Restaurace u milosrdnych”

Fragman

Kayıp Kitaplar Kütüphanesi

Posted by reference on October 27, 2015
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Hayatta sahip olduklarımız kadar, kaybettiklerimiz de olmuştur. Edindiğimiz onca kitap içinde, okurken heyecanlandığımız, şaşırdığımız, beğendiğimiz ve “güzel” olarak tabir ettiğimiz kitapları sevdiklerimize, eşimize, arkadaşlarımıza, dostlarımıza önermiş, ödünç vermiş ya da hediye etmişizdir.

Kimi kitaplar, kimi arkadaşlıklar gibi iz bırakmadan hayatımızdan çıkabilir. Kimi kitaplarsa tekrar tekrar, döne döne okunurken eskir, sağına soluna, altına üstüne notlar alınır; böylesi kitaplar genellikle eskidikçe kıymetlenir; fakat kimi kitapların yeni baskıları olmadığı, kimi zaman da hatırası olduğu için onları ödünç versek bile, aklımızda bir yerlerde kitabı geri almamız gerektiği yer eder.

Aklımızda, kalbimizde yer eden  kitapların boşluğu, yokluğu bizi arada sırada dürtmekle kalmaz; zaman zaman o kitaptan bir paragraf okumak ya da eşe dosta okumak için elimiz rafa gider. Genelde böyle anlarda kitabı ödünç verdiğimizi hatırlar, kitabın “değerli kitabım” olduğunu hatırlayıp, onu elimize almayı, ondan bir şeyler okumayı özleriz. Çünkü ordaki cümleler, saptamalar, kavramlar, kitabın bize yaşattıkları ve orada başlayıp içimizde büyüyerek süren “yaratı”, içimizde bir yerlere dokunmuş, hatta iz bırakmıştır.

Kimi zaman verdiğiniz kitabın geri geleceğini düşünürken, araya küslükler, taşınmalar, şehir ve iş değiştirmeler girer; derken hem verdiğimiz kitaplar, hem de o kitapla ilgili anılarımız bambaşka bir yolculuğa çıkar.

Nasıl tasarlanıp, kurgulanıp, başka kitaplarda, söyleşilerde yazarınca anlatılan, tarif edilen ama hiç yazılmamış olan kitaplar varsa… bazen de geri verdiğimizi sandığımız fakat kütüphanemizin bir yerinde duran, söz konusu kitabı hangi zaman, hangi kitabevinden ya da kimden hediye, kimden ödünç aldığımızı hatırlayamadığımız kitaplar da vardır. Bazen bu kitapları yıllar önce okuduğumuz ve bizde bir iz bırakmadıkları için hatırlayamazken; bazen de okunmayı bekleyen kitaplardan biri olduğunu unuttuğumuz için hatırlayamayız. Bazen de bu bize ödünç verilen, hediye edilen bir kitap olduğu ve araya süre girdiği için…

Her hâlükârda ömür denen bu yolculuk boyunca sahip olduklarımız kadar, kaybettiğimiz, yitirdiğimiz kitaplardan da bir kütüphane pekâlâ kurulabilir.

Kimi zaman da haberlerde izler, gazetelerde okuruz: “Ünlü yazarın kitabından eksik sayfalar bulundu…”, “Ünlü yazarın yarım kalan romanı okuyucuyla buluşuyor…” Hatta bu haberlerden en sonuncusu ve en ilginçlerinden birinin, “Küçük Prens’e ait yayınlanmamış sayfalar” olduğunu da söylesek, şaşırır mıydınız? Gerçekten de büyük-küçük, yeryüzünde kitabı farklı çevirmenlerce hemen her dile çevrilen; defalarca okunup üst üste baskılar yapan; maketleri, oyuncakları, figürleri derken bugünlerde animasyonu da gösterimde olan Küçük Prens gibi bir başyapıtın, yazarı Antoine de Saint-Exupéry tarafından daha önce yazılıp hiç basılmamış iki sayfasının olduğunu keşfetmek, kitabın hayranları için başlı başına bir sevinçtir.

Örnekte olduğu gibi kimi zaman kitaptan bir bölüm, kimi zamansa bir kitabın kendisi keşfedildiğinde de,  söz konusu kitap “Kayıp Kitaplar Kütüphanesi”nin rafları arasındaki yerini alır.

“Kayıp Kitaplar Kütüphanesi” üstünde bunca durmuşken… Alexandar Pechmann’in Can Yayınları arasında çıkan kitabını da unutmamak gerekir. Yazar, okurunu mizah yüklü anlatımı rehberliğinde Kayıp Kitaplar Kütüphanesi’nin raflarında gezdirirken “silik bir hayal, bir anı, bir olasılık ya da ağır ağır solup giden bir düş gibi” varlıklarını sürdüren yapıtları görünür kılar… Pechmann, adeta edebiyat dedektifliğine soyunarak inşa ettiği bu kütüphanede edebiyat evrenini kalıcı izleriyle şekillendirmiş başyapıtların yanısıra; Kafka, Joyce, Byron, Shelley, Mérimée, Puşkin, E. Howard ve daha nice dev yazarın kayıplara karışan elyazmalarının da izini sürer.

İster yazılıp bir köşede unutulmuş, kaybolmuş olsun, isterse yazarının hayal gücünde tasarlanıp defterlere, kağıtlara dökülmüş olsun, her kitap bir gün başka ellere, başka yüreklere, başka zihinlere yolculuk etmek için vardır.

Asıl yolculuğunu tamamlayana dek de hiçbir kitap aslında “kayıp” olmamıştır…

ÖAK: Ödünç Alınmayan Kitaplar

Posted by reference on August 10, 2015
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Her kitabın okuru farklıdır. Bazı kitaplar az okunur, bazı kitapların ise okuru bol olur. Bazı kitaplar bilgi merkezlerinde/kütüphanelerde, kitaplıklarda hep okunma sırasının kendilerine gelmesini bekler.

Her kitabın editörü ve yazarı dışında tek bir okuru olmasa bile zaman içinde okur sayısında ciddi değişimler olabilir. Uzun süre okunmayan, keşfedilmeyen romanlar, bazen araştırmacıların, bazen meraklı okurların, bazen de eleştirmenlerin sayesinde “kült” statüsüne yükseliverir de üst üste baskılar yapar.

Kendi kitaplığınızda yıllardır okunmayı bekleyen kitaplar olabileceği gibi, hemen yenilerde aldığınız bir kitabı da bir solukta okumuş olabilirsiniz. Peki kitaplığınıza bile zaman zaman hiç okumayacağınız kitaplar alırken, bilgi merkezlerinde/kütüphanelerde okunmayan kitaplar hiç mi olmaz?

Aslında her bilgi merkezi/kütüphane içinde bir de “okunmayan kitaplar” bölümü kurulabilir. Okunmayan kitaplardan kastımız, bir kullanıcının onları hiç ödünç almadığını ifade etmektir; ancak o kitap hiçbir kullanıcının kaydına geçmemiş bile olsa ödünç alınmadan okunmuş, sayfaları karıştırılmış olabilir.

Peki bilgi merkezlerinde/kütüphanelerde çok okunanlar ile hiç okunmayanları sadece kullanıcıların kullanım kaydıyla ölçmek yeterli ve doğru bir yöntem midir? Örneğin bilgi merkezilerinde/kütüphanelerde referans kaynaklar ödünç verilmez; ama kaynak kitaplar oldukları için sanıldığından çok daha fazla okunur, sayfaları karıştırılır. Çoğu zaman çok satanların, çok okunanların peşinde olan okur, vitrinlerde, kitap eklerinde, arkadaş elinde çok okunanları gördüğü için mi o kitaplar çok okunmakta, bilgi merkezlerinde/kütüphanelerde bolca ödünç alınmaktadır? Yoksa genel beğenimize uygun düştüğü ya da bizi şaşırttığı, okunmayı hak ettiği için mi?

Yazılalı yıllar olan, yer numarası alıp bilgi merkezi/kütüphane raflarına dizilen onca kitaptan hepsinin çok okunan olmasını bekleyemeyiz. Eğer öyle olsaydı bilgi merkezleri/kütüphaneler işlevini yerine getiremezdi.

Bir kitabın bilgi merkezlerinden/kütüphanelerden hiç ödünç alınmaması kitabın niteliği hakkında bir fikir ileri sürülmesi için yeterli bir delil sunmaz. Yani hiç okunmamış bir kitaba kötü sıfatını veremeyiz; ancak kitap ödünç verme oranları, bilgi merkezlerinin/kütüphanelerin başarısı hakkında bize iyi-kötü bir fikir verebilir.

İster ödünç alınsın, ister hiç ödünç alınmamış olsun, her kitap okunacağı zamanı ve o meraklı okuyucusunu bekler.

Öyleyse biz de o kitapları daha fazla merak içinde bırakmayalım…

 

Yaz Okumaları

Posted by reference on June 23, 2015
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Yazın insanlar daha mı çok okur ya da yaz mevsiminde, tatillerde okumalar daha mı keyifli olur?

Hiç kuşkusuz, iş, öğrencilik gibi günlük hayatın koşturmaları arasında ötelediğimiz, ertelediğimiz okumalar vardır. Tatil, pek çoğumuz için bir anlamda bu ertelemelerin hem sebebi hem de çözümüdür. Sebebidir çünkü vakit azlığından, işlerin yoğunluğundan, büyük şehrin kaosundan yakınırken hepimiz hafta sonları ya da baharın ve bilhassa yazın gelmesiyle tatillerimizde, kışboyu okuyamadığımız, biriktirdiğimiz kitapları okumak için rafları boşaltırız. Hatta bazı yayınevleri bu yaz/tatil okumaları için okuması daha kolay, zevkli, renkli kitapları tercih ederek yaz için özel kitaplar basar.

Yaz okumaları kendimizi dışarı atıp, hafta sonu kaçamaklarında ya da yoğunluğa ara verdiğimiz, kafamızı dinlendirdiğimiz yaz tatillerinde bir nevi gözden kaçırdıklarımızı da fark etme zamanıdır. Yıl boyu çıkan kitapların sadece isimlerini okumak bile bir hayli vakit alacağından, bu sınırlı tatillerden eli boş dönmemek için kitabevlerinin vitrinleri, çoksatanlar, gazetelerin kitap ekleri, daha önceden okumak için satın alıp rafta bizim okumamız için sırayı bekleyenler, kendi tercihlerimizin büyük çoğunluğunu belirler.

Lakin yaz, kendi doğası gereği tembelliğe, boş vakit geçirmeye de teşnedir. Bu nedenle yıl boyu okuma disiplini elde edememiş olanlar, kitapların kılavuzluğuna başvurmayanlar, okumanın mihmandarlığından faydalanmayanlar için yaz ve tatil, okuma açısından çoğu zaman istedikleri gibi geçmeyebilir.

Pusulasını okumaktan yana çevirenler, yıl boyu her gün bir kaç sayfa dahi olsa okumayı alışkanlık edinenler, çözümü de beraberlerinde getirirler.

Yaz okumaları için illa “hafif” eserlerin önerilmesi, kabul görmesi ise kitap kurtlarının kabul edemeyeceği bir şeydir. Çünkü kafa dağıtmak, zaman geçirmek, yeni bir yazar tanımak ya da yüksek konsantrasyon gerektirmeyen konularda okumalar yapmak için illa yazın-tatilin önerilmesi haksızlıktır.

Yine iki-üç farklı türde kitabın yaz aylarında okunması artar gibi görünse de bunun sadece yaz aylarına özgü olmadığını belirtmek gerekir.

Sonuç olarak ister katmanlı, metinlerarası okumalar olsun, ister “hafif-ağır” okumalar olsun, yaz okumak için iyi bir sebeptir. Çünkü yaz, açmak, yayılmaktır. Divan-i Lugat-it Türk’te (1070) yazmak, açmak, düğüm çözmek anlamındadır. Öyleyse siz de bu yaz kendinize bir iyilik yapın ve kitapların palamarlarını çözüp okumanın o serin sularına açılın…

ÇOK SATANLAR ÇOK OKUNUR MU?

Posted by reference on April 29, 2015
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Bir okur olarak çoğu  zaman gazetelerin kitap eklerinde, yayınevlerinin en göze çarpan raflarında çok satanları, bunların tanıtımlarını görürüz. Bu tür kitaplar çok okunduğu kadar, arkasındaki geniş reklam gücüyle, vitrinde aldıkları ilk sıra, medyada buldukları yerle de diğerlerinden öne çıkarak daha çok satarlar.

Peki her çok satan acaba çok okunur mu? Yoksa o kitap adeta “moda” olduğu için satın alınır da okunmadan bir kenarda unutulur mu? Bir kenarda unutulmaya yüz tutan “çoksatan” başkasına hediye mi edilir, yoksa bir kütüphaneye mi bağışlanır?

Her çok satanın çok okunmadığını araştırmalar bize söylüyor. O halde bir çoksatanın, çok satmasındaki nedenler ya da gerekli koşullar nelerdir?

Bunlar arasında yazarının popüler olması, daha önceki eserinin/eserlerinin ses getirmiş olması, ödül alması, üstüne basında söyleşiler çıkması, kültür-sanat programına yazarının konuk olması, ünlülerin tavsiye etmesi, reklamlarının kitap eklerinde sık sık yer alması ya da filminin çekilmesi olabilir mi?

Tüm bu dış etkiler haricinde, reklamlar dışında eserin özellikleri, çok satmasında ne kadar etkindir? Eserin edebi kalitesi, getirdiği yenilik, zamanın ruhunu yakalaması, anlatı türü içinde yoğun, yenilikçi, ya da sıkı metin olarak nitelendirilmesi, okunmasının kolaylığı ya da zorluğu, akıcılığı, okumadan önceki vaadettikleriyle okuma sonrası okuyucunun beklentilerinin örtüşmesi vb. gibi etkenler, çok satmayı ne kadar etkilemektedir?

Her kitap kuşkusuz bir yolculuktur ve eserin okunmasından alınan haz, dimağımızda yarattığı görüntüler, kavrayışımıza dair sunduğu hakikatler bize ister sihirli gelsin ister doyurucu, her sanat eserinde olduğu gibi etkilenmek, büyülenmek, bir nevi sihirbaz gösterilerindeki gibi kandırılmak isteriz. En azından okumanın verdiği keyfi, düş gücümüze kattığı yaratıcılığı, kelime haznemizdeki zenginliği, düşündürttüğü anlamları ile bizde yer eden, iz bırakan eserler keyifli birer yolculuk olarak okuma tarihimizdeki yerlerini alırlar.

Bu keyifli yolculuklara ortak olmayan kitaplar ise genelde hızla unutulmaya başlanır ve bir daha okunmaya genellikle layık görülmezler.

Çok satanların büyüsü de tam burda devreye girer: Onlar bize okunmaya layık, estetik olarak çarpıcı, okuması keyif veren, “kaliteli” bir metin olduklarını baştan vaadeder. İster formüle edilerek yazılmış olsun, ister zamanın ruhuna ya da modaya uygun, popüler olan gözetilerek yazılmış olsun, ister kitap sırtlarında en sevdiğimiz yazarların, eleştirmenlerin tanıtımı olsun, çok satan kitapların kalıcılığına karar verecek olan yine zamandır.

Zaman her şeyi temizleyip süzer ve arındırırken, kıymetli olanı, klasik olanı, yapıtın gücüyle belirler.

Nice çok satanlar vardır ki unutulup gidecektir, tıpkı kendinden önceki pek çok “en iyi satan” kitap gibi… Nice kitaplar da vardır ki, döneminde popüler olamasa bile birer klasiğe dönüşecektir.

İşte buradaki keskin ayrımı yapacak olanlardan biri de okur olarak bizizdir. Şimdi elimizdeki eserlere bir daha bakalım, onu kitaplığımızın raflarında yer alan Dostoyevskilerin, Tolstoyların, Çehovların ya da bir Küçük Prens’in, Ulysses’in, Faust’un yanına layık görüyor muyuz?

Klasiklerin Gücü

Posted by reference on March 27, 2015
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Yeryüzünde yirmi sekiz farklı hikâye olduğu söylenir. Diğer tüm hikayeler bu hikayelerin çeşitleri, melezlenmeleridir…

Gençlikte her deneyim gibi, okumak da sıradışı bir keyif verir. Bilhassa da büyük ya da klasik tabir ettiğimiz bir yapıtı… Olgunlaştıkça ayrıntılar ortaya çıkmaya, yüzeysel olanla içerikte katmanlanan anlamların farkına varılmaya başlanır.

Gençlikteki okumalar, düzensiz, sabırsız, odaksız olabildiği için, nasıl daha iyi okuyabileceğimizi henüz bilmediğimiz ya da özdeşleşme-farkına varma için yeterince deneyim yaşamadığımız için “hayati” önem taşımasa da, özellikle estetik ve algı biçimlerinin ilerideki deneyimlere şekil vermesi açısından önem taşır.

Genellikle okunan eserden çok az şey anımsansa ya da eser hiç anımsanmasa bile okuduklarımızın etkisinin yaşamımızda nasıl olacağını önceden kesin olarak kestiremeyiz. Olgunluk çağında aynı eser tekrar okunduğunda hem tekrar okunmaktan çıkar, hem de biz değiştiğimiz, dönüştüğümüz için yeni bir okuma olarak karşımıza çıkar.

Yeni bir okuma olarak karşımıza çıkanlar, klasikler olurlar. Çünkü klasiklerde, hem dünü, hem bugünü, hem de yarını aydınlatan özellikler vardır. Geleceğin öngörüsü ve sezgisiyle, geçmişin deneyimi, birikimi, tarihsel tanıklığı klasiklerde buluşur.

Klasikler, söyleyecek sözlerini hiçbir zaman bitirmemiş eserler olduğu için klasiktir. Onlar hem bireysel zihnimizin kıvrımlarında hem de toplumsal ortak bilinçaltında, içinde yaratıldıkları kültürün izlerini taşır ve o izleri geleceğe taşır.

Klasikler, her okumada farklı hazlar verdiği için yeniden ve yeniden keşfedilmeye açık oluşuyla klasiktir. Onlar her okunuşlarında kafamızdaki yerlerini, imgelerini yeniden yarattıkları için, bizim için farklı okuma deneyimlerine dönüşürler.

Klasikler, önce yazıldıkları dili, yazıldıkları kültürü ve toplumu yüceltirler, daha sonraysa insan ruhunun-tabiatının evrenselliğini ve medeniyetini… Bu geniş temsil gücü, onun üstünde kopan eleştiri fırtınalarının tozunu bir yana atıp silkelenmesiyle sonuçlanır.

Klasiklerin bir görev, bir sorumluluk duygusuyla okunmasının ise içimizde kıvılcımlar yaratmadığı sürece büyük bir anlamı yoktur. Klasikler okurundan bu serüveni, meydan okumayı göze alıp keşfedilmeyi bekler, yalnızca özdeşleşerek okunmayı değil… Kıyaslamalar getirerek, karşı savlar üreterek, eleştirerek de okunmak ister.

Bir klasikte bulunan insanlık halleri, okur olarak bizim de kendimizi tanımamıza, kendimizi keşfetmemize olanak sağlamaktadır. Bu olanağı yaratmak için okumayız, aksine okumanın kendisi hayal gücünü coşturduğu, bizi daha anlamlı kıldığı, bir haz kaynağı olarak bu olanağı yarattığı için severiz klasikleri.

Klasikler, bir pusula gibi bize yıldızları göstermesi, geçerliliği, içeriğindeki farklılık, renklilik, derinlik, verdiği özgün mesaj ya da özgün teması, evrensel oluşu, kendi türünde öne çıkması, lider olması nedeniyle de yaygınlık kazanır. Burada zamana karşı direnmek klişesi aslında söz konusu değildir, çünkü klasikler gençlikleri, evrensellikleri nedeniyle zamanla bir yarış içinde değildir. Kendi anlamını sürekli yeniden üretir. Belki de bu yüzden ne kadar çok taklit edilmek istenirse istensin tam anlamıyla taklit edilemez.

Klasikler bize o yirmi sekiz insanlık halinin tüm çeşitlerini hatırlartır.

Klasikler, zamanında çığır açarak ölümsüzleşir. Belki de onları en çok bu yüzden severiz: Bize geçici de olsa o ölümsüzlük imkanını verdikleri ve sonsuzluk susuzluğumuzu giderdikleri için.

Zincirli Kitaplar

Posted by reference on February 17, 2015
Tanıtım ve Duyurular / 1 Comment

 

Eskiden kitaplar zincirlenirdi çalınmasın diye. Hoş şimdi de var; ama daha yumuşak bu zincirler. Sırtlarına geçirdikleri yer numarası etiketleri de cehaletin pençesine düşüp yakılmamak için birbirine bağlar kitapları, adeta bir zincir, birbirine kenetlenmiş, elele tutuşmuş insanlar gibi.

Sıcak bir el değince de bu kenetlenen eller mayışır, çözülür. Her bir zincirin halkası adeta rehber olur okuyucuya. Kendini bırakır okurun eline, yeni yerler görür. Belki sıcak bir yatağa düşer okuruyla beraber, kısık bir ışığın altında, belki bir otobüs yolculuğunda kıtalardan kıtalara gider.  Kim bilir belki de bir çocuğun yeni dünyayı keşfetmesine vesile olur kapağını aralayarak.

 

Okuduğumuz kitapları sayalım mı?

Posted by reference on February 13, 2015
Tanıtım ve Duyurular / 2 Comments

Merhaba,

Uzun zamandır kafamızı kurcalayan bir konu var! Okuduğumuz kitapları saymalı mıyız? Bu sorunun yanıtını Twitter hesabımız üzerinden Buket Uzuner’e de sormuştuk. Yanıtını da değişik açılardan verdi. Sayı olarak ayda ortalama 5 ya da 6 kitap. Bizim kafamızı düşünmeye iten ise,  “ama” ile başlayan kısmıydı:  “… ama #SevdiklerimiAslaSaymam 🙂 saymayın!”

Kitap okumak bizce ciddi bir iş. Neden ciddi, diyoruz biraz anlatalım dilimizin döndüğünce.  Belli bir düzene oturtuncaya kadar okuduğumuz kitapları hafta hafta ya da ay ay saymanın kendimizi disipline eden bir yararı var. Öncelikle, “Ayda şu kadar kitap okuyacağım.” demekle bir hedef koymuş oluyorsunuz. Bu hedefe varmak için de zamanınızı değerlendirirken bir düşünme payınız oluyor ve kafanızı meşgul eden sorulara da doyurucu yanıtlar bulmanız gerekiyor:  “Günün ne kadarını kitap okuyarak geçirebilirim?” “Hangi anlarda kitaba sarılabilirim?” “Televizyonu daha mı az seyretsem?” “Şu bölümü bitirmeden yatmasam mı?” “Sabah yarım saat erken kalkıp biraz daha mı okusam?” “Eyvah ayın ortasına geldim, henüz listeye bir kitap eklemedim mi?…

Bu soruların yarattığı tatlı kaygılar, sizi hedefinize olumlu bir şekilde yaklaştıracaktır. Bu sayede zamanı verimli kullanabilmeniz için okuyacağınız kitapların çeşidini zorluk derecesine ve türüne göre de değiştirebilirsiniz. Diyelim ki listede 7 kitabınız var. Bunlardan biri, iyi bir öykü kitabı, henüz okumadığınız; ancak okumak için can attığınız klasik bir roman, bir deneme kitabı, belki bir kişisel gelişim kitabı… Türlerini arttırabilirsiniz. Bu çerçeve içinde okumama gibi bir seçenek bırakmıyor evren bize. İpin ucu kaçtığında, “En son ne okudunuz?” sorusu karşısında, şu yanıtı duyabilir kendi kulaklarınız hüzünlü bir şekilde: “Yazdan beri kitap okumadım!”… Korkunç bir süre değil mi sizce, onca okunacak kitap varken!

Sözün kısası biz okuduğumuz kitapları sayıyoruz. Saymakla kalmıyor listesini tutuyoruz. Sonrasında, listeye dönüp dönüp okuduğumuz kitaplara da bakıyoruz. Okuduklarımızdan hem mutlu oluyoruz hem de listeyi daha da zenginleştirecek kitapların izinden koşturuyoruz.

Zaman akıp gidiyor. Onu değerli kılacak sizlersiniz…

 

QR Kodu Uygulaması

Posted by reference on February 11, 2015
Tanıtım ve Duyurular / No Comments


Bilgi Merkezi olarak hizmet ve olanaklarımızı tanıtmak ve dahası elektronik kaynaklarımızı gün yüzüne çıkarmak ve ne çeşit kaynaklara eriştiğimiz konusunda bir farkındalık yaratmak için QR kodu uygulamasını kullanmaya başladık.

QR kodu, adını İngilizce (Quick Response) “hızlı cevap” ya da “çabuk tepki” kelimelerinin baş harflerinden alır. Mobil cihazlara ücretsiz bir uygulama olarak indirilip kullanılan QR Kodu, mobil cihazların kameralarından okutulabilen özel matriks bir kod türüdür.

Bu uygulamayla birlikte e-kitaplarımızı, e-dergilerimizi tanıtıyor, görünürlüğünü sağlıyor ve kullanımını arttırmayı amaçlıyoruz. Bunun yanında basılı dergilerin raflarında, öneri kutumuzda, Grup Çalışma ve Multimedya Odalarında da QR kod uygulamalarımızı görebilirsiniz.

Uygulamalarımızdan hayata geçirdiklerimiz:

  • Türkiye hakkındaki kitaplarla ilgili sergiden bir görsel
  • Short Introduction başlıklı kitaplarla ilgili sergiden bir görsel
  • History of…” başlıklı kitaplarla ilgili sergiden bir görsel
  • Örneklerde de görüldüğü üzere görselin solunda kitabın ön kapağının resmi, sağ tarafında ise ilgili kitabın başlığı ve kaynağa erişim sağlanacak linki içeren bir QR kodu bulunmaktadır.Aşağıdaki görsellerde de görüleceği üzere sergide yer alan e-kitaplar, QR kodlarının içine yedirilen Proxy’i içeren linkler sayesinde akıllı cep telefonlarından kolaylıkla okunmaktadır.
  • Broşürlerde e-kitap tanıtımı: Kitap sergisi çalışmasının yanı sıra, 1’e 10 diye tabir ettiğimiz bir uygulamadan da söz etmek yerinde olacaktır. Yine bir konu belirleyerek kitap seçkisi yaptıktan sonra bu kez de broşür olarak arkalı önlü 10 e-kitabın tanıtımını yaptık. Ödünç Verme bankosunda basılı bir kitabı ödünç alan her kullanıcıya 1 adet broşür vererek 1 kitaba 10 kitap kampanyası ışığında bir tanıtım yoluna gittik.
  • Dergiler için QR kodu: QR kodu uygulaması dergiler için de kullanılmaktadır. Güncel sayılar ve eski yıllara ait ciltlenmiş dergiler, kullanımları gereği ayrı yerlerde tutulmaktadır. Aralarındaki ilişkiyi kurmak, ilgili güncel dergiye ait hangi sayılarının olup olmadığını görmek için raflarda yer alan isimliklerin yanına bir de QR kodu konuldu. Bu sayede aranılan bilgiye hızlı bir şekilde ulaşmanın yoluna gidildi.
  • Öneri Kutusu ve QR kodu: QR kodları, öneri kutusunda da kullanıldı. Öneri, istek veya şikayet sahipleri, istediklerini kutu içine atabilecekleri gibi, kutunun üzerinde online forma yönlendirme yapacak olan QR kodu da telefonlarına okutabilirler.
  • Grup Çalışma ve Multimedya Odalarında QR Kodu: Bilgi Merkezi’nde yer alan Grup Çalışma Odaları ve Grup Multimedya Odalarında da QR kodu uygulaması kullanılmaktadır. İnternet üzerinden rezervasyon yapılabilmesi için odaların numaralarının yanlarına QR kodları da konulmuştur. Bu QR kodları sayesinde İnternet üzerinden yapılacak olan rezervasyonlar daha kolay bir şekilde yapılmaktadır.

Searchinone

Posted by reference on September 17, 2013
Tanıtım ve Duyurular / No Comments
Searchinone, sahip olduğumuz, erişebildiğimiz bütün bilgi kaynaklarına ve daha fazlasına tek bir arama kutusundan ulaşabileceğiniz bir web keşif aracıdır.Kullanıcı dostu, basit bir arayüz ve tek bir arama kutusuyla sonuçlara hızlı ve kolay erişim sağlayan searchinone, popüler arama motorları kadar kullanışlı olmasının yanı sıra geliştirilmiş kişiselleştirme özelliği sayesinde farklı kullanıcı türlerine de hitap eder.

Searchinone’da, girilen anahtar kelime ile basılı ve elektronik bütün bilgi kaynaklarımızın bibliyografik bilgilerine ulaşılır, online kaynaklara ise tam metin erişilir. Anahtar kelimenin yanısıra kitap, dergi ve makale başlığı; ders adı ve  ders kodu ile ISBN, ISSN veya DOI numaralarına göre tarama yapılır ve sonuçlara çok hızlı bir şekilde ulaşılır.

Ekranın sol tarafındaki tarama sonuçları genişletilir; yazar, başlık, konu, kaynak türü, yıl, dil vb. seçeneklere göre de sınırlandırılır.

Sisteme kullanıcı adı ve şifre ile giriş yaptıktan sonra tarama sonuçlarında yer alan kaynaklar e-rafta saklanır. Kişiselleştirme özelliği sayesinde e-rafta bulunan kaynaklar gruplandırılır, belirlenmiş olan konular ile ilgili duyuru alınır.

Adım Adım Searchinone Anahtar Özellikler

Basit ve kullanıcı dostu bir arayüz,

Tek bir arama kutusundan bilgiye hızlı ve kolay erişim,

Aynı anda hem kataloğu hem de bütün veritabanlarını tarayabilme,

Tarama sonucundaki kayıtların içine girerek kaynağın bulunduğu yeri, statüsünü görebilme ve aynı zamanda ayırtabilme,

Koleksiyonlarımızın dışındaki birçok kaynağın özet ve içindekiler bilgisine erişebilme,

Tarama sonuç sayfasını, ilgi duyduğunuz alanlara göre önceliklendirmek için,  sisteme ilk girildiğinde ilgili konuları seçebilme,

Tarama sonuçlarını konu, kaynak türü, yazar, dergi adı, koleksiyon , format, dil ve yıl bilgisine göre daraltma ya da genişletme,

Tarama sonuçlarını e-rafınızda saklama,

İlgilenmiş olduğunuz konular için duyuru hizmeti alma.

Soru ve önerileriniz için:
reference@sabanciuniv.edu
0216 483 92 27

Rektörümüz Nihat Berker sizi SU Okuma Kulübü Etkinliği’ne davet ediyor!

Posted by reference on May 09, 2013
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Sevgili Sabancı Üniversitesi Öğrencilerimiz, Öğretim Üyelerimiz, Çalışanlarımız ve Mezunlarımız,

Yeni bir SU Okuma Kulübü etkinliği ile sizlerle birlikteyiz. Dördüncüsünü gerçekleştireceğimiz etkinlikte teknolojik gelişmelerin insan üzerindeki etkilerine dair çok çarpıcı bir konuyu irdeleyeceğiz.İnsanlığın en büyük başarısı aynı zamanda en büyük belası olabilir mi? Bir yanda insanları ezen işlerin otomasyon teknolojileri ile gerçekleştirilmesinden elde edilen büyük bir başarı, diğer yanda teknolojik olanakların neden olduğu işsizliğin büyük bir bela olarak ortaya çıkması? Kitap, tüm bu süreci ayrıntılarıyla anlatıyor.Kitabı Bilgi Merkezi’nden temin edebilirsiniz.

Bu kitabı size hediye ediyoruz; ancak karşılığında kitabı okumanız ve 13 Kasım 2013, Çarşamba günü  saat: 16:45?te başlayacak olan çalıştayımıza katılmanız gerekmektedir. Kitabın yazarı Emeritus Öğretim Üyemiz ve Kurucu Dekanımız KEMAL İNAN?ın da katılacağı bu çalıştayda, “Teknolojik İşlevsizlik: Kitle Üretiminden Yaratıcı Tasarım?ı tartışacağız ve görüşlerimizi paylaşacağız.

Saygılarımızla,

Bilgi Merkezi

—————————————————————–0—————————————————————–

Dear Sabancı University Students, Faculty Members Employees and Alumni,

Here we are, with a new SU Reading Club event. We will focus on a topic that is very striking about effects of technological developments on human in our fourth event.

Is it possible that the greatest success of human can become the greatest trouble at the same time? On one hand we have the greatest success in the realization of automation technologies, on the other hand – as the greatest trouble – unemployment caused by the technological possibilities. This book describes in detail this entire process.

You can obtain this book from the Information Center.

The book is our present to you. However, in return, you must read it and join the workshop that we shall have at 16:45 on Wednesday, 13 November 2013. In this workshop, we will be joined by the author, Emeritus Facuty Member and Founding Dean KEMAL İNAN to discuss the book “Teknolojik İşlevsizlik: Kitle Üretiminden Yaratıcı Tasarım”.

Sincerely,

Information Center

49. Kütüphane Haftası Şenliği

Posted by reference on April 03, 2013
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

49. Kütüphane Haftası Şenliği kapsamında 28 Mart 2013 Perşembe günü Bilgi Merkezi olarak unutulmayacak çok farklı etkinliklere ev sahipliği yaptık.

Etkinliğimiz Bilgi Merkezi Ağacı dikimiyle başladı. Önceki yıllarda Bilgi Merkezi’nde yapılan bir beyin fırtınası çalışması kapsamında BM Ağacı fikri ortaya atılmıştı. Kabul edilen bu öneri için ağaç örneklerine bakıldı ve kampüste örneği olmayan Amerikan Meşesi ağacına karar verildi. Öğrenci Birliği Bilgi Merkezi Konu Sözcüsü Ömer İzmiroğlu’nun da aramızda yer aldığı etkinlikte, Bilgi Merkezi çalışanlarının ortaklaşa aldığı ağacın dikiminde heyecanlı anlar yaşadık. Okuyucularımızın kitap okuyarak büyüteceğine inandığımız Bilgi Merkezi ağacı umarız sonsuza dek yaşar.

Bir sonraki etkinliğimiz Bilgi Merkezi’nde açık sohbet toplantısıydı. Bilgi Merkezi girişinde gerçekleştirdiğimiz bu toplantıya Bilgi Merkezi’nin  ilgili çalışanları ve yine Öğrenci Birliği Bilgi Merkezi Konu Sözcüsü Ömer İzmiroğlu katıldı. Açık sohbet toplantısında öğrencilerle birebir konuşarak onların istek ve sorunlarını dinleme fırsatı bulduk. Aynı zamanda öneri kutumuza atılan önerileri de hep birlikte okuduk.

Günün en coşkulu kısımlarından biri de “Bilgiye Erişim: Nereden Nereye” adlı söyleşimizdi. Açılış Konuşması’nı Genel Sekreter’imiz Sayın Haluk Bal’ın yaptığı söyleşimize Diller Okulu’ndan Sayın  Ali Nihat Eken, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nden Sayın kemal İnan, Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nden Sayın Ersin Kalaycıoğlu ve Yönetim Bilimleri Fakültesi’nden Sayın Behlül Üsdiken konuşmacı olarak katıldılar. Sonrasında ise Rektörümüz Sayın Nihat Berker de söz alarak günün anlam ve önemine ilişkin paylaşımlarda bulundu. Konuşmalar arasında Çalışan Tiyatro’nun oyunu ve Müzik Kulübü’nün şarkıları etkinliğimize renk kattı.

Söyleşimizin ardından Ödünç verme bankosuna gelerek yeni almış olduğumuz kullanıcılarımızın ödünç ve iade işlemlerini kendilerinin yapabileceği Shelf Check açılışını Genel Sekreter’imiz Sayın Haluk Bal ile yaptık. İkram eşliğinde hoş sohbetlerin yanısıra  Sayın Haluk Bal ile Kütüphane Haftası’na öze bir twitter çekilişimizi gerçekleştirdik. İlk üç şanslı takipçimiz bizden güzel kitaplar kazandı.

Bilgi Merkezi’nde 49. Kütüphane Haftası Şenliği kapsamında çekilen video görüntülerine ve diğer görsellere bu linkten ulaşabilirsiniz.

 

21 Mart Dünya Şiir Günü

Posted by reference on April 03, 2013
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Edebiyat etkinlikleri kapsamında geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Bilgi Merkezi olarak 21 Mart Dünya Şiir Günü’nü kutladık. Çok değerli şair ve şiirseverlerin katıldığı Dünya Şiir Günü’nde bir de sürpriz bir konuğumuz vardı: Aziz Nesin. Diller Okulu Öğretim Görevlisi Sayın Mine Bağ, kendisinne hediye edilen ve Aziz Nesin’in kendi sesinden şiirlerin yer aldığı CD’den güzel şiirler dinledik. Etkinliğimizde  o güzelim şiirleri bizlerle ve şiir dostlarıyla paylaştıkları için bütün katılımcılara tekrar teşekkür ediyoruz.

Etkinlikle ilgili video ve görsellere bu linkten ulaşabilirsiniz.

 

 

Süreli Yayınlar Koleksiyonu

Posted by reference on August 06, 2012
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Bilgi Merkezi ikinci katta yer alan Süreli Yayınlar Koleksiyonu, birbirinden değerli basılı derginin güncel ve eski sayılarına ev sahipliği yapıyor. İlginizi çekecek birçok konuda dergiler var. Aşağıda sıralanan sadece bazıları:

Bilim ve Teknik
Milliyet Sanat
Toplumsal Tarih
Sinema
Auto Show
Marketing Türkiye
Ekonomist
Satranç Life
Matematik Dünyası

Her biri büyük emekle hazırlanan bu dergilere ulaşmak için tek yapmanız gereken, asansöre binip 2. kata çıkmak ve bu dergilerin keyfini çıkarmak. Keyfini çıkarırken de ilgilendiğiniz konularla ilgili sürekli bilgilenmek.

Bilgiyi keşfedin.

Şimdiden iyi keşifler…

 

 

 

 

Bilgi Merkezi Referans Koleksiyonu

Posted by akcakaya on August 02, 2012
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Sizleri Bilgi Merkezi’nin Referans Koleksiyonu’yla tanıştıralım istedik.

Zemin katta yer alan ve Bilgi Merkezi içinde kullanılan Referans Koleksiyonumuz birbirinden değerli farklı konulardaki ansiklopedilere, almanaklara, atlaslara, el kitaplarına, rehberlere, farklı dillerdeki sözlüklere ve daha fazlasına ev sahipliği yapıyor.

Sembollerin gizemli dünyasını merak edenler, ölmeden önce dinlemeniz gereken 1001 klasik müziğin hangileri olduğu, Peki ya görmeniz gereken 1001 resim!…

Bahçe işlerine merak salanlar, Encyclopedia Britannica’nın ilk baskısını merak edenler… Reşat Ekrem Koçu’nun çok değerli İstanbul Ansiklopedisi’nin sayfalarında gezinti…

Referans Koleksiyonumuz bu keyifli gezintide sizlere eşlik edecek.

Yeni Yayınlar Rafı

Posted by reference on August 02, 2012
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Merhaba,

Bilgi Merkezi’nin ödünç verme bankosunun hemen yanında bulunan Yeni Yayınlar rafında sadece Koleksiyonumuza yeni eklenen yayınların sergilerini değil, farklı konulardaki kitap sergilerini de düzenliyoruz. Buradaki amacımız, koleksiyonumuzda bulunan kaynaklardan konusal olarak haberdar olmanızı sağlamak, beğendiğiniz kitabı ya da kitapları zahmetsiz bir şekilde yakındaki Ödünç Verme bankosundan almanızdır.

Şimdiye kadar yapılan sergilerimizde Söyleşi kitapları, kişişel gelişim kitapları, her konunun tarihini içeren kitaplar, her konunun giriş kitaplarını vb. sergilemiştik. İlgiden de son derece mennunuz. Şu anda  ise Türk ve Dünya Edebiyatı’ndan sizin için seçtiğimiz kitapları sergiliyoruz. Gözünüzden kaçmış yazarları, aklınızda olup da bir türlü dilinizin ucuna gelmeyen eserleri, hiç tanışmadıklarınızı, belki hayatınızı değiştirecek kitapları bulacağınız bu sergimize sizleri bekliyor olacağız.

“Şu konudaki kitaplar da sergilensin” dediğiniz konular varsa bize yazın. Aşağıdaki email adresine bir mail göndermeniz yeterli.

reference@sabanciuniv.edu

Yeni sergilerde buluşmak üzere,

Hoşçakalın,

Bilgi Merkezi

BM – Eğitim Materyali Üretimi Hizmeti / IC – Instructional Material Production Service

Posted by reference on August 02, 2012
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Sevgili Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyeleri,

Eğitim Materyali Üretimi Hizmeti Telif Hakları doğrultusunda yeniden başlatılmıştır. Sağlanan hizmetler aşağıda belirtilmiştir. Bu hizmetten yararlanabilmeniz için Eğitim Materyali Üretimi formunu doldurmanız gerekmektedir.

  • Eğitim Materyali Üretimi Desteği
    • E-video
    • E-kitap / Basılı kitap
    • E-bilgi kaynağı
  • Açık Ders Materyali
    • E-video
    • E-kitap / Basılı kitap
    • E-bilgi kaynağı
  • Sunum Hazırlama

 

Görüş ve düşüncelerinizi bm@sabanciuniv.edu adresine gönderebilirsiniz.

Saygılarımızla,

Bilgi Merkezi

—0—

Dear Sabancı University Faculty Members,

Instructional Material Production Service has been relaunched by the Information Center, in accordance with copyright legislation. The offered services are listed below. ?The Instructional Material Production Form? must be filled in order to benefit from the service.

  • Instructional Material Production Support
    • E-video
    • E-book / Printed Book
    • E-Information Resource
  • Open Course Material
    • E-video
    • E-book / Printed Book
    • E-Information Resource
  • Preparing Presentation

 

Your feedback and suggestions will be appreciated and please share them via bm@sabanciuniv.edu

Best regards,

Information Center

Bilgi Merkezi Yeni Web Sayfası / Information Center New Website

Posted by reference on August 02, 2012
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Sevgili Bilgi Merkezi Kullanıcıları,

Bilgi Merkezi’nin  yeni web sayfası kullanıma açılmıştır. Kullanıcı gruplarının ihtiyaçları göz önünde bulundurularak oluşturulan yeni tasarım ile kullanıcılarımız kaynaklarımıza daha etkin ve hızlı ulaşırken, araştırmalarını da daha kolay yapabilecekler. Kullanıcılara göre kategorize edilmiş sayfalara, Bilgi Merkezi web sayfasında yer alan kullanıcılar sekmesi ya da aşağıdaki linkler üzerinden erişilebilinir.

Yeni web sayfamız ile istek ve görüşlerinizi bm@sabanciuniv.edu adresine gönderebilir ya da anketimizi doldurabilirsiniz.

Saygılarımızla,

Bilgi Merkezi

 

Lisans

Yüksek Lisans

Öğretim Üyesi

İdari Çalışan

Ziyaretçiler

—0—

Dear Information Center Users,

Information Center announces the launch of its new website. The new design is tailored to meet the needs of every user group, so the new website offers a user-friendly experience through enhanced search and navigation. The pages specifically tailored for the user groups will be accessible via the users tab on the Information Center website or the links listed below. We hope you enjoy it.

Your feedback and suggestions will be appreciated and please share them via bm@sabanciuniv.edu or take the survey conducted by Information Center.

Kind regards,

Information Center

 

Undergraduate

Graduate

Faculty Members

Administrative Staff

Visitors

Rektörümüz Nihat Berker, sizleri film izlemeye davet ediyor! / Our President, Nihat Berker invites you to a film viewing!

Posted by reference on July 07, 2012
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Sevgili Sabancı Üniversitesi Öğrencileri, Lise Yaz Okulu Öğrencileri, Öğretim Üyeleri, Çalışanları, Mezunları ve SUMAB (SU Mezun Aileleri Birliği) Üyeleri,

“BM Film Gecesi 2. Yaz Şöleni”, 4 yeni film ile bizleri buluşturuyor. Rektörümüz Nihat Berker?in davetiyle sizleri bu keyifli gecelerde birbirinden güzel filmleri izlemeye bekliyoruz.

Nihat Berker film öncesi, film arası ve sonrasında sizlerle SGM?de buluşacaktır.

İçecekler ikramımızdır. Film arasında Fuaye alanında tüketilmesi rica olunur.

Film gösterimi tam saatinde (19:45) başlayacaktır.

Şimdiden iyi seyirler?

Bilgi Merkezi

BM Film Gecesi 2. Yaz Şöleni “Pamuk Prenses ve Avcı” ile devam ediyor?

Tarih: 10 Temmuz 2012
Saat: 19:45
Yer: SGM
Filmin Adı:  Pamuk Prenses ve Avcı
Filmin Konusu: Kötü kalpli kraliçe (Charlize Theron) sonsuz güç için yeryüzünde kendisinden daha güzel olan tek kişiyi, Pamuk Prensesi (Kristen Stewart) ortadan kaldırmak için yetenekli avcıyı (Chris Hemsworth) zorla görevlendirir; fakat Pamuk Prensesin insanlığı karanlıktan kurtaracak güce ve seçilmişliğe haiz olduğunun farkında değildir. Kendisini öldürmeyen Avcı’dan savaş sanatı eğitimi alan Prenses şimdi halkını karanlıktan kurtarmak için mücadele eder.
Yönetmen: Rupert Sanders
Senaryo:  Evan Daugherty
Oyuncular: Kristen Stewart, Charlize Theron, Chris Hemsworth, Sam Claflin, Ian McShane
Filmin Türü: Aksiyon, Macera, Dram
Filmin Süresi: 127 dakika
Resmi Web Sitesi: http://www.snowwhiteandthehuntsman.com/

*Filmin gösterimi başladıktan sonra gelen izleyiciler balkon bölümüne alınacaktır.
** Film sonrasında Gösteri Merkezi?nden Shuttle?ların olduğu alana ring seferi düzenlenecektir.

 Daha fazla bilgi için:
E-posta: reference@sabanciuniv.edu
Telefon: 0216 483 92 27-29

—0—

Dear Sabancı University Students, Summer High School Students, Faculty Members, Employee, Alumni and SUMAB Members,

Our President, Nihat Berker cordially invites you to join ?IC Movie Night 2. Summer Feast? in July. The event is bringing us together with four popular movies.

Nihat Berker will be meeting you at PAC before and during the intermission.

Beverages also will be offered during interval. They can be consumed in the foyer prior to entering the auditorium and during interval.

The Event will start on time (19:45).

Have a good time in advance?

Information Center

?IC Movie Night Summer Feast? is continuing with “Snow White and the Huntsman”

Date: 10 July 2012
Time: 19:45
Location: Sabancı University Performing Arts Center

Title: Snow White and the Huntsman
Plot Summary: Snow White, imprisoned daughter of the late king, escapes just as the Magic Mirror declares her the source of the Evil Queen’s immortality. The Queen sends her men, led by a local huntsman to bring her back. But upon her capture, the huntsman finds he’s being played and turns against the Queens men, saving Snow White in the process. Meanwhile, Snow’s childhood friend, William, learns that she is alive and sets off to save her.

Director:  Rupert Sanders
Writer: Evan Daugherty
Cast: Kristen Stewart, Charlize Theron, Chris Hemsworth, Sam Claflin, Ian McShane
Genre: Action, Adventure, Drama
Duration: 127 min.
Official Website: http://www.snowwhiteandthehuntsman.com/  

*Latecomers will not be allowed into the auditorium once the intermission has begun.
** Ring Service will be available from PAC to shuttle area after the event.

For more information:  
 E-mail: reference@abanciuniv.edu
Phone. 0216 483 9227-29

 

Rektörümüz Nihat Berker, sizleri film izlemeye davet ediyor! / Our President, Nihat Berker invites you to a film viewing!

Posted by reference on July 03, 2012
Tanıtım ve Duyurular / No Comments

Sevgili Sabancı Üniversitesi Öğrencileri, Lise Yaz Okulu Öğrencileri, Öğretim Üyeleri, Çalışanları, Mezunları ve SUMAB (SU Mezun Aileleri Birliği) Üyeleri,

“BM Film Gecesi 2. Yaz Şöleni”, 4 yeni film ile bizleri buluşturuyor. Rektörümüz Nihat Berker?in davetiyle sizleri bu keyifli gecelerde birbirinden güzel filmleri izlemeye bekliyoruz.

Nihat Berker film öncesi, film arası ve sonrasında sizlerle SGM?de buluşacaktır.

İçecekler ikramımızdır. Film arasında Fuaye alanında tüketilmesi rica olunur.

Film gösterimi tam saatinde (19:45) başlayacaktır.

Şimdiden iyi seyirler?

Bilgi Merkezi

BM Film Gecesi 2. Yaz Şöleni Battleship ile başlıyor?

Tarih: 3 Temmuz 2012
Saat: 19:45
Yer: SGM
Filmin Adı:  Savaş Gemisi
Filmin Konusu: Yapımcılığını ve yönetmenliğini Peter Berg?in (Hancock) üstlendiği destansı aksiyon-macera filmi Battleship?te gezegenimiz; denizde, gözyüzünde ve karada üstün bir güce karşı hayatta kalma savaşı veriyor. Hasbro?nun klasik donanma savaş oyunundan uyarlanan filmde, USS John Paul Jones?ta görevlendirilen bir donanma subayı olan Teğmen Alex Hopper rolünde Taylor Kitsch karşımıza çıkıyor. Fizyoterapist ve Hopper?ın nişanlısı Sam Shane rolünde Brooklyn Decker; USS Sampson?ın komutanı ve Hopper?ın ağabeyi Stone rolünde Alexander Skarsgård ve Hopper?ın silah arkadaşı USS John Paul Jones?ta silah uzmanı olarak görev yapan Deniz Astsubayı Raikes rolünde ise Rihanna yer alıyor. Hopper ve Stone?un amiri (ve Sam?in babası) Amiral Shane?i ise uluslararası bir yıldız olan Liam Neeson canlandırıyor.
Yönetmen: Peter Berg
Senaryo:  Erich Hoeber, Jon Hoeber
Oyuncular: Taylor Kitsch , Alexander Skarsgård , Liam Neeson , Rihanna , Brooklyn Decker
Filmin Türü: Aksiyon, Macera, Bilimkurgu
Filmin Süresi: 131 dakika
Resmi Web Sitesi: http://www.battleshipmovie.com/

*Filmin gösterimi başladıktan sonra gelen izleyiciler balkon bölümüne alınacaktır.
** Film sonrasında Gösteri Merkezi?nden Shuttle?ların olduğu alana ring seferi düzenlenecektir.

 Daha fazla bilgi için:
E-posta: reference@sabanciuniv.edu
Telefon: 0216 483 92 27-29

—0—

Dear Sabancı University Students, Summer High School Students, Faculty Members, Staff, Alumni and SUMAB Members,

Our President, Nihat Berker cordially invites you to join ?IC Movie Night 2. Summer Feast? in July. The event is bringing us together with four popular movies.

Nihat Berker will be meeting you at PAC before and during the intermission.

Beverages also will be offered during interval. They can be consumed in the foyer prior to entering the auditorium and during interval.

The Event will start on time (19:45).

Have a good time in advance?

Information Center

?IC Movie Night Summer Feast? is launching with Battleship?

Date: 3 July 2012
Time: 19:45
Location: Sabancı University Performing Arts Center

Title: Battleship
Plot Summary: Peter Berg (‘Hancock’) produces and directs ‘Battleship,’ an epic action-adventure that unfolds across the seas, in the skies and over land as our planet fights for survival against a superior force. Based on Hasbro’s classic naval combat game, ‘Battleship’ stars Taylor Kitsch as Lt. Alex Hopper, a Naval officer assigned to the USS John Paul Jones; Brooklyn Decker as Sam Shane, a physical therapist and Hopper’s fiancee; Alexander Skarsgard as Hopper’s older brother, Stone, Commanding Officer of the USS Sampson; Rihanna as Petty Officer Raikes, Hopper’s crewmate and a weapons specialist on the USS John Paul Jones; and international superstar Liam Neeson as Hopper and Stone’s superior (and Sam’s father), Admiral Shane.

Director: Peter Berg
Writer: Erich Hoeber, Jon Hoeber
Cast: Taylor Kitsch , Alexander Skarsgård , Liam Neeson , Rihanna , Brooklyn Decker
Genre: Action, Adventure, Sci-Fi
Duration: 131 min.
Official Website: http://www.battleshipmovie.com/ 

*Latecomers will not be allowed into the auditorium once the intermission has begun.
** Ring Service will be available from PAC to shuttle area after the event.

 

For more information:  
 E-mail: reference@abanciuniv.edu
Phone. 0216 483 9227-29